Ülkemizde enteresan olaylar olmaya devam ediyor. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısını Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı tutuklamasaydı ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Erzurum Cumhuriyet Başsavcısının özel yetkisini iptal etmeseydi, Ülkemizde bir sorun olmayacaktı. Anayasa değişikliği de gündeme gelmeyecekti. 2002 nin Kasımından itibaren ezici bir çoğunlukla tek başına iktidar olan AKP, 8 yıldır lazım olmayan harekete geçirilmeyen Anayasa değişikliğini bir den telaş, panik, hezeyan v.b psikoloji ile bir paket hazırlayarak gerçekleştirmek istiyor. Yüksek Mahkeme Başkanları ile Hükümet birbirleriyle adeta savaş pozisyonu almış durumda.
Bu sefer durum farklı! Daha önce Askerlerle yapılan sataşmalarda Başbakan, Genelkurmay Başkanı ile paslaşıyoruz diyordu. Başbakan şimdi benzer bir şey söylemiyor. HSYK ile paslaşıyoruz demiyor. Demek ki farklı bir oyun oynanıyor, ve hükümetle yargı aynı takımda değil. İşte sıkıntının özü bu. Sıkıntı o kadar çok büyük bir hale geldi ki, Cumhuriyetimizin temel ilkesi olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kalkacağı ve yargının da yürütme eline geçeceği iddia ediliyor.
Büyük Önder Atatürk tarafından kuvvetler ayrılığı sistemi üzerine inşa edilen demokrasimizde; Yasama, Yürütme, Yargı üç bağımsız kuvvet olarak belirlenmiştir. Meclis kanun yapacak, Yürütme uygulayacak, Yargı denetleyecek. Kısaca uygulanış şekli böyle. Yargı bağımsızlığı demokrasilerin olmazsa olmazı. Aksi takdirde hukuk devleti olmaktan söz edilemez.
Anayasa değişiklik paketi hazırlandı. Yapılması gereken değişiklikler olumlu olarak hukukçular tarafından ifade ediliyor. Ya eleştiri konusu yapılanlara bakalım. Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapılanmaları yeniden ele alınıyor üye sayısı değiştiriliyor, üyeleri seçenler değişiyor, kısacası eleştirmenlerin ifadesi ile Yargı kuşatılıyor ve artık yargı bağımsızlığından söz edilemeyecek. Yürütme böylece Yasama’dan sonra Yargı’yı da kontrol altına alacaktır. Eğer böyle olursa düpedüz felaket. Demokrasimiz tehlikeye girecek, Cumhuriyetimizin temel taşı bozulacak. Eleştirmenlerin iddiası bu. Bu çok tehlikeli ve korkutucu bir iddia. Bu kadar önemli olan bir ülkenin demokrasinin kalbi olan Anayasa neden böyle sinirle, kavgayla, panik içersinde değiştirilmeye çalışılıyor anlamıyoruz.
Anayasa Değişiklik Paketi, Şu anda ki meclis yapısına göre muhtemelen referanduma gidecek. Halka sunulacak. Ne denilecek Halkımıza işte paket ya evet de , ya hayır de, kararını ver. Halk ne yapsın. İşin özü olan değişiklik paketinin esasını, yargıyı kuşatmayı tam anlayamayacak ve torpil maddelerine bakacak ne onlar; 12 Eylülcülerin yargılama yasağı kalkacak, Ondusmanlık müessesi filan.. Bu nedenle hükümet yetkilileri adeta şimdiden dayatmayı koydular. Paket bütün halinde oylanacak.
Rahmetli Sakıp Sabancı ölmeden önceki son zamanlarında Ülkemin kurtuluşunu; Seçim kanunun ve siyasi partiler yasasının değiştirilerek demokratik hale getirilmesinde buluyorum demişti. Lider sultasından kurtulmamız gerekiyor. Ülkemizde Milletvekillerini halk seçmeye başladığı andan itibaren gerçek demokrasiden, insanı yaşatmaktan, halka hizmetten bahsedilebilir. Ülkemizin esas sorunu yönetilememesidir. Ülkemizi siyasi parti liderleri yönetiyor. İş anlaşılmış sen seç sözünü dinlesinler. Şimdi R.T.Erdoğan Vekilleri belirledi hiç itiraz eden olmuyor. Hatta vekilleri nerdeyse tamamı gözden düşmemek için ‘’başka emriniz var mı efendim’’ felsefesi içersinde. Beni milletvekili yaptı mantığı. Kim yaptı seni vekil; Genel Başkanım yaptı. Vekilliğimi ona borçluyum. Bakın şimdi lider atamasıyla seçilen bir vekilden farklı ne beklersiniz ki. Farklı davranış istisnai bir davranış olurdu zaten.
İşin esasına baktığımızda Erzincan’da olaylar başlamasaydı, Anayasa yeterli olmaya devam mı edecekti. Aklı selimin düşünmesi gerekir. Ancak her ne olursa olsun bu durum, AKP ye yarayacak. Çünkü AKP de erozyon başladı. Kan kaybediyor. yüzde 30 civarında tahmin ediliyor. Ne olacak bu durum Türkiye’mize tekrar iki kutuba bölecek. Bir tarafta AKP olacak, diğer tarafta öteki Siyasi Partiler. Bu durum baştan AKP yi güçlendirmiş oluyor. Sonuçta Anayasa Değişiklik paketi reddedilse bile seçim öncesi AKP pirim yapmış olacak. Türk insanını tanıyıp, her seçim öncesi bir duygusal bir bahane bularak seçim sonuçlarına lehine çevirenlere hayranlık duymamak mümkün değil. Herkes hükümetin seçimlerden önce seçim ekonomisi uygulayacağını söylüyor. Ancak AKP seçimin seçim ekonomisi ile değil seçim siyaseti ile kazanıldığını çoktan anlamış. Ve bizim Milletimizden de bu duygusal manevralar ile daha çok destek görür.