Geçen gece bir rüya gördüm.
Hayırlara vesile olur inşallah.
Yıl Halit Çelik takvimine göre 2021.
Yani akşam yattım, sabah kalmadım
günlerim.
Benim saç sakal değirmenciye dönmüş.
Torunların ikisi de evde sivrisinek gibi bir o yana bir bu yana vızıldayıp duruyor.
Face’deyim.
3-5 arkadaş sayımı 8’e 10’a çıkarmaya
çalışıyorum.
“Susun” diyorum iki velede.
Biri bastonumu kaçırıyor, diğeri yaladığı elma şekerini sakalıma sürüyor.
Kızlarım Gizem ile Sinem emekli maaşımı istiyorlar.
“Yarı yarıya bölüşeceğiz” diyorlar.
“Lidyalı'lar parayı buldular da vermedik mi” diyorum.
Diyorum ama başımdan def edemiyorum.
İkisi de beni düşkünler evi Darülaceze’ye götürmeyle tehdit edince işliğimin gizli cebine zula ettiğim paraları çıkarıp veriyorum...
Sonra bir köydeyim.
Kış çok çetin geçiyor tabi...
Soluklanmak ve serinlemek için bir ağaç gölgesi ararken...
Bir baktım köylünün biri samanyolunu öküzlerine yediriyor..
Ben olayları uzaktan dikizliyorum haliyle...
Öküz son samanyolunu çiğneyip mideye indirince kızılca-kıyamek kopuyor.
Samanyollular köylülerin üzerine yürüyor.
Tam bu arada Küçük Emrah’ın beni göstererek “Anne bu adama baba diyebilir miyim” diyor.
Kadın kollarını açıp bana doğru koşuyor. Ben korkuyorum.
Korkmayla kalsam iyi topuklarımı kıçıma vura vura koşuyorum.
Bir çeşme başına geldim.
Aaaaa Ferdi Tayfur.
“Susadım çeşmeye varmaz olaydım” deyip hem çalıyor hemi de ağlıyor.
“Etme abi” deyip Ferdi’nin başını gögsüme dayayıp tam susturmuştum ki.
Bir de baktım Orhan Baba geliyor aşağı bahçelerden...
Sazı atmış omuzuna tutmuş sapını eliyle “Batsın bu dünya’yı çağırıyor...
O devirde cep telefonu yok tabi...
Avea "Her yerden çeker" kampanyasını yeni başlattığı yıllar yani.
Rüyam benimle alay ediyor sanki.
Köyden alıp bu sefer de Nişantaşı’na
getirdi.
Osmanbey’den girmiş kendimi Maçka’ya doğru vermiştim ki.
Omuzuma bir el değdi.
Döndüm baktım Hürrem Sultan.
“Ne o kız Sultan Süleyman’la artık Nişantaşı alemine mi takılıyorsunuz”
diyecektim ki.
Parmağını dudağıma dayayıp “Sus”dedi ve ekledi: “Sen bilirsin Fatma Gül'ün suçu ne?"
Öyle kala kaldım bir süre.
Sonra kendimi toparlayıp “Sana mesaj atarım” diye savuşturdum...
Bir den"Halittttt" diye bir ses geldi...
Sol kulağım gece mesaisinden gelip yattığı için sesi sol kulağım duydu...
Biraz bozuldum sol kulağıma harbiden...
"Sen Komünist misin la ?" dedim...
"Yo ben telekulak değil kepçe kulağım" dedi...
Rüyamın sonradan bir önceki bölümünde
gazeteye alo diyorum.
Sekreter kız çıkıyor.
Büyük yazar havasına girerek “Yazımı 12 punto kullanın kızım” diyorum.
Kızın ağzında çiynediği sakız sesi geliyor. “Kimsin” diyor.
“Kızım ben Halit Çelik diyorum”
“Ha sizmisiniz “diyor.
“Evet” derdemez ise kahkaha atarak “Siz kovuldunuz” acı haberi veriyor.
Rüyamın son bölümü ise şöyle:
Akşam bir yerlere misafir oldum
Sabahleyin cenk edeceğiz erkenden yatıp dinleneyim dedim
Asansörle 11. kata çıktım...
Bu devirde elektrik yok tabi...
O akşam mum ışığında azıcık televizyon izledim...
Aklım Ferdi’nin türküsünde kaldı ne alakaysa.....
İnternet olmadığı için Facebook'una
yazdım..
Ferdi abi suyu içtin mi”