İstatistikler işsizlik var diyor, aşsızlık var diyor, vatandaşın gelir düzeyi yoksulluk değil açlık sınırının altında diyor. Ama vatandaş bunu tartışmıyor. Bu tartışmayı askıya aldı. Anayasa değişikliğini konuşuyor, vatan diyor, adalet diyor, demokrasi diyor, siyasi partiler yasası değişmeli diyor, seçim yasası değişmeli diyor vs. vs. Kendini konuşan yok.
Böyle büyük bir millet bu.

Bu millet yokluğa, işsizliğe tahammül eder. Ama hukuksuzluğa, haksızlığa, diktaya tahammül edemez. Vatandaşın nabzını yoklayın çevrenizdeki insanları şöyle bir konuşturun.

Örneği var mıdır;
Emek, emek yetiştirdiği, canından can kattığı çocuğu şehit düştüğünde “ Vatan sağ olsun” diyerek dimdik ayakta duran, bu kadar vatan sever ana, baba, bacı, kardeş hangi millette vardır.

Kendisinin gelir düzeyi açlık sınırının altında iken, kendi ailesine yettiremediği ekmeği komşusu ile paylaşabilen, gözü gönlü tok başka bir millet var mı dır.

Başka dinden, başka mezhepten olan komşusu ile kendi inancında olmayan bayramı kutlayan, onunla birlikte bayram coşkusunu yaşayabilen inanca saygılı başka bir millet varmıdır.

Duvarın bir tarafı cami, diğer tarafı kilise, 1 metre sağında havra,  1 metre solunda cem evi olan bir buluşma, hoşgörü, birlik, barışa hangi vatan toprağı şahit acaba.

Çocuğu başka bir çocuğun canını yaktığında çocuğuna yanlış yaptığını anlatan anne baba çocuğunun özür dilemesini sağlamaya çalışır. Güçlünün değil haklının üstün olduğunu ifade eden anne, baba çocuğunda adalet bilincinin yerleşmesi için kılı kırk yarar. Bir millet ki hem İslam dininin gereği olarak, hem de evrensel değerler gereği adaleti bu kadar önemser.

Bir millet ki siyasi görüşü, dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun,

Milli marş okunurken kurtuluş savaşında verilen mücadeleyi düşünür daha bir inançla söyler marşını.
Saz duyar, semah izler içi coşar;
Mehter marşı dinler yine coşar;
Hac görevini yerine getirenleri izlerken yüreği kabarır, gözleri dolar;
Kilise çanında başka bir anlam bulur.

Hoşgörü, birlik, beraberlik, adalet vatandaşın hayatının içindedir. Vatandaşın sözünde değil özünde, yaşantısında bu değerler vardır.
Ama vatandaşın kendisini temsil etsin diye oy vererek parlamentoya gönderdiği vekillerinde aynı hoşgörü, birlik, beraberlik, adalet, demokrasi duygusu var mıdır? Eğer varsa biz meclis televizyonunu izlerken neden bazılarında bu hoşgörünün, birliğin, beraberliğin, adalet bilincinin, aklı selimin olduğunu gözlemleyemiyoruz.

Kanun koyucular, icranın başımda olanlar şöyle bir beş dakika kadar dursalar, temsil ettikleri milleti bir inceleseler, kendilerinin de dahil olduğu bu milletin nasıl olduğunu tekrar bir hatırlasalar, icraya şekil verirken sehven yapılan hatalar varsa, bu milletin dokusuna uymayacak düzenleme girişimleri varsa bu hamlelerden vazgeçerler belki diye düşünüyoruz.