10 Ağustos 2014 te seçmenimizin sandığa giderek yüzed 51,8 ile Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye Cumhuriyeti’nin 12 inci Cumhurbaşkanı olarak seçti. Milletimize ve Devletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin arkasından AKP Genel Başkanlığı’na ve Başbakanlığa Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu seçildi. Böylelikle aylardır devam eden AKP de kiminle devam edilecek sorusu da cevabını bulmuş oldu. 62. Hükümet yeni bakanları ile birlikte görevlerine başladı. Hayırlı uğurlu olsun.
Geçen süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı seçiminden çok AKP nin kiminle devam edeceği siyaset bilimcileri daha çok meşgul etti. Muhalefet partileri tarafından ortaya atılan çatı aday formülü nedeniyle seçimin ilk turda sonuçlanacağı herkes tarafından tahmin edildi. Sonuçlar malumun ilamı mahiyetinde oldu. Herkes tarafından görüldü ki kutuplaşma ve toplumun iki tercihten birini kullanmaya yöneltilmesi AKP ye yarıyor ve AKP yi güçlendiriyor. Aslında seçim bir kılın üzerinde geçti. İlk turda sonuçlanmasaydı ikinci turda durum farklı olabilirdi. Seçimin ilk turda sonuçlanmasını engelleyecek formül ise kanımca; çatı aday yerine CHP nin MHP tabanın oy verebileceği bir isimle seçime girmesi ki bu Mansur Yavaş olabilirdi, MHP nin ise güçlü bir adayı ile seçimlere girerek yoğun bir çalışma yapması gerekirdi. Böyle bir durum seçimi ikinci tura bırakabilirdi.
Seçimden çıkartılacak başka bir sonuç ise Aday ın tanınması ve siyasetin içerisinden gelmesi de seçmen tercihini doğrudan etkiliyor olmasıdır. Duyguları ve alışkanlıkları ile karar veren tanıdık yüze arka dönmeyen bir millet olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ayrıca kutuplaşmalar her defasında yıpranan AKP nin oyları artırmaktadır. AKP siyasetçileri ve lideri bu durumu 12 yıldır kullanarak gelmektedirler. AKP iktidarından kurtulmak isteyen siyasi liderlerin özellikle MHP lideri Sayın Bahçeli’ nin bu durumu görerek siyasi tercih yapması gerektiği halde, tersi bir durum izlemesi de AKP ekmeğine sürekli yağ çalmaktadır. Kanaatimce MHP nin İktidarın faaliyetlerini inceleyerek yaptığı yanlışları önlemek ve doğruyu işaret etmek üzere uyguladığı politikalardan vazgeçerek; devleti bizzat yönetmek için iktidar olma uğrunda politikalar üretmesi gereklidir. Aksi halde Türkiye’de siyaset AKP merkezinde sıkışmış durumdadır. Bu sıkışıklığın önünü MHP den başka açacak bir formülde görünmüyor. Ya AKP içerisinden bir bölünmeyle merkez sağda kurulacak bir güçlü parti bu tıkanıklığı açabilecek veya MHP nin yeniden yapılanması ve sağ seçmen diye adlandırdığımız Milletin yüzde 70 ini hedef alan bir kapsamlı bir politika ile Siyasi hayatımızda yerini alması gerekir.
2002 de tıkanan Ülke siyasetimiz Milli Görüş içerisinden filizlendirilen bir hareketle AKP adı altında iktidara taşınarak tıkanıklık açılmıştır. Şimdi ise Ülkücü Hareket içerisinden ülke siyasetinde ki tıkanıklığı açacak bir filiz ve formül çıkartılmalıdır. Seçmenin oylarının yarısını alan bir siyasal parti var siyaseten tıkanıklık yok diyenler olabilir. Ancak bu gerilim siyasetinin hızla ülkeyi yönetilemez hale getirdiğinin görülmesi gerektiği de bir gerçektir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, Partiyi aday olmayacağı bir kurultaya götürerek MHP de yeniden bir yapılanmanın önünü açarak MHP yi iktidara taşıyacak yapıyı oluşturmaya gayret edeceğini ümit ediyoruz. Aksi durumda önümüzde ki seçimlerde AKP nin oy oranı yüzde 50'ler civarında gerçekleşirse kimse şaşırmasın. Şu andaki siyasi tablo ile seçime gidilirse, yarınlar bu günlerden farklı olmayacaktır. 12 yıldır böyle gelen sonuçlar, bu tablo ile daha çok 12 yıllar devam eder gibi görünüyor. Herkesin kimliğini ve konumunu korumayı bir tarafa bırakarak durumdan vazife çıkarma zamanı gelmedi mi?
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Anıtkabir ziyareti sırasında Özel Deftere yazdıkları ve arkasından yaptığı açıklamalardan çok etkilendim ve duygulandım. Cumhuriyetin kuruluşunda ki ruhtan bahsetti ve Atatürk Döneminde Yüce Önderin uyguladığı politikalara sıkıca bağlanacağını ifade etti. Şaşırmadım desem yalan olur. Sürekli Mustafa Kemal diyen, Atatürk demekten kaçınan Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu sözleri söylüyor. Ne diyelim çok memnuniyet verici açıklamaydı. Demek ki Atatürk ü daha iyi anladı. Atatürk ü daha iyi anlamak herkese nasip olur inşallah, çünkü herkes Atatürk ü, günümüzde ki Atatürkçülükten beslenenlere bakarak anlamaya çalışıyor. Unutmayalım ki bugünümüzü, Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz. Ve yine unutmayalım ki; Tarihte ki en büyük Türk Milliyetçisi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ne Mutlu Türküm Diyene.