Cumhuriyetimizin ilanından 88 yıl geçti. Hala devletimizin kuruluşunu hazmedemeyen dış güçler var ve ülkemizi karıştırmak için adeta pusu kurmuş bekler durumdalar.

Devletimizi kıskanıyorlar,  çünkü şanlı bir tarihe konu olan bir milletin evlatları olarak tekrar eski gücümüze sahip olmaya başladık. Dünyada örnek ülke olarak gösteriliyoruz. Elbette ki bu gücümüzü devletimizin kurucu felsefesi olan milli devlet ve Türk İslam sentezinden alıyoruz. Ulu Önder Atatürk ve arkadaşları, adeta gelecek yüzyılların fotoğrafını çeker bir vaziyette İslamın demokrasi içersinde daha iyi yaşanacağını görerek, milletimizi demokrasiye geçirmişler, yaptıkları inkılaplar vasıtası ile de medeniyetle eşdeğer bir yaşam kültürü oluşturmuşlardır. Devlet olma yönünde bir sıkıntımız olmamıştır. Tarihimiz devlet milliyetçiliği örnekleri dolu olup, ırkı manada bir milliyetçilik atalarımız tarafından benimsenmemiştir.

Milliyetçilik anlayışımız İslam la bütünleşen devlet yapısına ve vatana sahiplenme olarak tezahür etmiştir. Atalarımız gittikleri yerlerde adaleti üstün kılarak örnek olmuşlardır. Milliyetçilik anlayışımız da ırkı temele dayanmadığı için egemenliğimiz altında bulunan milletlere zarar vermemiştir. 

20 asırda meydana gelen ulusalcılık ve milliyetçilik kavramlarında meydana gelebilecek değişimler Ulu Önder Atatürk tarafından görülerek ulusal kimliğe dayalı tek millet olma kimliği ile cumhuriyetimizin temel felsefesi oluşturulmuştur. Vatan toprakları içersinde bulunan Müslümanlarda Türk denir diyerek noktayı koymuş. Kendini farklı ırki kimliklerle ifade edenleri de birinci sınıf vatandaş ve Türk Milletinin bir evladı olarak kabul etmiştir. Gelişen zaman içersinde kendilerini farklı kimliklerle tanımlamak isteyenler, Ulu Önderi yeteri kadar anlayamadıklarından dolayı bir takım arayışlara ve isyanlara başvuranlar olmuştur. Kanaatimizce küçük çaplıda olsa meydana gelen bu isyanlar devlete karşı olmayıp, bölgesel bir takım ilişki ve otorite sıkıntısından kaynaklanmıştır.  Şunu kabul etmek gerekir ki ulaşımın haberleşmenin olmadığı Cumhuriyetin ilk yıllarında insanların her şeyi olduğu gibi görme ve algılama yeterliliğine sahip olmadığını kabul ederek bu tür davranışların yorumlanması daha mantıklı olacaktır. Bu nedenle Dersim ve Koçgiri gibi isyanların bağımsızlık mücadelesi olarak yorumlanması talihsiz açıklamalar olarak değerlendirilmelidir.

Dikkat edilirse bu isyanlar bölgesel olarak meydana gelmiş olaylardır. Bölgesel ilişkilerden meydana gelen bu olayları devlete karşı olarak bir ayaklanma olarak da yorumlamak da yanlış olabilir. Tarihimizde azda olsa vuku bulan bu tür olayların nedenleri geleceğe ışık tutması açısından yorumlanabilir. Ancak bu günden geriye giderek suçlu aramak veya hesap sormaya kalkmak, özür dilemek gibi davranışlar kimin ne işine yarayacak bilemiyoruz. Çok dikkatli olmamız  gerekmiyor mu? Neden bu günlerde böyle açıklama yapılıyor. Devleti kuran iradeyi suçlayarak nereye varılacak.

Bu açıklamalar  topluma kin ve nefret tohumları saçmayacak mı?  Neyin mücadelesini yapıyoruz. Eğer özür dilemeye başlarsak başkaları da özür beklemez mi? Çok uzaklardan kıta geçerek geldiğimiz Anadolu Topraklarına gelinceye kadar olan hadiseler için özür mü dileyeceğiz. Yarin Rumlar Ermeniler özür dilememizi isterlerse ne yapacağız. Dünya tarihinde görülmeyen bu türden hareketlerden kesinlikle kaçınmamız gerekmez mi? Daha önce denedi, alt kimlik üst kimlik tartışmaları ülkemizde nelere yol açtı görmüyormuyuz? 12 Eylül 1980 öncesi olayları hatırlamıyormuyuz?  Kimlik meselesi Kürt sorunu diyerek PeKaKa nın siyasallaşma çabasına destek olunmadımı? İşin nerelere geldiği özerlik açıklması ve KCK operasyonlarından anlaşılmıyormu? Unutmamalıyız ki; şu anda, dünyada söz sahibi bir Devlet olmamızı Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam kuruluş felsefesine borçluyuz. Ulu Önder Atatürk ve arkadaşları tarafından temelleri atılan rejimimiz sayesinde bütün İslam Ülkelerine örnek olarak gösteriliyoruz.

Bu günlerimizi borçlu olduğumuz tarihimizi ve yöneticilerini, o dönemleri yaşamadan sıkıntı ve zorluklarını bilmeden suçlamak ve onlar adına özürler dilemek uzaktan gazel okumaktan başka bir şeye benzemeyeceği gibi, Milli Gurur ve Şuurumuzu incitmekten başka bir işe yaramayacaktır.