
Bu yukarıdaki resim benim aile fotom.
İki kızımın ortasında bozulmaya yüz tutmuş salam gibi per perişan duran benim...
Yıllar önceydi...
Ben diyem yıl 2008’di, siz deyin 2009’du...
Biz vatansız gazetecilerin nerde yiyip içtiği, nerede yatıp kalktığı belli olmadığı için bir gün yolum gelin olan kızımla birlikte Erzincan’a düşmüştü.
1992 depreminde yerle bir olan SSK Hastanesi’nin önünden geçerken yaşamını keybeden sağlık çalışanlarını düşündüm.
İki hemşire kardeşim geldi o an aklıma...
Burnumu mu çektim yoksa gözlerim mi nemlendi ne, kızım Gizem dedi “Ne oldu baba”
“Heç” dedim “Ne güzel evler yapmışlar değil mi” diye 4 katlı binaları gösterdim...
O ölen sağlıkçılara ağladığımı öyle savuşturmuştum...
Havaalanında teyyareye binip Erzincan’ın tepesine çıkınca üniversiteye hazırlanan kızım Sinem Başak geldi aklıma ne hikmetse...
Erzincan’ın karlı tepelerini geride bırakırken
Sinam Başak’ın o yılki tercihlerinde “Erzincan mutlaka olmalı” dedim kendi kendime...
Tercih günü gelip çattığında Erzincan Üniversitesi hemşirelik bizim ilk tercihimiz oldu.
O bölümün kodunu yazarken ben sanki Erzincan SSK Hastanesi’nin enkazındaydım...
Olmadı.
Sinem Başak Erzincan’a gidemedi.
Çelik ailesinin Erzincan sevdası işte o yıllarda yarım kaldı...
Her anne babanın çocukları için iki hayali vardır.
Birincisi onu yada onları sağlıklı yetiştirmek ve iyi bir üniversitede eğitimini tamamlamasıdır...
Türkiye’de Tunceli hariç tüm illerimizde ilköğretim okulu görünümünde ama tabelasında üniversite yazan üniversiteler ve meslek yüksek okulları var...
Günün saat 16.00’da bittiği, korkunun kol gezdiği il ve ilçelerde bulunan bu üniversiteler tabela üniversitesinden öteye gitmediğini bilen biliyor.
Prof. Dr. İlyas Çapoğlu gibi bir hocanın başında bulunduğu Erzincan Üniversitesi’ni nedendir bilmiyorum çok yakından takip eden biriyim.
Belki de kızımı oraya gönderememenin burukluğu halen bilinç altımda yatıyor.
Ben buradan Erzincan Üniversitesi’ni ve üniversiteye bağlı meslek yüksek okullarına gitmeye hak kazanmış öğrenci kardeşlerimi kutluyorum.
Bu öğrencilerin ve ailelerinin de Erzincan’ı evleri gibi görmelerini istiyorum.
Erzincan halkı vatanseverliliğiyle aile yapısına verdiği önemle namus, haysiyet, onur kavramışla belki de bu ülkenin ilkidir.
Erzincan halkı da şunu unutmasın.
Erzincan’a ya da ilçelerine okumaya gelecek olan öğrenciler sizin kızınız oğlunuzdur. Onlar size emanettir.
O öğrenciler yarın Erzincan’dan aldıkları diplomaların üzerinde ilinin ilçenin ismi yazılacaktır.
O Erzincan ve ilçe isimleri o üniversitelinin ömür boyu okuma tapusu olacaktır.
Keşke bende kızım Gizemi kocaya vereceğime Erzincan Üniversitesi’nde bir bölüme verebilseydim.