Yıllar önce başlamış bu serüven.
İnsanlar doğdukları yerleri bırakıp, almışlar çantalarını ellerine düşmüşler gurbetin yoluna.
Kimi kara trenle, kimi kamyon kasasında kimi de o devrin otobüsleri ile gitmişler gurbet ellere.

Tabi gurbetin ilk adresi çoğu insan için ‘taşı toprağı altın’ denilen İstanbul olmuş.
Varsa kendisinden önce gelen bir köylüsü onu, yoksa kendine en yakın gördüğü bir hemşehrisini bulmuş.

Gurbette gidipte ekmek kazananı görenler, gerilerinde ana babalarını bırakıp gelmişler gurbet ellere. Her gelen kendi köylüsünün olduğu semtlerde oturmaya başlamış. Bu bir arada olma zamanla kaybolmuş ve aynı köyün ve ya şehrin insanları deşik yerlerde yaşamaya başlamış.

Büyükşehir burası, öyle köydeki gibi yaşam yok. Ekmek aslanın ağzında. İş, aş bulmak geçinmek için insanlar başlamışlar var güçleri ile çalışmaya. Sabah işe akşam eve. İnsalar artık birbirlerini görmez olmuş.

Her köyün ileri gelenleri oturmuşlar düşünmüşler taşınmışlar ne yaparda insanlarımız bir arada tutup, birlikteliğimiz sağlarız diye. Sonunda karar vermişler derneklerini kurmaya.

İlk önce köyler başlamış dernekleşmeye. Büyükşehirde kaybolmamak, kültürlerini ve geleneklerini yaşatmak, daha da önemlisi birbirlerini görebilmek için herkes destek olmuş bu oluşumlara.

Köy dernekleri kurulmuş ve aynı ilçenin köy dernekleri birleşerek ilçe derneğini kurmuş, oda yetmemiş il dernekleri kurulmuş. Burada hep birliktelik hedeflenmiş.

İşte bu dernekler insanları bir araya getirmek amacıyla çeşitli organizeler yapmaya başlamışlar. Piknik gezileri, sıla geceleri gibi.

İstanbul’da yaşayan ve bugün 1 milyon olduğu tahmin edilen Erzincanlılar da bu işlerin hep öncüsü olmuş.

Her yaptıkları başkalarına örnek olmuş.

Birlik ve beraberliğin sağlanmasının yanında gençlerde büyük önem vermiş. Onların birbirlerini ve büyüklerini tanımaları için hep daha cazip yolları aramış gurbette Erzincanlılar.

Ve sonunda insanları bir araya getiren futbolu bahene edip, köyler arasında turnuvalar düzenlemeye başlamışlar.

Bu bahene öyle işe yaramış ki, hem gençler hem büyükler her sene yenisinin yapılacağı zamanı beklemeye başlamışlar. Kemah 33 yıl önce başlamış bu işe, İliç 15 yıl, Refahiye ise 8 yıldır sürdürüyor bu turnuvaları.

İşte Erzincanlılar bu önderlik özellikleri ile hem insanaları bir araya getirmiş kaynaştırmışlar hem de herkese örnek olmuşlar.