Büyük Önder Atatürk Cumhuriyetimizi kurduktan sonra dış emperyalist güçlerin ülkemizde faaliyet göstermelerine izin vermemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında ülkemizde cirit atan, emperyalist ajanlar, otoriter ve üniter devlet yapımız içersinde kendilerine istedikleri gibi hareket alanı bulamamışlardır. Bu bölgede güçlü bir Türk Devletinin varlığı, etrafımızda yer alan bütün devletler tarafından istenmemektedir. Hemen her fırsatta devletimizin gelişmesi ve güçlenmesi karşısında ne yapacaklarını şaşırır vaziyette; Osmanlı İmparatorluğu’ döneminde yaptıkları içeriyi karıştırma faaliyetlerine hız kazandırmışlardır. Çok partili siyasal yaşama geçmemizden ve Nato’ya da girmemizden sonra kendilerine zaman zaman çalışma zemini bulmuşlardır. Bu faaliyetler çerçevesinde ülkemizde, dinci devrimci, solcu sağcı, laik laik olmayan, alevi suni ve son olarak da Türk Kürt ayrımcılığı ortaya atılmış ve ülkemiz içeriden karıştırılmaya çalışılmaktadır. Etrafımızda ki devletler ve kendini süper güç sayan devletlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı gibi bir gün üç kıtayı birden kontrol edebileceği düşüncesi ve korkusu ile bunu engellemek için her türlü faaliyeti yapmaktadırlar.
Çanakkale Savaşında püskürtülen en büyük haçlı seferinden sonra, Türk Milleti ile baş edemeyeceğini anlayan haçlı ordusu ve zihniyeti yukarıda belirttiğim bölücü faaliyetleri kalleşçe işbirlikçileri ile uygulamaya koymuşlardır. Her seferde milletimin evlatlarını bir birine kırdırmaya çalışmışlardır. Şu anda ülkemizde 30 yıldır bela kusan PKK hainlerinin arkasında yine bu haçlı ordusu vardır. Erkekçe yapamadıklarını namertçe yapmaya çalışarak, ülkemizi federatif bir yapıya dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Atatürk Cumhuriyeti kurarken Anafartalar da yüz yüze karşılaştığı haçlı ordusunun bu tip manevralarına meydan vermemek açısından; Tek Millet, Tek Devlet, Tek Dil, Tek Bayrak, Tek Vatan esaslı Milli devletimizi kurmuştur. Herkesin geriye dönüp Gazi Mustafa Kemal’i anlaması ve takdir etmesi gerekir. Kimse devletimin temel ilkeleri üzerine oyun oynamasın. Kimse devletimin kuruluş felsefesi karşısında durmasın. Bu Yüce Millet Çanakkale de bütün dünyaya karşı koymuş bir kahraman millet olarak üç beş tane soysuza elbette pabuç bırakmayacaktır. Kimse kusura bakmasın, Kürtlerin en rahat yaşadığı birinci sınıf vatandaş olarak her hakka sahip olduğu tek ülke de Türkiye’dir. Müslümanlığın en iyi yaşandığı ülkede Türkiye’dir.
Türk Milletinin bu hain saldırı karşısında sabrının kalmadığını fark eden ABD geçen yıl ülkemizde temaslar kurarak PKK nın sonunun geldiğini tasfiye edebileceklerini bunun için çözüm arandığını kamuoyuna duyurmuşlardır. Bu bağlam da Cumhurbaşkanımız geçen yıl artık PKK terör örgütü bitebilir diye açıklamalar yapmış, bunun için olumlu bir durum olduğunu defalarca ifade etmiştir. Ancak ABD tarafından yaşam garantisi verildiğini tahmin ettiğimiz 5 bin PKK haininin Türk Milleti tarafından affedilmeyeceği ortaya çıkınca bütün laflar hikaye olmuştur. Arkasından Hükümetin demokratik açılım paketi ortaya çıktı. Ne olduğu anlaşılmayan paket 1,5 sene konuşuldu. Tartışıldı. İçi boş dolacak dendi. Çalışılıyor, çalıştaylar oluşturuldu dendi. Demokrasi zaferi olacak dendi. Bir şey çıkmadı. Çıkamazdı da zaten TRT 6 kuruldu açılım bitti derken esas bomba Kürtler tarafından patlatıldı. Çift dil, 24 veya 25 özerk bölgenin de istendiği bir yığın saçmalık. Enteresan bir şey daha oldu. Başbakan olduğu günden bu güne kadar Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi diye alt kimlik üst kimlik tartışmalarının mimarı sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan birden Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Dil diye haykırıyor. Bu sözleri alkışlıyoruz da ya geçen 8 yıl yaptıklarınız, açılımlar, paketler, aflar, tavizler bunlar neydi. Acaba Dış İşleri Bakanı Ahmet Davudoğlu’ndan sonra, Türkiye’nin tek merkezli dünya yerine, çok merkezli dünya tezinin güçlenmesi ve bu bağlamda dış işlerimizin İran’a gösterdiği yakınlık mı, ABD nin yanımızdan uzaklaşarak PKK’yı tasfiye etmekten vazgeçmesine ve bu hainleri İran’a karşı kullanacağı düşünceleri nedeni ve Büyük Orta Doğu Projesi’nden vaz geçileceği ve bu projenin ülkemiz aleyhine kullanılarak üniter yapımızın federatif yapılara ayrıştırmak için hain planlar yapılacağı ihtimalimi bu tavırları aldırıyor. Bilmiyoruz.
Acaba bu topraklar üzerinde Büyük Önder Atatürk’ün neden Milli Devlet kurduğu tezi birden çok daha mantıklı geldi de o yüzden mi Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Dil söylemleri birden benimsendi. Atatürk Türk Milletini; Gayri Müslimler dışında ki Müslim insanlar diye tarif etmiştir. Vatandaşlık bağı diye diye sulandırılan millet kavramı birden nasıl Tek Millet söylemi haline geldi. Yoksa yaklaşan seçimler mi birden milliyetçi söylemleri geliştirdi. Acaba önümüzdeki seçimlerde din istismarı değil de milliyetçilik söylemlerimi oy almada etkili olacak. Bunları bilmiyoruz. Ancak yukarıda ki ihtimaller herkes tarafından konuşulup tartışılıyor. Bekleyip göreceğiz görmesine de. Şu geçen kürt raporunu açıklayan ve kendilerini kürt vatandaşlarımızın temsilcisi sayan beyefendilere bir çift sözümüz var; Kürtlerin en rahat yaşadığı ülkede Türkiye, Müslümanlığın en rahat yaşandığı ülkede Türkiye’dir. Şimdi dilimizle, üniter yapımızla uğraşmayın. Edebinizle oturun. Türk Milletinin bir ferdi olmanın gururunu yaşayın. Haçlı seferlerine alet olmayın. Kahpe oyunlara girip oynamayın. Et tırnaktan ayrılamaz. Zorlamayın. İsrar etmeyin. Bilesiniz bu Yüce Millet ısrarcıları ve isyancıları hiç sevmez.