Yazıma başlamadan önce tüm dostlarımızın, büyüklerimizin ve hemşerilerimizin bayramını kutluyorum. Cenab-ı Allah bizi nice bayramlarda buluştursun.

Sevgili okurlar bu bölümde size hasta ile doktor arasındaki ilişkiden ve gizliliğinden bahsetmek istiyorum. Günümüz teknolojisindeki gelişmeler, gizli tutulması gereken bilgilerin farklı kaynaklar arasında paylaşılması sırasında, bilgi kaynağı sahipleri için ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Özellikle doktor ve hasta mahremiyetinin farklı yasalar korunduğu düşünüldüğünde veri gizliliğinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Doktor ile hastası arasında ki bilgi kişisel bilgi ve özeldir. Mesleki ahlakta doktorun bu bilgileri kimse ile paylaşmasını engellemektedir. Hasta durumunun bilinmemesini isteyebilir. Hastanın gerek tedavisi gerekse sosyal durumu göz önüne alındığında bu konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. Doktor, kendi vicdanına ve hastanın yararına hareket ederken, aynı zamanda hastanın özerkliğini ve haklarını da garanti etmelidir.

Dünya Tabipler Birliği, bu düşüncesinden hareketle, 1981’de ilk kez Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’ni yayımlamıştır. Bu metinde "Hasta, kendisiyle ilgili tüm tıbbi ve kişisel bilgilerin gizliliğine gereken saygıyı göstermesini hekiminden bekleme hakkına sahiptir" cümleleriyle karşımıza çıkan gizlilik hakkı, 1995 tarihli Bali Hasta Hakları Bildirgesi’nde daha da genişletilmiştir. Bali Hasta Hakları Bildirgesi’nde hastanın gizlilik hakkı ile ilgili yayınlamış olduğu maddeler aşağıda verilmiştir.

nHastanın sağlık durumu, tıbbi durumu, tanısı, tedavisi ve kişiye özel diğer tüm bilgiler ölümden sonra bile gizli olarak korunmalıdır. İstisna olarak hasta yakınlarının kendileri ilgili sağlık risklerini öğrenmeleri açısından bu bilgilere ulaşabilme hakkı olabilir.
n Gizli bilgiler sadece hastanın açık izni veya mahkemenin kesin isteği üzerine açıklanabilir. Hastanın açık olarak izin vermediği durumlarda bu bilgiler sadece bilgilendirilmesi gereken diğer sağlık personeline verilebilir.

n Hastanın kimliğine ait tüm bilgiler korunmalıdır. Bu bilgilerin korunması usulüne uygun yapılmalıdır. Bu tür verilerin alındığı insan ürünleri de aynı şekilde korunmalıdır.
Avrupa hasta haklarının geliştirilmesi bildirgesi olarak da 1994 tarihli Amsterdam Bildirgesi de aynı yaklaşımlar benimsenmiştir. Bildirgede, "Sağlık kurumlarına başvuran hastalar, kurumların özel hayatlarının korunmasını sağlayan fiziksel özelliklere sahip olmasını bekleme hakkına sahiptirler" düzenlemesiyse, hasta mahremiyetinin belki de en hassas noktasını oluşturmuştur. Nitekim İstanbul Tabip Odası başvuruları arasında yapılan bir çalışmaya göre; hastaların "mahremiyet" konusunda en büyük yakınmalarını, sağlık kuruluşlarının fiziksel koşullarının oluşturduğu ortaya konmuştur.

Hasta hakları bu kadar hassas ve doktorlara bu kadar sorumluluk yüklerken insanların hastalıklarının ve durumlarının başkaca yerlerden duymaları suç teşkil edecektir. Bu Türk Ceza Hukukunda da yer almıştır. Değerli hocamız Prof. Dr. Fatih Mahmutoğlu’nun bir makalesinde yazdığını sizlerle paylaşmak istiyorum;
"Çalışma alanımız olan ceza hukuku mevzuatımız kapsamında konuya ilişkin örnekler vermek gerekirse; TCK’nın Kişiye Karşı Suçlar Kısmının Özel Hayata Ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Başlıklı Dokuzuncu Bölümünde; Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK 132), Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması (TCK 133), Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134), Kişisel Verilerin Kaydedilmesi (TCK 135), Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme (TCK 136) Ve Verileri Yok Etmeme (TCK 138)  başlıkları altında düzenlenen suçlar böyledir ve başkalarıyla paylaşılmak istenilmeyen özel yaşam ve kişisel veriler ön plandadır. Öte yandan kurumsal nitelikteki sır alanının gözetildiği TCK ‘nın 239 maddesinde ki. ‘’Ticari Sır, Bankacılık Sırrı Veya Müşteri Sırrı Niteliğindeki Bilgi Veya Belgelerin Açıklanması’’ başlıklı suçta, biraz önce değindiğimiz gibi, çalışma hayatı ve mesleklerle bağlantılı bir biçimde yine sır alanı ön plana çıkartılmaktadır."

Görüldüğü gibi hasta ile doktorunun arasında geçen ve hastanın durumunu ilgilendiren bilgiler özel bilgilerdir. Paylaşılması kesinlikle yasaktır. Özel hayatı ihlal durumunu oluşturur.
Sevgili hemşehrilerim başkanlığını yaptığım Hatalı Tedavi Mağdurları Derneği ile hasta olan hatalı tedavi ve tıbbi müdahaleye uğrayan insanların haklarını aramasına yardımcı oluyoruz. İnternet ortamında bize ulaşabilirsiniz. Dernek merkezimiz İstanbul Kartal’da olup telefon numarası 0216 352 80 94’ dür. Lütfen Hatalı Tedavi ve Tıbbi müdahaleye uğradığınızı düşünüyorsanız bunu bizim ile paylaşınız. Sağlıcakla kalın…..