12 Haziran 2011 de yapılacak milletvekilliği genel seçimleri için siyasi partiler adaylarını Yüksek Seçim Kurulu’na bildirdiler. Yüksek Seçim Kurulu kesin aday listesini de ilan etti. Seçimler için en önemli bölüm, aday belirleme bölümü geride kaldı. Yani kanımca seçimlerin yüzde 80’i gerçekleşti. Ülkemizde uygulanan seçim sistemi, milletvekilliğinden ziyade parti seçimi esasına dayanmaktadır.
Demokrasiler; hukukun üstünlüğü ile birlikte,seçimlerden sonra yönetenlerin farklılığı ile halkın istediği ve desteklediği kişiler vasıtası ile halkın kendi, kendisini yönetmesi şeklinde gerçekleşen yönetim modelleridir. İlk örneği İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) de sonra halife seçimi ile gerçekleşmiştir. İslam’la beraber uygulanmaya başlayan seçim sistemine, günümüzde ilke olarak geçebilmekle beraber hala tam manası ile gerçek bir seçim sistemine geçemediğiz apaçık ortada bulunmaktadır.
Uygulaması İslam ile başlayan ve gerçek bir yönetim sistemi olan demokrasiyi, tam manası ile insanlar neden uygulayamıyorlar veya neden uygulanamıyor, bunların nedenlerinin iyice araştırılması gereklidir.
Kanımızca yüzeysel olarak görülen nedeni; iktidar hırsı, iktidarı eline geçirenlerin devlet gücü ile güçlenmeleri, etraflarını saran fayda beklentisi içerisine girenlerle birlikte, elde edilen iktidarın devredilmesi halinde, faydalanma ve gücün başkası eline geçmesi ihtimali, yaptıkları haksızlık ve yolsuzlukların ortaya çıkabileceği düşüncesi her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmaları gerektiği şeklinde ki varsayım, demokrasinin gerçek manada uygulanmasına engel teşkil etmektedir.
“8 Yıldır demokrasi mücadelesi veriyoruz” diyenler, “Sivil anayasa yapacağız” iddiasıyla halkın karşısına çıkanlar, Anayasamızın ilk üç maddesinin bile değiştirilebileceği tartışmaları demokrasi için yapılırken, hiç anayasa değişikliği gerektirmeyen, halkın istediklerini yani milletvekillerini seçebileceği kanun değişikliği ile mümkünken, hiç bu konu gündeme bile alınmayarak sözde demokrasi söylemleri, demokrasi mücadelesi altında neyin mücadelesinin verildiğinin iyi düşünülmesi gereklidir.
Daha açık olarak söylemek gerekirse, parti liderleri adaylarını belirlediler. Halk 12 Haziran 2011 de liderlerin belirlediği sıradakilere oy verecek. Bunun adı da milletvekilliği seçimi! İnsanlar vekillerine oy vermiyorlar! Vekillerini seçemiyorlar! Bu sistemde partiyi ve liderin belirlediği listeye oy veriyorlar! Yani bin 400 yıl önce uygulanan seçim sistemi bu gün bile uygulanıyor değildir.
Peki basitçe nedeni nedir? Basit cevap şu; koltuk korkusu, hesap verme korkusu, menfaat meselesi, iş başına getirilirken verilen sözler, vb. Durum maalesef böyle yani facia!
Bunun saltanattan ne farkı var ki? Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu marifeti ile iş başında kal, istediğini yap, istediğini seçtir. Millet temsilcisini bile seçemesin. Bir kişi tüm devletin yönetimini, geleceğini belirlesin. Hata yapması durumunda, kendisini kimsenin uyaramayacağı, kral çıplak diyemeyeceği bir sistem.
Bu seçim sisteminde, vekil olarak listelere girmek isteyenlerin, parti liderlerine yakınlaşmak için çaba sarf etmeleri, teşkilatlarla bağlantılarının çok önemli olmadığı, kendi nitelik ve özelliklerinden ziyade, liderlerin sempatisi ve lidere sadakat duygusu belirleyici olmaktadır.
Aday belirleme öncesinde; AKP temayül yaptı, sonuçlar açıklandı, ancak temayül sonuçlarına hiç uyulmadı.
MHP mail sistemi ile temayül yaptı, sonuçları açıklamadı, ancak tahminimizce buna hiç uymadı. CHP’ nin durumu da aynı. Birkaç il de önseçim gerisi liderin seçimi.
Peki ne oldu; liderler seçti, sıralamayı yaptı. Millet partiyi seçecek. Demokrasimiz bu işte! Lider sultasının olduğu, parti içi ve parti dışı, demokrasinin olmadığı siyasal sistemimiz ve sonucunda yapılacak seçimler. Ne kadar demokratik? Millet, vekillerinin ne kadarını kendisi seçiyor? İşte bu demokrasi!..
Gülelim mi, ağlayalım mı? Neden milletvekilliği seçimi tercihli sistemle yapılmaz? Neden milletimizin tercihleri önemsenmez? Neden herkeste saltanat hevesi var? Neden herkes padişahlığa hevesleniyor? Bütün bu soruların cevabı kanımca seçim sistemimizde yatıyor. Milletvekillerini halk seçer ise, milletvekili halka hesap vereceği için lider sultası sökmez, padişahlık hevesi kimsede olmaz. Kimse liderlere yalakalık etmek zorunda kalmaz. Lidere hizmet eden değil, halka hizmet eden vekil olur. Özel kişilere değil, halka hizmet eden vekil olur. Meclis’te “Kaldır, indir” olmaz, her vekil kendi düşüncesini özgürce uygular. Statüko son bulur. Halk bütün sorunlarını daha rahat iletir, sorunlarını daha rahat çözer. İşte o zaman üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü egemen olur. Amacı hukukun üstünlüğü olan, demokrasi sevdalılarına sesleniyoruz; gelin seçim kanunu ve siyasi partiler yasasını değiştirin, demokrasinin önünü açın. Millet, vekillerini seçsin ve demokrasimiz gelişsin. Aksi durumda bu günkü anlayış devam eder. Ülkemizde liderler üzerinden program yapılır. Makamı veren, seçtiren, işveren, güç veren tek belirleyici olduğu için kimsenin sesini çıkartamadığı için liderler üzerinden yapılan programlar başarı ile uygulanır.
12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nin devletimiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini diliyorum.
Seçilecek vekillere sesleniyorum.
Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirin.
Demokrasinin önünü açın.
Milletin kendi vekillerini, kendisinin seçmesine imkan verin.