Yerel seçimlere sayılı günler kaldı. Dershaneler krizi ile başlayan Hizmet-Ak Parti yönetimi arasında süren gerilim artarak devam ediyor. Başbakan adeta savaş ilan etti. Neler söylendi neler. İnanılacak gibi değil. 10 yıldır el ele kol kola olanların şimdi düştükleri durum Türk Tarihi önünde utanılacak hale geldi. Paralel devlet söylemleri ile hem Devletimiz küçük düşürülüyor, hem de farkında olmasalar da kendileri küçük düşüyor. Madem ki Paralel devlet vardı da siz 10 senedir neredeydiniz? Eğer şimdi fark ettiyseniz demokrasilerde örneği olan onurlu davranışı göstererek istifa ederek sorunu çözersiniz. Devleti içinden çıkılmaz bir hale getirmeye kimsenin hakkı yoktur. Paralel devlet söylemleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni küçümseyen ve tehlikeli bir söylemdir. Her tarafa sızan bir örgütten bahsediliyor. Gerçekten böyle bir örgüt var ise bu örgütü ortaya çıkarmak ve hukuk içersinde gerekli cezalara maruz bırakmak yine devleti yönetenlerin sorumluluğunda değil midir. Neden bu örgüt hakkında açılan bir dava yoktur. Sadece siyasi malzeme yapmak uğruna böyle söylemler yapılır ise bundan herkes zarar görür. Bu örgütün devlet aleyhine yaptıkları var ise, bundan şu anda ki yönetimin de payı sorumluluğu olduğu unutulmamalıdır.

MHP Başkanlık Divanı ve  CHP Genel Başkanı hakkındaki kasetlerle başlayan, kirli iç çamaşırları ortaya döken kaset skandalları devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen konuşma kanları donduracak bir şekilde son derece üzüntü vericidir. Ses kayıtlarında geçen konuşmalara göre evlerinin altında nakit olarak bulunan bir milyar dolar civarında ki bir paranın arama yapılır endişesi ile başka yerlere nakledilmesi konusu hakkında dört kez yapılan telefon görüşmeleri iddiası. Öyle bir konuşma ki bu, paraları emanet olarak da tanıdıklar kabul etmiyor. Biz ne diye açıklama yapabiliriz diye endişe duydukları anlaşılıyor. Sonuçta Bilal Erdoğan'ın eş dost yardımı ile bu ağırlıktan kurtulduğu ses kayıtlarından anlaşıldığı iddaalar arasında. Arkasından Başbakanlıktan resmi bir açıklama geliyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ına montaj ve dublaj komplosu yapılmıştır deniyor. CHP Genel Başkanı bu ses kayıtlarını Grup Toplantısında tüm ülkeye dinletiyor. Diyor ki; bir den fazla mühendise inceleme yaptırdım bu sesler ve kayıtlar gerçek. Karşısında Başbakan montaj diyor komplo diyor. Ancak ben öyle bir konuşma yapmadım demiyor. Bu durum hepimize şunu hatırlatıyor. Sayın Başbakan'a daha öncede Türküm demiyor diye yapılan eleştirilere; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına Türküm demiyor diye eleştiri yapıyorlar diyordu.  Türküm demiyordu. Yine aynı durum gibi, montaj dedi komplo dedi ama bana ait değil, ses benim değil, ben konuşmadım demedi. Arkasını getirdi yine paralel devlete dayadı. Bu olay karşısında yapılan açıklama kamu vicdanını tatmin etmedi. Yapılaması gereken; bu paraların varlığı doğrumudur değil midir? Bu ses kayıtları doğrumudur değil midir? ilgili tarih ve saatlerde bu telefonlar bir birleri ile konuşmuşlar mı, konuşmammışlar mı ortaya açıkça çıkartılmalıdır. Bunu ortaya çıkartacak Sayın Başbakan dır. Eğer bunlar doğru değilse Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına bu denli alçakça saldırı yapanların en ağır şekilde cezalandırılması gerekir. Ya doğru ise...

Yerel seçimlere bu kargaşa halinde yaklaşılıyor. Hukuk Devleti ilkesi yerle bir oldu. HSYK nın yapısı değiştirildi. Adalet Bakanı etkin kılındı. Bu bahane ile görev yapan hakim ve savcılar değiştirildi. Mevcut hakim ve savcılarda bu hükümet döneminde atanan isimlerdi. Devletin üzerine kurulduğu, kuvvetler ayrılığı ilkesi adeta yerle bir oldu. Yasama ve Yargıda adeta Yürütmenin eline geçti. Diğer taraftan Kürtlerin seçimden sonra özerklik açıklayacağız söylemlerine hiç ses çıkartan kimse yok. Toplum mühendisleri o zamana hazırlık mı yaptırıyor bilinmiyor. Bu kasetlerin aratarak devam edeceği konuşuluyor. Yukarıda açıklanan kaset bile Ak Parti' yi baraj altına düşebilir. Ancak bir sorun var bunu herkes ihmal ediyor veya bilinçli başka bir işlem yapmaya çalışılıyor. Ak Parti’nin tabanını oluşturan seçmen kitlesinin büyük bir bölümü Ak Partili olduğu için değil, CHP karşıtı ve en güçlü olduğu için Ak Parti’ye destek veriyor. Fikir istişaresinde bulunduğumuz herkes teki kanaat genellikle, Ak Parti’den başka nereye oy vereceğim oy boşa gider CHP mi seçilsin kaygısı tekrar Ak Parti’ye vermeye özendiriyor. Anlaşılan, toplum mühendisleri tarafından bu durum ihmal edilmiş.  Ak Parti oy kaybedecek ancak ne kadar kaybedeceğini yüzde 35 in altına mı, yüzde 30 un altına mı inecek bekleyip göreceğiz. Ancak seçimden daha önemli olan durum; Cumhuriyetin Temel Değerlerinin sarsılması ve olası özerklik açıklamasıdır.

Devletimizin en tepesinde oturan Sayın Cumhurbaşkanı, Yürütme organının yasama ve yargı üzerinde baskı kurarak, kendi ayıplarını örtme amacıyla bütün yetkileri yürütme organında  toplamaya çalışması ve Kürtlerin olası özerklik açıklamaları karşısında acil eylem planı oluşturmaz iseniz, gelecekte meydana gelebilecek istenmeyen olayların sorumlusu olursunuz. Lütfen üniter yapımıza ve Cumhuriyetin temel değerlerine kuvvetler ayrılığı ilkesine sahip çıkın.

Mahalli seçimlerde aday olan hemşerilerimize siyasi ayrım yapmadan başarılar diliyorum. Siyaset Erzincanlıları parçalayıp bölmesin. Lütfen herkes Erzincan'ı ve Erzincanlılığını unutmasın.