Seçimler yaklaşıyor. Siyasi partilerimiz seçim hazırlıklarına başladılar. Kamuoyu gündeminde de seçim ön plana çıkmaya başladı. Ancak bu sefer dikkatimizi çeken enteresan bir konu var. Anayasa değişikliği referandumu oylamasında da vardı ama tam anlaşılmamıştı. Şimdi daha iyi gözlemlenebiliyor. Seçime yaklaştıkça daha da belirginleşeceği bekleniyor.
Hemen çok yakın geçmişe bakalım, prova denilen şekilde Anayasa değişikliği oylamaları ve referandum, bu süreç içersinde CHP Genel Başkanı operasyonu, arkasından sürpriz genel başkan seçimi, arkasından referanduma geçiş, referandumda kisiyasi söylemler. Kendilerini Kürtlerin temsilcileri sayanların kongre kararları, Demokrat Parti’deki başkanlık sonucu ve yansımaları. Genel seçimler öncesi milletin bilinç altına girme girişimleri, Ortadoğu’da yaşanan isyanlar ve sıcak gelişmeler, önümüzde ki genel seçimlerin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. İki dönemdir yani 8 yıldır devletimizi yöneten iktidarın yapamadığı veya yapmadığı ne kaldı da bu seçimlerin bu kadar önemli hale geldiğinin, neden tekrar ülkeyi yönetmeleri hem de Anayasayı değiştirecek 2/3 çoğunlukla Meclis’e girmeleri hesaplarının, herkes tarafından iyi okunup anlaşılması gerekmektedir.
Kamuoyunu yönlendiren, yazılı ve görsel medya ya baktığımızda ülkemizde seçimlere iki siyasi parti girecekmiş gibi. Yapılan anlatımlar, sürekli bu iki parti liderinin ne yaptığı ve ne söylediği, neyi ima ettikleri. Acaba ne düşündükleri tartışmalarıyla seçmenin bilinç altına girme çalışmaları devam etmektedir. Peki burada hedeflenen nedir diye baktığımızda, ülke idaresinde gelecekte iki siyasi parti AKP ve CHP yer alsın. Devlet yönetimi bunların nezareti ile hareket etsin beklentisinin yer aldığı görülmektedir. Bu tezin 2009 yerel seçimlerinde İstanbul da uygulandığı ve başarılı olduğu iddia ediliyor.
Son iki yıldır bilinç altı siyasi operasyonlar ve söylemler ile MHP nin üzerinde bir seçim stratejisinin kuvvetle uygulandığı görülmektedir. Referandum öncesinden itibaren iktidar ve destekçileri tarafından sürekli olarak ülkücü camiaya şirin görünerek MHP’ yi yıpratma politikaları uygulanmaktadır. Basında ve her yerde ülkücülerin aslında ne kadar kahraman ve sağduyulu olduğu, ancak MHP nin ve Genel Merkezin ülkücü tabanı temsil etmediği söylemleri ve MHP nin tabanı kaydı açıklamaları doğrudan seçmen tercihini etkilemek için yapılan siyasi oyunlardır. Bu söylemleri savunanların ihmal ettikleri bir hususu biz hatırlatmak isteriz. Türkiye’de tek ideoloji partisi olarak ayakta duran MHP dir. Ayrıca MHP den kimse bir yere kaymaz. Bunu ülkücüleri birazcıkta olsa tanıyan herkes bilir. Ancak, bir süre de olsa ülkücü camiada kalarak, sonra o ve ya bu sebepten ayrılmak durumunda olanların kompleks içersinde ki davranışları kimseyi yanıltmasın. MHP tabanı hiçbir zaman camiadan ayrılanların peşine gitmemiştir. Bunun bir çok örnekleri vardır.
Herkes iyi bilsin ki taş yerinde ağırdır. Şu anda yapılan bir çok seçim anketlerinde MHP oy oranının yüzde 17’nin üzerinde görünmesine rağmen baraj sıkıntısı var diye bir türkü tutturulmasının arkasında ki psikoloji iyi okunmalıdır.
Ortadoğu da ki isyanlar sonucunda önümüzde ki seçimlerin içerisi ve dışarısı için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Arap ülkelerini bu güne kadar Feodal yapı içersinde monarşik rejimlerle yöneten ABD artık bu sistemin yürümediğini görerek strateji değiştirerek örnek Türkiye modeli bir yapıyı Ortadoğu ülkeleri üzerinde kurmak istemektedir. Bu kurgu karşısında örnek gösterilen ve uygulanması düşünülen projenin Türkiye’siz olmayacağını gören ABD’nin Türkiye’de MHP nin yer almadığı bir meclis ve tek başına anayasayı değiştirecek çoğunlukta bir AKP istemekte olduğu iddia edilmektedir.
Bu düşüncelerin varlığı yaklaşan seçimler öncesi, seçimlerden ziyade olası seçim sonuçlarının tartışılmasında etkili olmaktadır. Bu yüzden herkes tarafından seçim sonuçları üzerinden fikir beyan edilmektedir. MHP nin Meclis’e girmesi bu ABD güdümlü olduğu iddia edilen beklentiyi bozmaktadır. Çünkü MHP nin Meclis’e girdiği her durum, AKP yi tek başına iktidar yapabilecek, ancak asla tek başına anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip kılmayacaktır. İddia edilen diğer bir önemli konuda, ABD nin AKP’yi neden bu kadar desteklediğinin ve MHP’yi neden Meclis’te istemediğinin milletimizce iyi düşünülmesi gerektiği düşüncesidir. Önümüzde ki seçim sürecinde bu iddiaların ve cevapların milletimizin önünde yeterince tüm açıklıkla tartışılması millet iradesinin doğru yönde şekillenmesini sağlayacaktır. Kanaatimce de iddia edilenler ciddi boyutlardadır. Bu iddiaların tüm açıklığı ile ortaya konulması ve tartışılması milletten hiçbir şeyin saklanmaması sağ duyu sahibi bütün siyasetçilerin görevidir.
Dikkatimizi çeken önemli bir konuda seçim sonucu üzerinde tahmin yapanların, seçimlerde aday olacak kadroların seçim sonuçlarına etki edebileceğinin hiç tartışma konusu yapılmamasıdır. Halbuki seçmenlerin büyük bir bölümü milletvekili adaylarına göre oy vermektedir. Devlet yönetmek lider ve kadro işidir. Seçmenin büyük bölümü ilişkide ve iletişimde olduğu kadrolara göre oy tercihinde bulunmaktadır. Bu önemli konunun bilerek ihmal edilmesi de kimlerin başkanlık sistemi beklentisinde olduğunu ortaya koymaktadır. Yüce Allah necip
milletimizi ve devletimizi korusun ve yüceltsin.