Suriye’de meydana gelen iç savaş ve dolayısıyla ülkemiz ile Suriye arasında meydana gelen kriz uluslararası gündemi işgal etmeye devam ediyor. Suriye devlet yönetimi bir taraftan iç savaş diğer taraftan ülkemizin baskısı yüzünden köşeye sıkışmış durumdadır. Bütün dünya olası bir Türkiye-Suriye savaşını konuşur durumdadır. Diplomatlar nedensiz olarak gelişecek böyle bir savaşı önlemek için fazla mesai yapar durumdalar. Ancak sorun öyle veya çözülmüyor.  Ne Esat gidiyor, ne muhalifler silah bırakıyor nede biz lidercilik oynamaktan vazgeçiyoruz. Komşularla sıfır sorun, yoğun tebessüm diplomasisi olarak izah edilen ve 10 yıldır başarı ile uygulandığından söz edilen Ak Parti dış politikası; ülkemizi tarafı olamadığımız bir savaşa süratle yaklaştırmakta ve uluslararası düzeyde Türkiye’yi yalnızlaştırmaya devam etmektedir. Nato’ya üye olmasa idik, bu durumda İran, Rusya ve Çin tarafından saldırıya bile uğrama ihtimalimiz olacaktı. Birleşmiş Milletlerde yalnız kaldık. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesine göre Suriye politikamızda olabilecek en kötü senaryo gerçekleşti.

Esat-Erdoğan dostluğunu bilmeyen yoktur. Bu ilişki daha bir sene önce Suriye neredeyse  ülkemize eyalet olarak bağlanmak üzereydi. Peki ne oldu da bu duruma gelindi. Kardeş kardeşe düşman oldu. Bu düşmanlığın,  İsrail’le bir ilişkisi var mıdır.  Arap Baharı denilen  dönüşümün, İsrail ile bir ilgisi var mıdır. Sorularına cevap bulmak gereklidir.  Acaba bölgede liderliğe soyunan ve ABD karşıtı  dünya ülkeleri ile iletişim ve işbirliği içersin de  olan İran’ın İsrail’e tehdit oluşturma riski karşısında, Suriye Devleti İran’dan uzaklaştırılmaya çalışılıyor da İran ve etrafı buna izin vermiyor mu düşünülmesi gerekir. Suriye İran’ın İsrail’e en yakın cephesidir. Suriye, Lübnan ve Hizbullah örgütü İran’ın İsrail’e karşı kullanabileceği üs merkezleridir. Yoksa İran’ın İsrail’e uzaktan füzelerle saldırma ihtimali ülkemizde kurulan füze savunma sistemi ile ortadan kaldırılmıştır. Bu sistem İran’dan atılacak bir füzeyi Irak hava sahası üzerinde imha edecektir. Meseleye bu yönü ile bakıldığında olay başka bir boyut kazanıyor. Acaba İsrail’i koruma konusunda Suriye Başkanı Esat ikna edilemedi diye mi, Suriye krizi patlak verdi?

Konu dönüp dolaşıp İsrail’in korunması ve büyük İsrail projesine dayanıyor. İran bölgede lider olmak istiyor ve İsrail için en büyük tehdidi oluşturuyor. ABD İran’ı ortadan kaldırmaya çalışıyor.  Peki İran ne yapmaya çalışıyor. Olası bir ABD saldırısında İsrail’i Suriye üzerinden vurmayı hedefliyor. Bu kozu da elinden bırakmak istemiyor. İran Suriye’ye askeri yığınak yaparak muhtemel bir İsrail ABD saldırısında Suriye cephesinden İsrail’i vurabilecek, Hizbullah örgütü ise ellerinde ki kısa menzilli füzeler ile İsrail işlerine kadar menzille ateşlenebilecek. ABD’nin İran savaşı gündeme geldikçe Türkiye Suriye ilişkileri anlaşmazlığa düştü, Türkiye ABD tarafında Suriye İran tarafında tavır aldı. Türkiye Suriye içerisinde ki muhalefete destek vererek iç savaşı körükledi. Sınırda ki kamplarda muhaliflere lojistik destek verildiği ortaya çıktı. Akıllara şu soru geldi, 10 yıldır uygulanan Ortadoğu politikası Büyük Ortadoğu projesi için mi?  Yoksa büyük İsrail için mi? Yapılıyor düşünmek gerekir.  

Olaylar öyle bir hale geldi ki Türkiye Suriye savaşına adım adım yaklaşılır oldu. Birkaç provokasyon bile olabilecek top mermisi yüzünden insanlarımız öldü. Büyük acılar çektik. Dünyayı ayağa kaldırdık ancak Birleşmiş Milletlerde Çin ve Rusya dan destek alamadık. Meclisten müdahale tezkeresi aldı hükümet. Ne yapılıyor top nereden gelirse misilleme yapılacakmış. Yapılıyor da. Peki bu yeterli mi? Bence hayır. Bir an önce Türkiye Suriye sınırında en az 30 kilometre genişliğinde sınırı geçerek bir güvenlik koridoru oluşturmalıdır. Buna uluslararası hukukta hiç kimse laf söyleyemez. Bu sayede ülkemze yönelik tehditler bertaraf edilmiş olur. Aynı zamanda da gereksiz bir savaşa izin verilmez.

Türkiye’nin Suriye’ye neden savaş açacağı sorusunun cevabını bulmadan meydana gelebilecek uzun süreli bir savaş, Türkiye’nin bölgesel güç olma sürecini olumsuz etkileyecektir. Türkiye bölgede Araplarla  ve Farslarla savaşmayıp ilişkilerini geliştirerek İslam Medeniyetini tekrar Türk Milleti eliyle yağa kaldırabilir. Suriye’de akan kan derhal durdurulmalıdır. Nedensiz Türkiye- Arap- Fars savaşı  Türkiye nin bölge üzerinde ki potansiyel gücünü bitirebilecektir. Uygulanan yanlış politikadan derhal vazgeçilmelidir. Mübarek Kurban Bayramı’ nın devletler arası ve milletler arası sorunların kardeşlik hukuku içerisinde çözülmesine vesile olmasını, Yüce Allah(cc)tan niyaz ediyorum. Müslümanlar kardeştir. Kardeşten düşman olmaz. Muhataplarına duyurulur.