Önceleri hukukumuzda "İyileştiren daima haklıdır" şeklinde bir geçerlilik hali varken günümüzde artık bu durum değişmiştir. Yapılan tıbbı müdahalenin geçerliliği için günümüzde bir takım şartlar aranmaktadır.

Bunlar,
- Tıbbı müdahaleyi yapanın hekim (sağlık personeli) olması
- Aydınlatılmış hastanın rızası
- Tıp biliminin verilerine göre gerekli ve uygun tıbbi müdahale.
Gelişen hukuk sistemimizde yapılan tıbbı müdahalenin haklılığı için artık bu şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda tıbbi müdahaleyi yapanın sağlık personeli olması denilmesi ile ne anlatılmak istenildiğini inceleyecez.

Tıbbı müdahalenin bireyler üzerinde yaratabileceği muhtemel olumsuz etkiler sebebi ile tıbbı müdahalede bulunanın sağlık personeli olması şartı aranmaktadır. Bu husus ceza hukukumuzda da ayrıca düzenlenmiştir. Geniş olarak yorumladığımızda hastanın rızası ile dahi olsa tıbbı müdahalede bulunan kişinin sağlık personeli olması zorunludur. Günümüzde birçok kişi sağlık kuruluşları yerine halk arasında lokman hekim olarak anılan kişilerden tıbbi yardım almaktadır. Bunun olumsuz sonuçlarını ise duymaktayız. Bu noktada dikkat edilmesi ve ayrım yapılması gereken hususlardan biriside zorunluluk halidir. Tıbbi müdahaleyi yapan kişinin sağlık personeli olması zorunludur ve hastanın rızası olsa dahi önemli değildir demiştir. Bu durumda müdahaleyi yapan kişi suç işlemiş olmaktadır. Fakat bu suçu ortadan kaldıran bir durum vardır ki bu zorunluluk halidir. Örnek vermek gerekirse yemek yediği sırada boğazına lokması takılan ve boğulma tehlikesi geçiren kişiye yapılan müdahalede müdahaleyi yapan kişi suçlu olacak mıdır? Tabii bu durumda zorunluluk hali devreye girecek ve kişi suçlu olma durumundan kurtulacaktır. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür. Burada anlatılmak istenen uzmanlık ve buna bağlı olarak tedavi, tıbbı müdahale gerektiren hallerde uzman olmayan kişilerin girişmiş oldukları tedavi tıbbı müdahalelerdir.

Tıbbı müdahaleyi yapanın sağlık personeli olması gereklidir fakat sağlık personeli denildiğinde ne anlamamız gereklidir? Sağlık personeli sağlık hizmeti sunan sistemlerde çalışan kişilerdir. Hasta Hakları Yönetmeliğinde personel başlığı altında "hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak eden bütün sağlık meslek mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile sağlık hizmeti verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseler" olarak tanımlanmıştır. Bu geniş olarak anlaşılması gereken bir tanımdır. Fakat günlük hayatımız dikkate alındığında ambulans şoförü, hastane temizlikçisi, hastane aşçısı ve bunun gibi örnek verebileceğimiz çalışanlar sağlık personeli olarak sayılabilecekler mi? Bu kişileri sağlık personeli olarak saymamız durumunda tıbbi müdahalede bulunma hakları olacak mıdır? Şahsi kanaatim sağlık personeli denildiğinde daha dar açıdan bakmamız gerektiğidir. Bu noktada hocamız Prof. Dr. Hakan HAKERİ ’nin sağlık personeli tanımını benimsemekteyim ki hocamızın tanımı ile sağlık personeli " İnsanların sağlığını korumak ve geliştirmek ,hastalıkları teşhis ve tedavi etmek, ruhen, bedenen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin oluşturulmasını ve devamını sağlamak amaçlarıyla, doĞrudan çalışan kişilerdir". çok açık bir şekilde sağlık personelinin tanımı yapılmıştır.  

Günümüzde tıp biliminde uzmanlık alanları ayrılmış ve doktorlarımız belirli bölümlerde kendilerini geliştirmiş ve uzman olmuşlardır. Tıp hukukunda tıbbı müdahale noktasında dikkatimizi çeken ayrımlardan biriside tıbbı müdahalenin bu müdahalede bulunan hekimin uzmanlık alanına girp girmediğidir. Aklımıza direk tıbbı müdahalede bulunan hekim sonuçta bu sebeple yapılan tıbbı müdahale hukuka uygundur cevabı gelse de aslında biraz düşündüğümüzde durumun bu şekilde olmadığı açıktır. Aslında yasal olarak hekimin uzmanlık alanına girmeyen bir tıbbi müdahalede bulunmasına engel olmasa da hukuki olarak bu müdahale üstlenme kusuruna yol açmaktadır. Hekimin üstlenmemesi gereken bir tıbbi müdahaleyi üstlenmesi başlı başına bir kusurdur. Bu durumda hekim taksirden dolayı sorumlu olacaktır. Dikkat etmek gerekir ki hekimiN uzmanlık alanı dışında ki bir alanda tıbbi müdahalede bulunması halinde kasttan dolayı değil , taksiRden dolayı sorumlu tutulacağıdır. Zira hekimin hekim olması sebebi ile yapmış olduğu tıbbi müdahale hukuka uygundur. Taksirli suç denilmekle kanunda anlatılmak istenilen dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan, istemeyerek gerçekleştirilen suçtur. Hekimlik belgesi olamadan hasta tedavi eden tıbbi müdahalede bulunan kişiler cezalandırılır. Yargıtayın vermiş olduğu bir karar günümüzde çok sık rastlanılan bir olay üzerinedir. ToplumuMUzda kırıkçı veya çıkıkçı olarak adlandırılan ve tıbbi müdahalelerde bulunAn kişileri hepimiz bilmekteyiz. Bu kişilerin yapmış oldukları tıbbi müdahalelerin hukuka aykırı olduğu aşikardır. Yargıtay, kolunun kırılması sonucu kırıkçı tarafından sarılan ve hatalı olan tıbbi müdahale neticesinde kangren olan kolun kesilmesi ile alakalı olarak sanık (kırıkçı) hakkında 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a göre taksirle yaralama maddesinin uygun olacağını belirtmesi üzerine yapılan itiraz sonucu toplanan Ceza Genel Kurulu fiilin Türk Ceza Hukuku uyarınca cezalandırılmasına karar vermiştir. Hekimin diplomasını kiralaması, ödünç vermesi, devretmesi asla söz konusu değildir. Hekimin bir yerde çalışmadığı halde çalışıyor gibi gözükmeside ceza hukuku açısından sorumluluk doğurur. Bir sonraki yazımızda hastanın aydınlatılmasının ve gerekli tıbbi müdahalenin uygulanması konuları ile alakalı olarak hukuk sistemimizde yer alan hususları ve kanunlarımızı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere…