8 Mart Dünya kadınlar günü olması münasebeti ile ,bu yazımızı bu konuya ayırdık.
Ülkemizde kadınların sosyal ve aile açısından yeri çok önemlidir. Hepimizin bilmesi gereken bir gerçek var onlar bizim hayatımızın birer parçasıdır. Her ne kadar süre gelen zaman içerisinde ezilmişlik ,hor görülme ve toplumda yer edinme kaygıları yaşansa da son dönemlerde yapılan hukuki düzenlemeler, anayasa değişiklikleri, kadının statüsünün artırılmasında rol oynamıştır.
Bizim değer yargılarımız olmaya da devam edecektir. Asil Türk milletinin fedakar anaları asırlar boyunca her türlü zorlukla mücadele içerisinde bu topraklara emek harcamışlardır.
Gerek savaş cephelerindeki mücadelesi gerekse milli bütünlük ve beraberliğimiz için gösterdikleri cefakar tavırlarından dolayı hakları ödeyemeyeceğimiz analarımızı neden sadece 8 Mart da gündeme alıp kutluyoruz ki biz onları toplumun her kesiminde aktif görerek, gururumuzu artırması çabası içerisinde olmalıyız.
Kadınlarımıza verdiğimiz hakları kısıtlamak ve onları şiddete maruz bırakmaya göz yumduğumuz sürece vicdanımızla olan muhakememizi asla bitiremeyiz.Toplum olarak onların maruz kaldıkları bu durumun bitmesi ve hukuksal olarak daha geniş haklara sahip olmaları çabası içerisinde olmalıyız.
Hep elele omuz omuza mücadele ruhuyla bu vatana hizmet eden kadınlarımız başımızın üzerindedir. Onların kocaman yürekleri bizlere hep güç verecektir. Belki de geç kalınmış bir takım sosyal hakları onlara teslim ederek, ki zaten hakkı olan bu durum çerçevesinde daha homojen bir yapıya sahip olarak onlara hizmet etmeliyiz. Günümüz çağında ulusal alanda ve ülkemizde yapılan birtakım örgütlenmelerle kadın hakları daha fazla önem arz etmektedir.
Bununla ilgili olarak da yakın zamanda kadın hakları açısından daha olumlu yasal zeminler oluşturulmuştur. Böyle bir durumda kırsal veya kentsel alandaki kadınlar eşit şekilde kadın örgütleri tarafından bilgilendirilerek daha bilinçli bir toplum yaratılma gayesi amacına ulaşmış olmaktadır. Fakat her ne kadar yasal zeminler uygun olsa da bizim sağ duyumuzla hareket ederek bazı çözümsüzlükleri aza indirme şansımız doğuyor.
Toplumda kadınların sesi olmak ve onlarla ortak hareket içinde olmak refah seviyemizi daha da yükseltecektir. Yıllardır klişe olan cümleler yerine daha yapıcı ve geleceği olan huzurlu toplumlar için kadınlar hep bir adım önde bulunmalıdır. Toplum artık kalıplaşmış zihniyetler yerine daha yaratıcı fikirlerle hayata tutunmak için kadınlara söz hakkını daha fazla vermelidir. Ancak bu şekilde çağdaş bir sistemin bireyleri olabiliriz.
Belki her geçen yıl ve her 8 Mart günü aynı dileklerde bulunacağız ama şunu unutmayalım fikirler icraata geçmediği takdirde sadece kendimizi kandırırız. Ne zamanki hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir toplumda sessiz kalırsak bilelim ki o gün yaşama hakkımızı da kaybederiz.
Bu yüzden toplumun her bir bireyi kadın erkek ayırdetmeden dayanışma içinde hareket etmelidir.
Bireysel bir fikrin global bir akıma dönüşmesi için insanlara fırsat verilmelidir. O zaman toplumun değer yargıları artarak devam edecektir.
İLERİ DEMOKRASİNİN kurulması içinde bu şarttır.
Umarım geçen her gün toplumun her bireyine eşit hakları kullanacağı alanların genişlemesiyle geçer. Bu güzel ülkemizde yüzyıllardır tüm geleneklerimizle Dünyaya örnek olduğumuz gibi kadınlarımızın faaliyetleriyle de her geçen gün gurur duymaya devam ederiz.
Tüm Türk ve Dünya kadınlarını saygı ile selamlarım..