İstanbul’da gazete çıkarıp Erzincan’ı yazmak zor tabi...

Bazen bu gazeteyi Erzincan’da yapmayı düşlüyorum.
Ordu Caddesi’nin arka sokaklarında olsun mesela yapacağım gazetenin bürosu.
Nemi çok ışığı az olsun...

Erzincan’ı yazayım...
“Bu şu kadar götürdü” diyeyim...
Şu yetimin, sütünü bu öksüzün ekmeğini çaldı”ya not düşeyim...

Düş bu ya...
Bir bilet alıyorum İstanbul’dan Erzincan’a
-Kaç para kardeş diyorum
-50 abi diyor.
-Al sana 60 ama en arka koltuk olsun...
-Erzincanlımısın diyor...
“Yok ben.... derken uyanıyorum gerisini getiremiyorum.

Ah ulan ah...
50 liram olsaydı eğer...
Bir bilet alırdım Erzincan’a
Son otobüse tık nefeste koşardım
Şoförden “Allahın belanı versin nerde kaldın” fırçaları yerdim...

Fırça dedim de fırça geldi alkıma bak.
Ressam olsaydım mesela...
Kordum çantama fırçayı boyayı varırdım Erzincan’a...
Çıkardım Ergan Dağı’na...
Açardım önüme en uzucundan alınmış tualimi
Erzincan’ı boyardım...

Bazen bu gazeteyi Erzincan’da yapmayı düşlüyorum.
Mesela büromuz Cumhurriyet Caddesi’nin arka sokaklarında olsaydı.
Deprem olunca kaçamayacağım katta bulunsaydım...
1938’i mi yoksa 1992’yi mi yaşardım.
Ağıtları, haykırışları, çığlıkları Erzincan gazetesinin manşetine mi taşırdım...
Yoksa korkup kaçarmıydım...

Bazen Erzincan’a gidiyorum...
İstanbul’ul rüyalarında

Ucuz yolculuğun pahalı bileti oluyorum...
En arka koltuğa oturuyorum.
Bana gelinceye kadar muavin, ne su kalıyor ne de kolanya...
Refahiyeli delikanlı utanıyor.
Abi diyor.
“Takma kafana ben yabancı değilim diyorum”

Arka koltukta başım cama düşüyor.
Şairmişim gibi Fırat’ın kenarına iniyorum.
İki kelime yaz ne olur...
Yok ben  İzzet Altınmeşe’nin Erzincanım’a ısılıklar öttürüyorum...

Hayal bu ya...
Erzincan gazetesini Erzincan’da yapıyorum...
Ordu ya da Cumhuriyet caddelerinin arka soklarında Erzincan’ı yazıyorum...

Erzincan Belediyesi yoksul kentin caddelerine laleler ekiyor.
Ben deriyorum...
O Laleleri ağızlara yediriyorum...

Bak Erzincan bu böyle olmayacak...
Sen gelemeyeceğine göre bana...
Ben geleyim sana...
Arka sokaklarında bir yer ver bana
Ben oraya taşınayım seni yazayım.

Arka sokaklarda bir yer olsun...
Ciğer çürüten nemi çok, ışığı az olsun...
Yetimin sütünü, öksüzün ekmeğini çalanları yazayım ben...

Laleden götürenlerin ıslak parmaklarının ıslak imzası olayım...

Bir namlu dayansın anlımın tam orta yerine.
“Yazma ulan” desin.
Ben vurulayım.

Ne bileyim ya.
Ali Ekber Çiçek uyansın mesale rüya bu ya
“Mektup selam söyle benden sılaya” desin
Ben Erzincan’a gelmeden burada kalayım...

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.