Ülke gündemimiz çok yoğun ve sürpriz gelişmelerle çalkalanıyor. İstanbul Özel Yetkili Savcısının üst düzey MİT yetkililerini ifadeye çağırması, arkasından mahkemeden yakalama kararı çıkartılması gündeme bomba gibi düştü. Anlaşıldı ki bu operasyon kontrol dışı gelişmiş. Hükümet acil bir şekilde TCK nın hükümlerinden kurtulmak için MİT yetkililerinin yargılanmasına, Başbakan izin verirse yargılanabilir şeklinde özel kanun çıkarttı. Cumhurbaşkanı yine aynı süratle yasayı imzaladı. Sorun çözüldü. Herkes neden özel kanun çıkartılıyor diye düşündü konuştu. İşin esası unutuldu. Kimse ne olduğunu söylemedi. Veya söyleyemedi. Olay rafa kalktı. MİT yetkilerinin sorgulanmasında ortaya ne çıkacaktı. Bilinemedi veya ileri bir tarihe ertelendi.

Basına yansıyan haberler çok enteresan, telafuz etmeye bile dilimiz varmıyor. Oslo’da MİT ve PeKaKa lılar arasında heyetler halinde görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerde konuşulduğu iddia edilen sözler dudak uçuklatan türden. Basından izlediğimiz kadarıyla, güneydoğuda bir kürt federasyonu kurdurulacak, Pekaka lılar orada polis gücü olacak,…. Bunlar hiçbir kimsenin konuşabileceği değil düşünemeyeceği türden son derece rahatsız edici çirkin ve kabul edilemeyecek türden konular. Eğer MİT böyle bir konum içersin de resmi olarak bulundu ise ki hükümet MİT’e sahip çıkarak bunu kabul etmiş durumda, yapılmak ve uygulanmak istenen nedir. Devletin resmi politikasının içersin de bu konunun boyutu nedir. Buradan anlıyoruz ki devletin sözü geçen konuşmalarda ismi geçenlere sahip çıkması, bu işin bir palanın parçası olduğudur. Devlet üstün bekası için tüm devletler gibi bizim istihbarat istihbarat birimlerimizde, bu tür plan ve eylemleri yapabilir. Ancak bunların gizli kalması gerekirdi. Aksi takdirde gelişecek ve resmi politikayı ifşa edecek kontrol dışı bu tür gelişme ve bilgi sızmaları, devlet planlarının aksamasına ve olumsuz etkilenmesine neden olur ki, bu çok kötü sonuçlar doğurabilir.

Kamuoyunda yapılan gizli görüşmelerin kimler tarafından servis edilerek basına yansıtıldığı tartışıldı durdu. Hakim olan görüş; MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ ın İsrail hükümeti tarafından istenmediği ve bu yüzden, bu bilgilerin Mossad tarafından servis edildiği yönündedir. Arkasından ikinci bir tartışma geldi. O da, neden Özel Yetkili Savcının bu olayla ilgili soruşturma yaptığı ve ne yapılmak istendiği yönünde oldu. Esas tartışma bu zemine oturdu. İşin ucu 28 Şubat sürecine kadar,  Fetullah Gülen Hoca Efendi ve Cemaatine kadar uzandı. Hoca Efendinin  28 Şubat sürecinde merhum Erbakan Hoca’ya destek vermeyerek asker yanlısı söylemlerde bulunduğu tartışılıp duruyor. Yorumlar arasında o dönemde Gülen Cemaatinin Refah Partisi desteklemediği ancak, daha sonra AKP’ ye tam destek verdiği konuşulup duruyor. Enteresan iddialar var. En ilginç ve çarpıcı olanı AKP nin 28 Şubat sürecinin ürünü olduğu yönünde ki iddiadır. O dönem Bakanlık yapanlar televizyonlarda açıkça bu görüşü ifade ederek, 28 Şubatta yapılan müdahale ile AKP nin önünün açıldığını açıkça ifade ediyorlar. O dönemde Merhum Erbakan ile beraber olup şimdide AKP içersin de olanlar ise bu görüşün doğru olmadığını söylüyorlar. Kafalar karışmış durumda.    

Daha ilginç bir iddia ise son olayların olmasının nedenini AKP nin ipinin çekilecek olduğu yönünde ortaya atılıp konuşulmaya başlandı. Bu iddia çok enteresan ve dudak uçuklatacak cinsten. AKP hükümetinin son zamanlarda ABD den bağımsız hareket ettiği, Gülen Cemaatinin istemediği şeyleri yaptığı ve uzun zamandır devam eden bu durumlar nedeniyle Gülen Cemaatinin bu yolla AKP iktidarını desteklemek bir yana elinde bulundurduğu bürokrasi gücü ile İktidarı zor durumda bırakacağı yönünde ki tartışma, giderek büyümeye başladı. Yetkili ağızlar tarafından doğrulanmayan ve ifade edilmeyen bu iddiaların doğruluk derecesini bilmiyoruz. Ancak vatandaş olarak ibretle izliyoruz.

Bu günlerde herkes tarafından konuşulan, yukarıda belirttiğimiz birbirinden ilginç olaylarla ilgili tartışmaların nereye varacağını bilmiyoruz. Ancak ortada enteresan durumlar var. Konuşulan şeyler yapılan iddialar yenilir yutulur türden değil. Bunların açıklanması gerekiyor.  Kanaatimce; tartışmalardan ziyade, devletin istihbarat teşkilatı ile yüzleşmesi, AKP nin Milli Görüşçülerle yüzleşmesi, siyasi iradenin bürokrasi ile yüzleşmesi, Gülen Cemaatinin Milli Görüşçüler ve AKP İktidarı ile yüzleşmesi gerekiyor. Umuyorum ki yapılacak yüzleşmeler Devletimizin ve Milletimizin bekasına yarayacaktır.

 

e-mail: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.