Çin’de başlayıp bütün dünyayı saran Corona Virüsü dünya ekonomisini de derinden sarstı. Borsalar çöktü. Üretimler durdu. Gıdanın dışında ki sektörlerde talepler adeta yok oldu. Turizm, ulaşım, inşaat akla gelen bütün sektörlerde ki hareket bitti. Kısacası hayat durdu. İnsanlar önce can diyerek, kendilerini koruma altına almaya çalıştı. Devletler bu virüsle mücadele için bütün kaynaklarını seferber etti. Bu durum dünyada bir ilk oldu. Herkes çaresiz kaldı. Tarihe tanıklık ediyoruz. Sosyal yaşam alanları, ibadethaneler, okullar, ulaşım araçları birer patlamaya hazır bomba gibi değerlendirilerek önlemler alındı. Bütün dünya devletlerinin virüsle mücadele konusunda elinden gelen gayreti gösteriyor. İnsanların kötü günler için sakladıkları kefen paraları bile harcandı. Ancak artık normalleşme zamanı geldi ve virüsle yaşamanın öğrenilmesi gerektiği herkes tarafından idrak edildiği görülüyor. Ancak hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Biz burada işin sosyal ve siyasi boyutunu değil de ülke ekonomisine etkileri neler olabilir, onlara değinmeye çalışacağız. Burada paylaşacağımız bilgi özetin özeti olup, makaleden ziyade vatandaşın kafasında kalan somut olaylara değinmek şeklinde olacak.


Ekonomimizin geneline baktığımızda ülkemizin içerisinde bulunduğu iç ve dış borç stokunun bütün kamu ve özel tüzel kişilerde de olduğunu görüyoruz. Şirketlerimizin tamamına yakını kredi ile çalışıyor. Borçlanarak yaptıkları yatırımlardan para kazanarak bu borçlarını ödemeye çalışıyorlar. Ülkemizde son iki yıldır zaten ciddi manada ekonomik kriz vardı. Şimdi birde üstüne bu kriz öyle böyle gelmedi. Örneğin satışlarının tamamına yakınını ihracat yapan ve 200’e yakın işçi çalıştıran, yurt dışında ki müşterisi siparişlerini iptal ettiği gibi borcunu da ödemeyeceğini bildirdiğinden işletme sahibi fabrikayı kapatmıştır. Bu türden somut örnek çok var. Diğer taraftan devletimiz üç aylık bir süre öngörerek Mart, Nisan. Mayıs aylarında virüsün etkilerinin engellemeye yönelik eylem planı açıklayarak sektörlere bir takım ciddi destek paketleri açıklamıştır. Belirli sektörlerin mücbir sebep kapsamında olduğunu kabul ederek vergi beyanlarını ve ödemelerini bu üç ay için 6 ay süreyle ertelemiştir. İşçilerini işten çıkartmak yerine ücretsiz izine göndermeyi teşvik eden devletimiz bu durumda olanlara belirli bir ödeme yapmaya karar vermiştir. Kısa çalışma ödeneği adı altında reel sektöre destek paketi açıklamıştır. Bu dönemde şirketlerin finansman ihtiyacını karşılamak için likidite yaratarak kredi faizlerini düşürmüş ve limitlerini artırmıştır.


Devletimiz virüsle mücadele için yapabildiği kadarıyla ekonomiyi fonlamaya çalışmıştır. Ancak bunlar çok maliyetli kalemlerdir. Bu harcamalar devletimizin bütçesini sarsacaktır. Üç ay süreyle duran bir ekonomide milli gelirin yaklaşık yüzde 15-20 sinin eksildiği bir ortamda devletlerin bunu ödeyecek birikime sahip olmaları da neredeyse mümkün değildir. Aksine Hazine ve Merkez Bankamız bu krize de çok hazırlıksız yakalanmış durumdadır. Virüsten önce bile dünyayı dolaşarak fon arayan ekonomi yöneticilerimiz apışıp kalmıştır. Bunun sonunda TL miz değer kaybetmeye başlamıştır. Reel sektöre baktığımızda bu üç ay içerisinde önceden alınan siparişler ve bağlantılar için üretime eksik de olsa devam edilmiştir. Esas soru bundan sonra ne olacağıdır. İç piyasa canlanmazsa, ihracat yapılamazsa, turizm, ulaşım normale dönmez ise ülkemin hali ne olacak. Bu virüsün ekonomimize etkilerini önümüzde ki aylarda göreceğiz. Reel sektörün tamamı borçlu durumda, öz kaynağını kaybetmiş çok firma var. Şirketlerimizin bilançolarına baktığınızda bilanço karlarının yarısı kadar finansman giderleri görürsünüz. Bu da reel sektörümüzün kazançlarının yarısının kredi verenler tarafından alındığının göstergesidir.


Devletin aldığı bir kararla yıl sonuna kadar ödenmeyen çeklerin ve senetlerin ödenmesi halinde şirketlerin siciline işlenmeyeceği belirtilmiştir. Bu karar iyi niyetli ve ekonomiyi korumaya yönelik iken tam tersi bir durum ortaya çıkmış olup, bunu fırsat bilenler ödemelerini durdurmuşlardır. Şu anda kimse kimseye ödeme yapmıyor. Herkes beklemeye devam ediyor. Bir türlü hayatın devam etmesi gerektiği de ortada, maazallah böyle giderse insanlar, virüsten değil toplumsal olaylardan daha çok muzdarip olurlar. Hiçbir devlet çalışmayan üretmeyen halkına bakacak duruma ve güce sahip değildir.
Diğer bir sorunda kiralar, alış veriş durdu. Pe ki kiralar ne olacak. Bu çok önemli bir sorun. Herkesin bir bütçesi planı var. Şu anda AVM’ler dahil hizmet ve perakende sektörü kiraları ödemiyor. Bu kiralar ödenmeyecek mi? Mahkemelik olunca kararlar nasıl çıkacak. Özel okul ve özel üniversitelerde peşin alınan ücretlerin durumu ne olacak. Daha buna benzer bir çok belirsiz konular var. Bu konuların nasıl çözüleceği de önümüzde ki dönemlerde ortaya çıkacaktır.
Turizm sektöründen yılda 50 milyar dolar civarında döviz girişi sağlanıyordu. Şimdi bu durum düzelmez ise turizmden ekonomiye ciddi bir döviz girişi olmayacak. Devlet olarak kaynak bulmakta zorlanıyoruz. Artık para sahibi kişilerde ölüm korkusu olduğundan nakitlerini kimseye vermeyip ellerinde tuttukları bir döneme girmiş bulunuyoruz. Artık fonlardan kolay para bulunamayacağı görülüyor. Ülkemizin finansal anlamda ciddi sıkıntı yaşayacağı bir döneme giriyoruz. Resmi nitelikte kuruluşlarda verdikleri fonların ödenmesini nasıl garanti edileceğine dair ekonomi yönetimine müdahale ettiklerinden onlarla da anlaşma yapılmak istenmiyor. Ancak ülke ekonomisinin yine imf veya dünya bankası gibi kuruluşlarla bir antlaşma yapması gerekecek gibi görüldüğü söyleniyor.


Vatandaşlarımıza gelince, belli bir birikimi olmayan çalışarak geçinenlerin işi çok daha zor görünüyor. Duran ekonomide işsizlik giderek artacak. İşçi çıkarımları yaşanabilecek. Döviz ihtiyacı nedeniyle kurlar yükselecek, hayat pahalılaşacak durgunluk içinde fiyatlar yükselecek. Bu dönemin sadece devlet desteği ile atlatılması zor görülüyor. Bizim necip Milletimiz ferasetini gösterecek ve ekmeğini paylaşacaktır diye düşünüyoruz. Umarız Çin’in ABD ve AB tarafından dışlanması sonucu ülkemiz yeni üretim üssü haline gelir. Tez zamanda bu stresli ortamdan insanlık olarak kurtarmamızı diliyorum. Ölenlerimize Allah(cc) tan rahmet, hastalarımıza şifa diliyorum. Fedakarca çalışan sağlık çalışanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum.


Allah Türkü Korusun ve Yüceltsin.
Ne Mutlu Türküm Diyene!