Değerli okuyucularım.

Malumunuz gündem Korona.

Ama tuhaf sorular zihnimde canlanıyor.

Kendi kendime soruyorum bu soruları ve sizler ile de paylaşmak istiyorum.

Dünya niçin sonsuz bir çatışma alanı çözemiyorum.

Herkes bir barış istiyor ama savaşsız geçen bir zaman dilimi yok.

Kimsenin sonsuza kadar asla kalamayacağı dünyada paylaşılamayan ne anlamaya çalışıyorum.

Yıkıntılar ortasında ki bir çocuğun duruşuna, sizi Allah’a şikayet edeceğim diyen Suriyeli yavrunun sözüne kulak asmayanları anlamaya çalışıyorum.

Dünyadaki zulümlere sessiz kalanları, mazlumun yanında olmayanları çözemiyorum.

Çaresiz kalmış bir annenin gözlerine baktığımda bazı soruların cevabını bulamıyorum

Herkesin dilinde sözde kalmış iki kelime barış ve sevgi var.

Ama kimse elindeki silahları gizleyemiyor

Dünya dönüyor ve bazı şeyler hiç değişmiyor.

Zulüm, kan, gözyaşı, sefalet, öfke, yıkım ve kötülüğün değişik yüzleri dünyadaki dolaşımını sürdürüyor.

İnsanın aklı ve kalbi ile kurmak istediği iyi bir dünyayı negatif akıl ve şeytanlaşmış bencil bakış ile sürekli yıkmaya çalışıyor.

Obezler ile açlar, güçlüler ile zayıflar arasındaki öldürücü mesafe hiç bu kadar açılmamıştı.

Yeryüzü adalet ve merhamete hiç bu kadar muhtaç kalmamıştı.

Sonunda bir musibet çıkıverdi uzak diyarlardan. Ülkemize kadar ulaştı.

İsim koydular bu musibete. Kimileri Corona dediler, kimileri Covid 19.

Çok can aldı. Almaya da devam ediyor.

Musibetler ilahi bir ikazdır. Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor ise; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.

Yaşar mıyım, o günleri görmeye, emanet olan nefesim yeter mi bilmiyorum. Lakin ben, koronavirüs tam olarak bittiği gün, dünyanın ne şekilde olacağını, biz insanların, hangi konuları konuşup, hangi meseleleri dert edip ve hangi kavramlar ile mutlu olacağını, gerçekten de çok merak ediyorum

İnsan inanan bir varlık.

Ben bir Müslüman olarak doğduğum zaman kulağıma okunan ezanı hatırlıyorum.

Allahtan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir.

Böyle denmişti. Buna inanıyorum.

Allah Resulünün söylediği sözlerde “O bana dün söylemiş gibi içimde duruyor.

O dedi ki; “Kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe bizden olamazsın”

O dedi ki; “Komşun açken tok yatarken bizden değildir”

O dedi ki; “Mümin insanların canlarını ve mallarını kendisine kadar emniyette bildikleri kimsedir”

O dedi ki; “Mümin cana yakın kişidir. Kendisi ile dostluk kurulmayanda hayır yoktur”

O dedi ki; İnsanlar Hz. Adem’in çocuklarıdır. Hz.Adem ise topraktan yaratılmıştır”

Bizler doğu ile batının, siyah ile beyazın bitmeyen savaşında iyiliğin ve adaletin yanındayız.

Benim değişmez prensibim çok güçlü olmak değil, erdemli ve adaletli olmaktır.

Bunu arıyor bu arayışta yalnız olmadığımı biliyorum.

Yaşadığımız çağ karmaşık güç ilişkilerinin biçimlendirdiği bir çağ. Son iki dünya savaşı ve mevcut kanlı bilanço insanlığın geldiği karanlık noktayı işaretliyor. Böyle anlarda hepimiz için şifa olacak o büyük sesi yeniden duymaya ve yükseltmeye ihtiyacımız var.

Kendimiz için, başkaları için, insanların esenliği ve onuru için o merhamet ve sevgi dolu hakikatin sesine muhtacız. Birlikte yaşamak ancak başkanını varlığı ile mümkün. Birlikte yaşamak ancak sevgi ile saygı ile merhamet ile mümkündür.

Ama bizler kanlı ve sonu gelmeyen çatışmalarda boğuşuyoruz. Hayatı adalet ve iyilik değil, güç düzenlemeye başladığında kaybeden hep insanlar oluyor. O yüzden Resulullah’a yüzümüzü dönmek, sevmek, bağışlamak, yardım etmek ve adaletle hükmetmeye ihtiyacımız var.

Artık yetimi, öksüzü, sahipsizi, kardeşimizi, kendimizi erteleyecek zaman kalmadı. Hayat akıyor.

İyi bir dünya ancak iyiler ile kurulabilir.

Hepimiz için merhametle, sevgiyle, iyilikle ayağa kalkmak ve dua etmek zamanıdır.

Ayağa kalkıp gülümseme zamanıdır.

Ayağa kalkıp iyi bir şey yapma zamanıdır.

Çünkü Hz. Allah iyiler ile beraberdir.

Evde kalın, sağlıkla kalın…

Baki selamlar…

Bu vesile ile Ramazan-ı Şerefinizi tebrik ediyorum.