12 Eylül ihtilalinden sonra ilk genel seçimler de Anavatan Partisi'nden Erzincan Milletvekili seçilen Yıldırım Akbulut, İçişleri Bakanlığı, Meclis Başkanlığı, Anap Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevlerinde bulundu. Sayın hemşehrimiz kendi azim ve istidadıyla bu basamakları teker teker çıkarak devlette zirve yaptı. Kendisi tüm Erzincanlıların onuru gururu olmuştur. Sayın Yıldırım Akbulut ile birlikte Erzincanlılıkta yükselen değer olmuştur. Bu dönemde ülkemizin her yerinde ki Erzincanlıların en azından moralleri düzelmiş, öz güvenleri artmıştır. Sayın siyasi büyüğümüzde daha önceki devlet adamı hemşehrilerimiz gibi örnek bir yönetim sergilemiş ve çok başarılı olmuştur. Adam kayırmamıştır. Hemşehrilerine torpil yapmamıştır. Memleketimiz Erzincan ile de yakından ilgilenmiştir. Kendisi daha önceki devlet büyüklerimiz örneğin Fahri Korutürk gibi Erzincanlı bürokraside görev yapan hemşehrilere çok destek vermemiştir. Elbette ki destek verip bu süre içersin de görev verip atama yaptığı bir çok isim vardır ancak bunun yeterli düzeyde olmadığı hep konuşulup durmuştur.

Bir ili temsil eden siyasi bir kişinin bütün hemşehrilerini tanıması, bilmesi, pozisyonlar ayarlaması, onları daha yüksek makamlara ataması mümkün değildir. Bunu sağlayacak olanlar, köprü görevini yapacak olanlar yerel siyasetin birim yöneticileri ve sivil toplum örgütleri dediğimiz dernek ve vakıfların yönetimlerine talip olan hemşerilerimizdir. Bu kişiler Erzincan kamuoyunun temsilcisi olma yetkisini ve sorumluluğunu kabul ederek bu görevlere gelen hemşerilerimizdir. İlimizin siyasi büyüklerine ulaşmada, proje sunmada, hemşehrileri destek olmada bu hemşehriler vasıtası ile yapılmalıdır. Kanaatimce Yıldırım Akbulut döneminde bu görevlerde olanlar başarılı olamamışlardır. Hatta, Yıldırım Bey’in  en son Doğruyol Partisi'nden İstanbul'dan aday olması ile ilgili, seçilirse ihmal ettiği hemşerilere yardım işine bu sefer önem vereceği yönünde açıklama yaptığı konuşulmuştur.
Tam bu pişmanlıklar konuşulurken, fırsatlar kaçtı kimse faydalanmadı filan denirken bir sürpriz daha oldu. AKP İktidarı ile birlikte üç hemşeri büyüğümüz Bakan oldu. Geçen seferden antrenmanlı olan bir takım hemşerilerimiz dört bir koldan bu dernek ve vakıf yönetimlerine talip olarak buraların yönetimini ele aldılar. Adeta kapanın elinde kaldı. Öyle bir hale geldi ki, başka kimse yokmuş gibi bir derneğin başkanı olan diğer bir derneğin başkan yardımcısı oldu. Demek ki ya kendilerinden başka ehil veya mezun Erzincanlı göremediler bu görevleri yapacak, ya da kendileri çok iyi yapıyordu çok önemli bu görevleri kimselere bırakamadılar. Bu durum yıllarca devam etti, 10 yıl sürdü. AKP Hükümeti İktidarda kaldı hemşehrimizin Bakanlığı sürdü, bu hemşehrilerimizde görevlerine devam etti.  Bu hemşehrilerimizde elbette iyi niyetli idi. Ancak becerikli olup olmadıklarına diğer hemşerilerimiz karar verecekler. Bunun göstergeleri var elbet. Bürokrasiden ölçümler yapılabilir. Bürokraside sanıyorum en çok öğretmenimiz var. Milli Eğitime ve Emniyet Teşkilatımıza bakalım hemşehrilerimizin üst kademelerde görev alıp alamadıklarını hemen görürüz. Bunu özellikle İstanbul için irdelemek gerekir. Çünkü Erzincan’ın nüfusunun büyük bir bölümü İstanbul da yaşamaktadır.

Erzincan’la ve Erzincanlılarla yakından ilgilenen ve en uzun süre bakanlık koltuğunda oturan Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakanlık hakkının elinden alınması ve bakanlık görevinin de sona ermesi ile birlikte 10 yıl önce sivil toplum örgütlerinde görev alan hemşerilerimizin bu görevlerinden ayrıldıklarını gözlemliyoruz. Umuyoruz ki bu dönem Erzincan ve Erzincanlılar adına iyi değerlendirilmiştir. AKP İktidarı ile birlikte üç bakanla yükselen değer olan Erzincanlılık ruhu bir takım sosyal faaliyetlerde etkin olarak kullanılmıştır. Erzincan’ın Kurtuluş günü törenleri İstanbul’un en büyük kapalı spor salonlarında  kutlanmıştır. Öyle katılımlar oldu ki salonlarda boş yer kalmadı insanlar dışarılarda kaldı. Memleketlerimiz de yapılan festivallere büyük katılımlar oldu, coşku ile kutlanıldı. Ancak bakıyoruz yaprak dökümü başlamış, Binali Yıldırım’ın bakanlıktan gitmesi ile birlikte kurtuluş şölenleri, festival kutlamaları tarihe karışacak gibi görünüyor.  Erzincanlı sivil toplum örgütleri hızla güç kaybetmekte. Böyle olmaması gerekmez miydi? Sayın bakan devam ediyormuş gibi bütün faaliyetlere tam gaz devam etmek gerekli değilmiydi. Peki neden bu bıkkınlık ve yorgunluk, sebebi başarısızlık mı yoksa uzun yılların verdiği yorgunluk mu? Kanaatimce ikisi de olabilir. Uzun süren yönetimler Sayın bakanımızın bilgisi dahilinde oldu diye düşünüyoruz. Çalıştığı ekipleri de kendisinin istediği herkes tarafından bilinir durumdadır. Bu faaliyetlere ara verilmeden devam edilmesi gereklidir. Halen vakit ve imkan vardır. Önümüzdeki özel günlerde programlar yapılmalıdır. Aksi bir durum hem Sayın bakanımıza hem de Erzincanlılara haksızlık olur. Ancak dikkatimi çeken Sayın bakanımızın Başbakanlığa atanması ile ilgili hiçbir hemşehrimizden ses, destek ve yorum çıkmadı. Sayın Bakanın arkasından bir sinerji oluşturulmadı. Aslında birkaç ciddi organizasyonla Sayın Binali Yıldırım’ın neden Başbakan olması gerektiği kamuoyu ile paylaşılabilirdi. Belki sonuç değişmeyecekti ancak en azından hemşehriler ellerinden geleni yapmış olacaklardı. Sadece ben buradaki köşemden Sayın Bakanın Başbakan olması gerektiğini yazılarımla ifade ettim. Buradan şu sonuç çıkıyor ki  Erzincanlılarla ilgili etkili ve güçlü bir lobi oluşturamamışız. Bur arada bana sende bu dönemde dernekçilik faaliyetlerinde bulundun diyenler olabilir. Onlara şunu söylemeliyim, Ben kamu görevlisi iken ERSİAD üyesiydim. Ayrıca AKP İktidarından öncede ERSİAD Denetleme Kurulu Başkanıydım. Biz yine aynı bulunduğumuz yerdeyiz. Herkes gibi Erzincanlılığımızla onur duyuyorum.

Erzincanlı siyasi büyüklerimizin ortaya çıktığı zamanlarda bir çok hemşehrimiz ortaya çıkıp Erzincanlılığı kimselere bırakmıyor. Sırf bu dönemlerde Erzincanlılık rüzgarından faydalanmak herkesin önüne geçip yer buluyorlar. Buradan hemşehrilerimden bir ricada bulunmak istiyorum. Bir adamı denemek için makam mevki sahibi iken, güç ve para sahibi iken  yanına gidip deneyelim, Erzincanlılığını ölçelim. Makamındayken veya yetkili iken yani kendisi güçlü iken gücünü bizimle paylaşıyor mu, yoksa burnundan kıl aldırmıyor mu? Önemli olan budur.  Sonradan gelip Erzincanlılıktan faydalanmak için name okuyan eyyamcılarla gerçek Erzincan sevdalılarını birbirinden ayıralım.