23. 10. 2017

Nesilden nesile aziz Erzincan, OKU!

Yazdır

Uygarlık, bir toplumun maddi ve manevi varlıklarının, endüstri, fikir ve sanat alanında sağladığı gelişmelerin bütünüdür. Her insana yüklenen, bu ağır sorumluluk, beşikten mezara öğrenmeye mecbur olduğu, hayat okuludur. İnsanın nesilden nesile değer kattığı, uygarlık sisteminin, kendisi olduğu düşünülürse, aynı hataya ikinci defa düşmeme çabası aslında uygarlığın temel felsefesidir. Uygarlıkta asli olan insanca yaşayabilme sanatı ise akıllı ve medeni bir insan daha tedbirli ve uyanık hareket etmenin zanaatkârı olmalıdır.

Uygarlık, nesilden nesile insanın genetiğine kodlanmasıyla sınırlı kalmamış, yaşadığı, temas ettiği her dokuya ilmek ilmek işlenmiştir. İşte soyla devam eden,  büyük medeniyetler toprağa gömülse de memleketin neresine giderseniz gidin o yerin adıyla, ruhu yankılanır.

Her yerleşim yeri olduğu gibi şehirlerde ismiyle uygarlaşır, şehir ismini, zamanla değerleri ve kahramanlıkları ile şekillendirir. Şehrin ruhu insanıyla, kıymetiyle canlanır, hayat bulur.

"Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!" (Secde 32/ 9) Allah'ın "ruhundan insana üflemesi", ona ilahî bir armağan olarak hayat ve bilinç veya "can" vermesini ifade eden bir mecazdır. Sonuç olarak "her insanın canı, Allah'ın ruhudur" (Râzî)

İşte bu ruha, "CAN" denmektedir.  Aslını gizleyemez ERZİNCAN, ruhuna en kıymetli "CAN" yazmıştır.

"Hele can boğaza dayandığı zaman" (Vâki'a 56/83). Asırlar boyunca mazluma, güçsüze, zulme uğrayana korkusuzca cansiperane olmuş, kutsal şehir ERZİNCAN, hayat kaynağıdır. Dünyaya milliyet nedir öğrettin ERZİNCAN, toprağında, suyunda, soyunda, özünde, vatan aşığıdır. Uygarlıkların kalbi, medeniyetlerin özü, çağları geride bırakan ERZİNCAN,  yüreklidir.
Merhametli, iyi niyetli, güvenilir, vefalı aziz insanıyla ERZİNCAN, cüretkardır. Ahlaklı, edepli, vicdanlı, irfanlı mazimiz ile yüreğin hisli mi ERZİNCAN, Allah korkusundadır.
Makam, mevki, zenginliği gözü görmez ERZİNCAN, Rabbimin emrindedir.

Anadolu topraklarında yaşamış büyük şair Mehmet Akif Ersoy’un sözü üzere İslam’ı öyle yaşa ki akıllar dursun. Sen ona buna değil Allah’a kulsun. Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. İnsana zulüm ve baskının devam ettiği sürece savaşlar zalimlere karşı iyi savlar için olmalıdır.

Maalesef dünyada son on yılda yirmiye yakın savaşın yaşanması, bu savaşların zulmü önleyeceğine  zalimliği yaygınlaştırması, her savaş sonrasında iç veya ülkeler arası yeni bir savaşın başlaması yanı sıra küresel güç savaşları vahşetlere denk. Komşu ülkelerimizden gelen acı haberlerin tüm dünyada yayınlanmasına rağmen  bebek, yaşlı ve çocuklara yapılan bu vahşetin devam etmesine izin verilmesi inanılır gibi değil.

Bu zulümlere hiçbir insan seyirci kalmamalı ve kalamaz. İnsani açıdan uygarlığı en güzel biçimde şekillendirmek boynumuzun borcudur. Bu yüzyılda dahi insanların açlıktan ölmesi, susuzluk ve kıtlıkların yaşanması hatta dünyanın katliamlara seyirci kaldığı her an, yaşayan her bireyin bedelini ağır olarak ödeyeceği gerçeğini değiştirmez.

Asıl değinmek istediğim an, nerede olursa olsun terör saldırılarında, savaşlarda, … çocukların katledilmesi  bıçağın kemiğe dayandığı an olması gerektiğidir.

İnsan olarak gerçekten uygar biçimde yaşamak için bütün aklımızı seferber etmeliyiz. Beşikten mezara, doğru kaynakları okumalı ve eğitim seferberliği bilinciyle yaşamalıyız. Elimizde olan imkanları maddi, manevi kullanmak zorundayız. Bu derece duyarsız kalamayız.

En azından kullandığımız sosyal mecralarda bu vahşete zulme karşı bir paylaşım dahi olsa tepki göstermenin gerektiği kanısındayım. Düşüncemiz, fikrimiz, ne olursa olsun çocuklara, yaşlılara olan zulmün karşında olmadığımız her an gelecekte kendi adaletimizi sağlayamayacağımızın habercisidir.Hasılı dünyada hiçbir kötülük karşılıksız kalmaz.  
Nesilden nesile AZİZ ERZİNCAN, okumadan karanlıklar aydınlanmaz!