21. 08. 2018

İnsanlık için diplomasi

Yazdır

Son zamanlarda tartışmalara neden olan diplomasi krizi, derin tarih dengesi gözetilmeden, küresel güçlerin kendi zararına dahi olsa, bu durumdan ders almayı reddettiğini ortaya koyuyor.

Dış politikalar, tarihin derinliklerinde, doğrulukları kanıtlanmış yaşanmışlıklara göre karar verilir; seçmen tarafından değil, tarih tarafından yargılanır. Dünya düzeni sorununun çözümü ne kadar önemli ise dış politikalarda bilimsel yaklaşım, derin tarih bilgisi ve diplomasi de o derece önemlidir.  

Diplomasi, uluslararası hukukun temeli, paylaşılan değerlerin korunması en önemlisi insana olan saygının iradesidir.

"Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür." (Zilzal, 99/7)

Tarihi olarak şu husus açıktır ki, üçüncü derece bir krizi dünya savaşına dönüştürmeyi başarmanın bedelini her daim ödeyeceksiniz. 21 milyona yakın insanın ölmesine neden olan savaşlar zincirini neyin başlattığının önemi kalmasa da katliama sebep olanların vicdanlarını yakacak azaba artık çarenin olmadığını unutmamak gerekir.

Diplomasiyi, kuvvet elde etme ihtirasıyla kullananların, yaptıkları büyük yanlışları anlasalar da girdikleri çıkmazı,  nasıl savunacaklarını dahi bilmeyen ve korkaklıklarını kabul etmeye hazır olmadıkları bu durumda, Türkiye’nin sergilediği büyüklüğü düşünebilmeyi bile reddettiler.

Avrupa ülkeleri olarak ekonomik yaptırım mekanizması olsa bile, hiçbir Avrupa ülkesi küresel bunalımın ortasında Türkiye ile ticaretini kesmek arzusunda olmadığı kesindir. Avrupa Birliği ülkelerinin yaşadığı bu çelişki ile nasıl baş edeceklerini kendileri de bilmiyor. Tarihin karanlıklarında olduğu gibi Avrupa Birliği üyelerinin kalkınmasına hizmet etmeyen Almanya, yıkıcı bir felakete doğru yol almaya tekrar başladı. Devletlerin karşılıklı bağımlı olduğu bir dünyada yalnızlık riskini göze almak, hiçbir devlet gücünün kaldıracağı yük olmadığı gibi, hiç de akıllı bir iş olmayacaktır.

Devletlerin diplomasiyi, insan haklarını dünyanın her tarafında eşit uygulanabilir sistemler için kullanması ve dış politikaların odak noktası olan güvenlik ve ekonomik ilişkilerin kaynak savaşlarına dönüştürmeden, yenilenebilir enerji teknolojilerini geliştiren, ülke bilim insanlarını bir arada tutabilecek, uluslararası hukuka dayanan, amaçlar meydana getirmeleri gerekiyor.

Almanya’nın iki dünya savaşının çıkmasından önce yanlış yaklaşımı sonrası fiziki gücü ve topraklarında büyük kayıpları düşünüldüğünde; bu ülkeyle olan ilişkilerde daha tedbirli stratejiler gerektiriyor.
Avrupa’ya karşın Amerika’nın güçlenmesi sanayi ve diplomasi gücünün doğal bir sonucuydu.

Özellikle Avrupa’ya, ne yaptıklarının farkında olmayanlara sesleniyorum, her geçen gün insanlığın katledilmesine yol açtığınız olaylar, sandığınızdan daha fazlasını tehlikeye attığınız, dünyanın sahip olduğu imkanları kavrayarak dış politikaların dayandığı ahlaki kurallar ve tarihi denge unsurlarını ihlal etmemeyi aklınızdan çıkarmayın.
Tarih, dünya liderlerinin yaptıklarından dolayı kendisini sorumlu tutacağını,  güçten öte insan haklarına daha çok değer verdiğini unutmaması gerekir.

"Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz."(l-i İmran, 3/139)

"Sakın üzerimize yükselmesinler. Ya Allah, bizim kuvvetimiz ancak seninledir." Hz. Mustafa (s.a.v.)