27. 05. 2018

Hayırlı Olsun

Yazdır

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ki en önemli anayasa değişikliği yapıldı.
Türk Milleti ve Devletine hayırlı olsun. Sistem tartışmasından ziyade kişi ve siyasi tartışmalarla geçen bir seçim kampanyası sonucunda, geçici sonuçlara göre yüzde 51,4 Evet ve yüzde 48.6 hayır oyu çıktı.

Seçimden önce akıl almaz karalamalar ve suçlamalarla geçen referandum, seçim sonuçların da da sen verdin, ben vermedim tartışmasına döndü. İşin özü esası yeterince tartışılmadan Türk Milleti yeni sisteme evet demiş oldu. Şu ana kadar parlamenter sistemde, neyin yapılamadığı ve yeni sistemde neyin yapılabileceğini kimse anlayamadı. MHP lideri 2003’te ve 2007’de yaptığı gündem belirlemelerine bir yenisini daha ekleyerek parlamenter sistemden, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesinde en önemli aktör oldu.

Değerli siyasi büyüğümüz Binali Yıldırım’ın Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan olmasından sonra AKP ile MHP arasında sıcak siyasi diyaloglar gelişti. Bu sıcak diyalogu sağlayan ise Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın Cumhuriyetimizin değerlerine sahip olması, iç ve dış politikalarda, devletin geleneksel politikalarına dönmüş olması en önemli faktör olmuştur.

15 yıldır ülke siyasetinin mimarı Sayın R.T. Erdoğan’ın gerginliği artırıcı ve ötekileştirici politikalarından sonra, Binali bey’in sevecen, sıcak kalpli, insana değer veren bakışı, projeler adamı olması, milli kimliğe sahip çıkması ülke genelinde tüm siyasi parti seçmenleri üzerinde çok olumlu bir etki yaptı. Tahminime göre, başkan adayı olarak şu an ortaya çıksa yüzde 65’in üzerinde bir oy alabilecek potansiyele sahip bir siyasi kişiliktir. İnşallah gerçek olur da vatan, millet, devlet kazanır.

Referandumla ilgili aklımda kalan ilginç bir iki olaydan bahsetmek istiyorum. Sayın R.T. Erdoğan’ın Diyarbakır da ki yaptığı konuşmada ‘’türk değil, kürt değil, laz değil, Tek Millet diyorum’’ demesi ve Sayın Devlet Bahçeli’ ninde TV söyleşisinde Sayın Cumhurbaşkanı Diyarbakır da doğrusunu yapmıştır demesi Siyasi tarihimize kara leke olarak geçmiştir. Bu sözler Türk Milliyetçilerini çok ve çok üzmüştür. Ne yani Türk Milleti değil de Tek Millet ise Türkiye Cumhuriyeti yerine Tekiye Cumhuriyeti mi diyeceksiniz.  Beyler! Türkiye Türklerindir.

Eski Yargıtay Savcısı Nuh Mete Yüksel’in MHP den adayken Ezan Türkçe okunabilir açıklaması, rahmetli Başbuğun istifa ettirmesine rağmen MHP’ye seçim kaybettirmiştir. Aynı şekilde 2007 seçimlerinde Devlet Bey’in Erzurum da mitingde ‘’asmak için ip mi bulamadın, al sana ip’’ diyerek ip atması seçmeni AKP ye kaydırmıştır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da referandum öncesi kontrollü darbe sözü de bu meyanda bir açıklamadır. Bu sözlerin sonuçlarının yansımalarını hep beraber gördük. Ancak neden söylediklerini, söyleyenler açıklamazlarsa hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Başbakanımızın gitme dediği, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın Cumhurbaşkanı’nın talimatı ile Hollanda da yaşadıkları da ayrı enteresanlıktır. Bağırdık, çığırdık, ayaklandık devletimizin bakanı aciz duruma düştü, savaş çıkıyor sandık. Bir baktık ortalık süt liman. Ee bu gerginlikler neden yapıldı. Almanya ya bağırdık. Eyyy …. Lerin arkası kesilmedi. Gerdikte gerdik. Peki ne oldu? Her şeye rağmen, tüm devletin imkanları ve ful medya ya rağmen yüzde 51,4 te kaldı. Buradan ders çıkarması gerekenler iyi düşünsünler. Ak Parti Seçmenin de değişiklik var. Artık gerginlik politikaları seçmen üzerinde eskisi gibi etki etmiyor. Bu seçimde görüldü ki gerginlik politikası artık işe yaramıyor. Binali Yıldırım’ın uzlaştırıcı ve barışçı yaklaşımları olmasa idi, kanaatimce kesin hayır sonucu çıkardı.

Referandum sonuçları daha çok konuşulacak. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli konu şudur. Bu sistem iki ana iki kilit parti üzerine kurulmuştur. Kilit partiler MHP ve Diğer Hadep, ana partiler ise merkez sağ ve merkez sol partilerdir. Bu meyanda merkez sağın Cumhurbaşkanı seçmesi için ülkücülerle birlikte hareket etme zorunluluğu vardır. Aksi takdir de merkez solun destekleyeceği bir ülkücü aday rahatlıkla başkan seçilebilir. Bu denklemde AKP nin Güneydoğudan destek almaya çalışması kendi tabanını eritecektir. Sonuçta iş ülkücülere kalacak. Şu an AK Partiye destek veren Devlet Bey ülkücüler üzerinde ki etkisini kaybetmiş durumdadır. Ülkücülerin yüzde 80’i artık Devlet Bey gibi düşünmüyor. Devlet Bey kendi seçtiği vekilleri ve teşkilat mensuplarına da söz geçiremiyor. Çünkü ülkücüler doğru bildiğini söyleyen Türk Milletinin gerçek sahipleridir. Olası bir seçim de ülkücüler Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a asla oy vermezler. Buradan Sayın Başbakanımıza sesleniyorum. Siyasi partilerin tavanında yapılan işbirlikçiliği tabanı asla etkilemiyor. Hele ki MHP tabanı, diğer seçmenlere asla benzemez. Hayırlısı olsun.