27. 05. 2018

Dağlar meydanı Erzincan

Yazdır

Atalarımız, "dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur …" derler ya tam onun gibi bir şey… "Erzincan Meydanı"
Meydanlar resmi binalar, çeşme, fırın, restoran, ticari alanlar, otopark, cami ve diğer çevre düzenlemeleriyle yerleşim alanlarının kimliğidir. O yörenin insanı doğrudan yeni tanıştığı yöre insanı ile tanışmasa dahi gördükleri, kulak misafiri olduğu diyaloglardan ve gayriresmi sohbetlerden ilham alarak ömür boyu unutamayacağı bir duygusal bağlılığı oluşturan sanal sosyal meydanların aldatmacasından uzak gerçek sosyal alanlardır. Meydanlar yerel halkın yapay zekasının yansımasıdır.
Erzincan meydanda bir dört yol, park ve bakırcılar çarşısı bulunuyor. Gönül ister ki Erzincan meydanı dediğiniz an dağlar ile çevrili, görkemli doğa manzarası içerisinde muazzam bir meydana sahip, şehrin tam merkezinde her dağın zirvesinden görülebilen saat kulesi, meydan girişinde bakırdan hat sanatı ile yazılmış muhteşem bir  "Erzincan" yazısı, dumanlı dağlarından gelen havası ile geniş ağaçlar içinde, meydan camisi, çeşmesi ve üzüm bağları ile özdeşleşen dört yol gibi bir kesişim noktası olsun.

Meydanlar, gurbette yaşayan insanların hem bireysel hem de kolektif olarak hareket etmesine sebep olan ortak noktasıdır. Meydanlarda bulunan her değer, yaşanan her an, o şehrin farklı düşünceye, statükoya sahip insanları eleştirmeye teşvik eden, sorgulayan en önemlisi bir araya getiren ve her ikisinde de en iyiyi bulmaya yönelik buluşma noktalarıdır.  Meydanlar tecrübelerin paylaşıldığı en önemlisi dost edinebilme ve nüfuz sahibi olabilmenin ötesinde insanların birbirlerine faydalı olabilmeyi öğrendiği hayat okullarıdır. Özellikle köy ve ilçelerde akrabalar ile yakın değişmez oturma düzenlerine karşın, meydanlarda tanımadığınız kişilerin yanına oturduğunuzda kültürel değişimlere,  karar mekanizmasının nasıl işlediğine ve işbirliğinin yanı sıra duygusal zekaya muazzam bir katkı sağlamaktadır.  

İnsanların ilgileri, işleri ve ihtiyaçları onları nereye götürüyorsa oraya rahatça gidebilmeleri için ulaşım ağlarının, sürekli devam eden bu akışı meydanlara taşınmasını en iyi hale getirmek için kesinlikle bir neden var. Haftanın belli günlerinde özellikle pazar kurulduğu zamanlar bir telaş başlar…. köylerden ilçelere, ilçelerden şehir meydanlarına yapılan bu yolculuğu düşündüğünüzde iyi koordine edilmiş, tasarlanmış, geniş ve açık meydanların, o yöre halkı ve ziyaretçilerinin mutluluğunu ve güvenini artırmanın yanı sıra sosyal sorumluluğun geleceğini inşa etmeye kararlı olduğunu herkese gösterir.

Doğduğum ve uzun yıllar yaşadığım memleketim için hafızamı yokladığımda Refahiye meydanı olarak  merkez cami ve çeşmenin olduğunu söyleyebilirim. Aslında Refahiye gelişimi için bu derece önem arz eden meydanın geliştirilmesi, zenginleştirilmesi bir defa görseniz dahi hafızanıza yer eden ve yerel halk için bir o kadar kıymetli olan sevinç ve acılarımızı paylaştığımız unutulmaz ortak yaşama alanlarının öncelikli değerlendirilmesi gerektiğine değinmeden geçemiyorum.

Meydanların yeniden planlanması süreci birçok yerleşim yeri açısından zordur. Yaşayan nüfus ve coğrafi özelliğe göre meydanların olma zorunluluğu ve özellikleri bakımından değerlendirildiğinde fiziksel yakınlık, sosyal çevre, güven ve kalkınma açısından büyük önem arz etmektedir.
Özetle şehir, ilçe, köy meydanlarının özelliğini zaman içerisinde korumak ve bu alanları yeniden tasarlanması, aslına uygun olarak yapılması yok ise meydan kazandırılması o şehrin kimliği için çok önemli bir yere sahiptir. Meydanlar, insanların daha özgürce dolaşabildikleri, her ihtiyaca ayrı ayrı cevap verebilme yeteneğine sahip, sosyal etkileşimleri teşvik etmek için bu özelliklere sahip olması bakımından topluma ve ilgili kurumlara büyük görev düşüyor. Resmi binaların fizibilite etüdü düşünüldüğünde aslında o yerin meydanıyla birlikte düşünülmesi açık meydanların planlanması, her geçen gün rant uğruna daha da küçülen hatta yok olan köy, kasaba ve şehir meydanlarımızın genişletilmesi ile eski birlik ve beraberlik ruhunu yaşayan alanların gelecek nesillere aktarılmasını sağlamalıyız.