24. 08. 2019

Erzincanlı ruhu

Yazdır

Değerli okurlarım, Erzincanlının olduğu her yerde her şeyin açık açık dosdoğru olarak konuşulmasından yanayım. İnsanların yaşadığı ölçeklere göre köy, ilçe, il, metrepollere baktığınızda mikro düzey de; köy içerisinde aile bağları akrabalık ve sülale milliyetçiliği olduğunu, ilçe ölçeğinde baktığımızda nahiye ve yakın köy ve mahalle milliyetçiliği olduğunu olduğunu, İl düzeyinde ilçe milliyetçiliği olduğunu ve Ankara, İstanbul ve İzmir gibi metropollerde de il milliyetçiliğini hatta bölge milliyetçiliğini açıkça görürüz.
Ayrıca insanların dünya genelinde çokluk içerisinde azlık grup olarak imtiyaz sağlamak için lions klüpleri, localar tarikatlar v.b yapılarda örgütlendiğini görürüz.

Bu cemiyetler gerçekte de üyelerine imtiyaz sağlanmasını sağlamakta ve faydalı olmaktadır. Benim burada ki konum bu kavramlar içerisinde Erzincan’ın İstanbul özelinde ki durumunu özetlemek ve analiz etmektedir.Erzincan eski Milletvekili rahmetli Veysel Varol’un bir köy ziyareti öncesi planlamasına şahit olmuştum. Düşünce şuydu, bu küçük köyde kaç tane sülale var. Etkin aileler kimler. Kimler birbirileriyle rekabet içerisinde kimler hasımlar. Bu köye her kesimin kabul edebileceği bir kişi bularak gitmek lazım.

Bu kurallara uymazsak köyde ki dengeleri bozarız ve üç tane oy alacağız diye kaş yaparken göz çıkartırız düşüncesine şahit olmuştum. Aradan 40 yıldan fazla zaman geçti geldiğimiz günde o günkü düşüncenin çok gerisinde olduğumuzu üzülerek ifade etmek istiyorum. Köy, ilçe ve il üzerinde ki dengelere dikkat etmek gerekir. Bu dengeler öyle kolay oluşmuyor. Her dengenin de arkasında bir hikaye mevcuttur. O yöreleri iyi bilenler bu dengeleri bilirler. Başlar ayak, ayaklar baş edilirse sonuç hüsran olur. Herkes zarar görür.

1987 Genel seçimlerinde tercihli milletvekilliği sisteminde İstanbul Kartal’dan en yüksek tercihli oyu Demokratik Sol Parti’den Refahiyeli bir hemşerimiz almıştır. Düşünün o zamanı sırf Erzincanlı diyerek tercih edilmiştir. Ancak bu güne gelindiğin de yine Kartal yöresinden bir dernek grubunun yaptığı şölene Chp’li adayı çağırması büyük tepki almıştır. Çok yanlış bulduğumuz bu duruma acaba hangi psikoloji neden olmuştur.?

Erzincanlı bir siyasetçi başarılı olup ön tarafa çıkınca, önceden Erzincanlılara sövenler bakıyorsunuz ön tarafa çıkmışlar öyle bir sallıyorlar ki yanlarında Erzincanlıyım demeye utanıyorsun. Bu dalkavuk yalakalar siyasi büyüğümüzün etrafını sarıyorlar. Erzincanlılık ruhuna zarar veriyorlar. Bu durum Yıldırım Akbulut zamanın da yaşanmış, daha sonra da  İstanbul Beyoğlu tunel de bulunan Ersiad ofisi kira borcu yüzünden tahliye edilmiştir. Gerçek Erzincanlılar sayesinde tekrar belirli bir hale getirilmiştir.

Binali Bey’in Bakan olması ile birlikte bazı STK’larda ki bir takım kişilerce Binali Bey’in Erzincanlılar la temasını engellenmiştir.
Binali Yıldırım Refahiye’de ki dengeler bilmez, Erzincan’da ki dengeleri bilmezdi.
Bilmesi de beklenemezdi. Çünkü  kendisi İstanbul da büyümüştür. Bu nedenle de Refahiye’de ve Erzincan’da siyasi tercihlerini yanlış yaptığını herkes düşünüp konuşmaktadır. İstanbul da ki hemşerilerini de, kendisini Binali Bey’in görevlendirdiğini söyleyen bazı kişiler vasıtası ile değerlendirmiştir. Bu kişilerin kendi düşüncelerini ise Binali Bey’e Erzincanlıların düşüncesi diye ilettiği anlaşılıyor. Binali Bey’in bu seçimine doğrudur, yanlıştır diye fikir beyan etmek yerine sonuçlarını söyleyerek yorumlamak gerekir diye düşünüyorum.

10 Mart 2019 Pazar Günü Haliç Kongre Merkezi’nde ki EKEV ve ERSİAD tarafından  Binali Bey için yapılan toplantıya beklenen katılımın olmaması üzüntü vericidir. Daha önceleri 15 bin kişilik salonlara 50 binden fazla katılan hemşehrilere ne oldu.
Anlayabiliyormusunuz.

Sonuç, 10 Mart Pazar Günü Haliç Kongre Merkezi’nde ki toplantıda ERZİNCANLILIK RUHU ölmüştür. Buradan tüm hemşerilerime sesleniyorum. Sel gider Kum kalır. Bulanık su yüzünden kuma zarar vermeyelim. Hemşerimizin yanında yer alalım.
Mübarek Ramazan Bayramının Tüm insanlığa sağlık huzur ve barış getirmesini diliyorum.

Ne Mutlu Türküm Diyene.