19. 08. 2019

Ok gibi dosdoğru olmak için, yay gibi eğilmek lazır gelir

Yazdır

Yavuz Sultan Selim Han, Memluk seferine çıkmaya niyet eder. Yanında can yoldaşı, arkadaşı Hasan Can vardır.  
Topkapı Sarayı’ndan kayığa binerler ordunun yanına giderler.
Kayıkta giderken Yavuz Sultan Selim Han Hasan Can’a sorar.
"Yumurta Severmisin Hasan Can"
"Severim sultanım"
İstanbul’un Anadolu yakasına geçerler.
Ordu başında koca sultan sefer çıkar, Memluk seferi başlar.
Mercidabık, Ridaniye alınır. Mekke ve
Medine’nin anahtarları alınır.
Arada koca sultan şiirler yazar.  
Çok iyi bir şairdir.

"Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur.
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur.
Sadıkane belki ol alemde bir dildar olur.
Yar olur, ağyar olur, dildar olur, serdar olur."

Bu şiirin yukarıdan aşağıya böldüğünüzde aynı şiiri yeniden okursunuz. Dünya edebiyatında bir ilktir ve bir Osmanlı Sultanına nasip olmuştur.

Sefer uzundur. Mısıra girerken Mısırlı kadınlar padişahı görmek için bakarlar ama Yavuz Sulan Selim’i tanıyamazlar.
Çünkü cennetmekan asker gibi giyinirdi.
Mısır Seferi biter geri dönülür. İstanbul’a girilecektir. İlk gidişten bu yana iki yıl sekiz ay gibi bir süre geçmiştir.

Hasan Can, Yavuz Sultan Selim Han’a gelerek, "Padişahım, halk sizi bekliyor, bir nümayiş, bir alayiş bir coşku var".
Kolay değildir Mekke ve Medine’nin anahtarlarını alan birini karşılayacaklardır.
Ama Yavuz Sultan Selim buna izin vermez."Biz bu işleri Allah için yaptık, vakit gece olduğunda girelim şehre der.

Tevazünün zirvesi de bu olsa gerektir.
Yavuz Sultan Selim ve Hasan Can ile tekrar kayığa binerler. Topkapı Sarayı’na geri döneceklerdir.

Yavuz Hasan Can’a döner ve,
"Nasıl?" Sorusunu sorar.
Alınan cevap ise "Haşlanmış" sultanım cevabı olmuştur.
Bu şu demektir, bu iki insanın kalp ritmi iki yıl sekiz ay boyunca hiç birbirinden şaşmamıştır.

Yavuz demektedir ki lisan-ı hal ile, Bakma Hasan Can, Mekke ve Medine’nin anahtarlarını aldık, Memluk Ülkesini fethettik, Hilafet alametlerini aldık, Devleti Aliye’yi genişletti, İstanbul’a geldik ama biz buradan çıkarken kim isek hala o aynı adamız. Başkası değiliz.Bu güzelliği yine Yavuz Sultan Selim Han’ın ifadesi ile nihayetlendirmek lazımdır.

Padişahı alem olmak bir kuru kavga imiş. Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş.

Bizim dedelerimiz, sultanlığı cihana hükmederek bulmamışlardır. Allah dostlarına kölelik ederek sultan olmuşlardır. Bunu iyi anlamak lazımdır.

Yavuzca demek lazım ki, Yüce Allah! Bizi dostlarının dizinin dibinden ayırmasın,Mevlana’ca söylemek lazım ki, Yay gibi eğri olsam elde tutarlar beniOk gibi doğru olsam ırağa atarlar beni.Demiş ve ilave etmiştir, yayın doğruluğu da eğriliğinden belli olur.  
Bu nükteyi çözmek lazım. Çözdüğümüzde sorun kalmayacaktır.

Ok gibi dosdoğru olmak isteyen, ok gibi dosdoğru bir zatın önünde Yay gibi iki büklüm olacak ki Allah onu ok gibi dosdoğrulardan eylesin. Eğilmeden doğrulmak olmaz.

Cenab-ı Mevlamız, Bizim kalbimizde sevdiklerinden bir iz, sevdiklerinin kalbinde bir iz bırakmayı nasip eylesin inşallah…