14. 10. 2019

Ülke gündemi

Yazdır

Ülke gündemi çok yoğun, Suriye, Akdeniz de ki doğal gaz, ABD ile ilişkiler, Yunanistan la olan sorunlar, Kahpe Pekaka ile mücadele, Bir türlü bitmeyen Fetöcüler, Dokunulmayan Fetönün siyasi ayağı, F 35 sorunu, Suriyenin Kuzeyin de kurulan Kürdistan, içeride ekonomi, yetersiz bakanlar,  damat sorunu ve Pelikanlar, Başkanlık sistemi diye getirilen ‘’Başkanın Sistemi’’ ve çıkarılmayan uyum kanunları, Adalet sistemimiz de ki çürümüşlük, bürokrasi de ki liyakatsız memurlar, Kitler de ve Bitler de ki yönetsel sorumlar, belediye meclisleri ile başkan arasında meydana gelen sistemsel sorunlar, devletin denetim gücünde ki zayıflama ve daha bir çok sorun ülkemiz de yaşamsal sorun olmaya devam etmektedir. Bütün bunları toplarsanız ülkemizde hala bir beka sorunu oluşmaktadır. Beka sorununu hukuk sistemi içerisinden uzaklaşmak diye tanımlıyorum. Ayrıca dış tehditler ve iç tehditler de bu sorunu körüklemektedir.

Üst akıl diye adlandırılan veya bazılarımızın derin devlet dediğimiz yapı bu sorunları oluşmadan fark etmemiş midir? Eğer fark etmişler ise gerekli tedbirleri almamışlar mıdır? Veya alamamışlar mıdır? Geçtiğimiz 15, 20 sene içerisinde ne oldu da böyle oldu demek her aklı başında insan tarafından sorgulanması gereken bir husustur. Siyasi yapıyı her zaman kontrol eden bu üst akıl acaba nereler de ve neler yapmaktadır. Veya üst akılın siyasi sözcüsü sadece Devlet Bahçeli midir? Veya ülke hakikaten ABD tarafından işgal edilmişti de bu üst akıl bütün bu olumsuzluklara tamamını ortaya çıkmasını bekleyerek toptan başlarını ezmek mi istedi bilemiyoruz. Bütün bu soruların cevabını 40, 50 yıl sonra tarihçiler elbette yazacaklardır.

1952 yılında Nato’ya üye olmamızla beraber hatta Marshall yardımlarının alınması ile birlikte ABD ülke yönetiminde etkili olmaya başlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi kontrol altında tutmak için her türlü entrikaları yapmışlardır. 60 İhtilali, 71 muhtırası, 80 ihtilali ve sonraki 28 Şubat süreci, Ergenekon, balyoz gibi süreçler ABD tarafından tezgahlanmıştır. Bu adamların abartmadan söylüyorum Kıta coğrafyasında en çekindiği ülke biziz. Bu nedenle ayağa kalkmamıza izin vermek istemiyorlar. Büyük Önder Atatürk bu emperyalistlerin tamamını ülkeden kovmuştur. 15 yıl içerisinde Tam Bağımsız Türkiye’nin neler yapacağını herkese göstermiştir. Bunu bildikleri için çeşitli entrikalarla ülkemizi ellerinde tutmak hatta yok etmek istemektedirler. Bunların tek dezavantajı Türk Milleti ile hiç sıcak temas etmemeleridir. Ellerinde ki ekonomik güçle yerli hain işbirlikçileri bularak oyun üstüne oyun kurmaktadırlar. İşte Suriye meselesi de bunlardan biridir. 2012 yılında Bu gazetede DavuTayyip başlıklı bir makale yazarak Suriye bataklığına girmememiz gerektiğini yazmıştım. Hatırlayanlar olabilir. Şimdi ise 5 milyon Suriyeliyi ülkemizde bırakarak 20 yıl sonrası için plan yapmaya çalışıyorlar. Tam bu noktada bu emperyalistlerle ipi koparmanın zarureti hasıl olmuştur.

S 400 meselesi Türkiye için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Hatta arkasından S 500 projesine katılımda bu süreçte çok önemlidir. Türkiye’nin savunma sanayisinde bağımsız hareket edecek duruma gelmesi inanın bir çok problemi tereyağından kıl çeker gibi çözecektir. ABD dünyada ki liderliğini kaybetmek üzeredir. Çin, Kore, İran, Rusya, AB de Amerika’nın liderliğine karşıdır.

Burada önemli pozisyonu dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan Türkiye oluşturmaktadır. Derhal Nato’dan ayrılmayı planlayıp korkusuz ve bağımsız bir dış politika uygulamamız gerekir. Menfaetlerimiz doğrultusunda da her kesle işbirliği yapabiliriz. Efendim dolar 10 TL olur. Zaten ekonomi kötü, öleceksek bir kere ölelim. Dolar 15 TL olsa ne yazar. 10 senede Ülkemiz süper güç haline gelir. Şu anda ki siyasi irade umarım bu süreçten vazgeçmez ve bu politikaya devam eder.

Değerli hemşerilerim. İstanbul da kurulu bulunan hemşeri dernekleri büyük kan kaybetmeye devam etmektedir. Siyasallaşmak ve EKEV ve ERSİAD’ın başarılı bir şekilde önderlik yapamaması nedeniyle dernekler dağılma noktasına gelmiştir. Tez elden önümüz de ki aylar da derneklerin bir araya gelerek Erzincan Dernekleri Konfederasyonu kurmaları gerektiğine inanıyorum. Belki bu şekilde Erzincanlılık Ruhu tekrar canlanabilir. Kurban Bayramının Ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.