20. 11. 2019

Erzincan’ı yazmak zor

Yazdır

İstanbul’da gazete çıkarıp Erzincan’ı yazmak zor tabi...

Bazen bu gazeteyi Erzincan’da yapmayı düşlüyorum.
Ordu Caddesi’nin arka sokaklarında olsun mesela yapacağım gazetenin bürosu.
Nemi çok ışığı az olsun...

Rüya bu ya...
Bir bilet alıyorum İstanbul’dan Erzincan’a.
Kaç para kardeş diyorum
150 abi diyor.
Al sana 160 ama en arka koltuk olsun...
Erzincanlımısın diyor...
“Derken uyanıyorum

Ah ulan ah...
150 liram olsaydı eğer...
Bir bilet alırdım Erzincan’a
Son otobüse tek nefeste koşardım
Şoförden “Allahın belanı versin nerde kaldın” fırçaları yerdim...

Fırça dedim de fırça geldi alkıma bak.
Ressam olsaydım mesela...
Kordum çantama fırçayı boyayı varırdım Erzincan’a...
Çıkardım Ergan Dağı’na...
Açardım önüme en uzucundan alınmış tualimi Erzincan’ı boyardım...

Bazen bu gazeteyi Erzincan’da yapmayı düşlüyorum.
Mesela büromuz Cumhurriyet Caddesi’nin arka sokaklarında olsaydı. Deprem olunca kaçamayacağım katta bulunsaydım...
1938’i mi yoksa 1992’yi mi yaşardım.
Ağıtları, haykırışları, çığlıkları Erzincan gazetesinin manşetine mi taşırdım...
Yoksa korkup kaçarmıydım...

Bazen Erzincan’a gidiyorum...
İstanbul’ul rüyalarında

Ucuz yolculuğun pahalı bileti oluyorum... En arka koltuğa oturuyorum.
Bana gelinceye kadar muavin, ne su kalıyor ne de kolanya...
Refahiyeli delikanlı utanıyor.
Abi diyor. “Takma kafana ben yabancı değilim diyorum”

Arka koltukta başım camadüşüyor.
Şairmişim gibi Fırat’ın kenarına iniyorum. İki kelime yaz ne olur...
Yok ben  İzzet Altınmeşe’nin Erzincanım’a ısılıklar öttürüyorum...

Hayal bu ya...
Erzincan gazetesini Erzincan’da yapıyorum... Ordu ya da Cumhuriyet caddelerinin arka soklarında Erzincan’ı yazıyorum...

Bak Erzincan bu böyle olmayacak...
Sen gelemeyeceğine göre bana...
Ben geleyim sana...
Arka sokaklarında bir yer ver bana
Ben oraya taşınayım seni yazayım.

Arka sokaklarda bir yer olsun...
Ciğer çürüten nemi çok, ışığı az olsun... Yetimin sütünü, öksüzün ekmeğini çalanları yazayım ben...

Bir namlu dayansın anlımın tam orta yerine. “Yazma ulan” desin.
Ben vurulayım.

Ne bileyim ya.
Ali Ekber Çiçek uyansın mesale rüya bu ya “Mektup selam söyle benden sılaya” desin. Ben Erzincan’a gelmeden burada kalayım...