Temelinde eşitlik bulunan, izahtan yoksun, soyut ve özlemle arzulanan bir kavram mıdır? En mühimi; adalet dediğimiz şey, gerçekte kastettiğimiz midir? Adalet adalet diye bağıranların kastettiği; sanırım hak edene hakkının verilesidir; zira adaletten kasıt Aristo'nun dağıtıcı adaleti yani herkese eşit olanın verilmesi olsaydı, bu hiç şüphesiz ki, bu adaletsizliklerin en büyüğü olacaktı.
Hukukun amaçlarından biri de adaletin teminidir; ancak bu, adaletin her ne pahasına olursa olsun temin edileceği olarak anlaşılmaz; çünkü en başta bu adaletsizliğe sebep olacaktır. Çocuğu ölen bir anne için sanığın alacağı hapis cezası kaç yıl olursa olsun adil olmayacaktır.
Adalet kavramını şekli ve gerçek adalet olarak iki şekilde anlamamız, adalet kavramını anlamamızın evveli koşuludur. Fikrimce; hem hukukun amaçlarından biri olarak kabul edilen, mülkün temeli olan adalet idesi hem de insanlar tarafından sıklıkla arzulan adalet idesinden kasıt, şekli manada adalettir; zira gerçek manada adalet, ancak insanların mutlak bir eşitlik içersinde yaratılmaları durumunda mevzubahis olabilecek ütopik bir kavramdır.
Şöyle ki; İnsanların yaradılışlarından gelen birbirinden farklı bir çok özelliği, gerçek anlamda adaletin teminini güçleştirmekte ve hatta imkansızlaştırmaktadır. Bu söylevi insanların; fiziki yapıları, zekaları ve yetenekleri açısından düşünmek mümkün olduğu kadar, soyso-kültürel ve iktisadi koşullar açısından da düşünmek mümkündür. Örnekleyecek olursak; fakir bir ailede hatta bunun daha da kötüsü bir aileye sahip olmadan dünyaya gelmek, zengin bir ailede dünyaya gelmeye nazaran bir sıfır yenik başlanmış bir maç gibidir.
Ya da bir insanın iyi top oynamasına karşın bir diğerinin topla alaka kuramaması, bir kişinin üstün zekasına karşı bir diğerinin zeka özürlü olması... Örnekleri çoğaltabilmek mümkün.
Ezcümle; dünyaya gelen tüm insanlar tamamen eşit olmadıkları yani bir fabrikada üretilen ve tamamen birbirine benzeyen makineler, robotlar gibi olmadıkları için gerçek anlamda adaletin varlığından bahsedilemez. Gerçek anlamda adalet; ancak tüm insanların tamamen birbiriyle aynı özelliklere sahip olabilmeleri durumunda mümkün olabilecek en az "Plato'nun Devleti" kadar ütopik bir kavramdır.
Gerçek anlamda adaletin olması durumun da tamamen birbiriyle aynı vasıflara/özelliklere sahip olan insanlar emekleri ve çabaları oranında başarılı olacaklardır. Misal olarak; eşit düzeyde resim yapabilme yeteneğine sahip olan iki kişiden yeteneğini geliştiren başarılı bir ressam olabilecekken diğeri için aynı şey söz konusu olmayacaktır.Gerçek anlamda adalet gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ütopyadır; zira tüm insanlar her yönüyle eşit değildir, farklıdır. İnsanların her yönüyle eşit olmamasını yani doğuştan farklı olmasını ister ilahi taktirle; yani hayatın bir sınav olmasıyla, insanların farklı özelliklere sahip olmasının ise bu sınavın bir gerekliliği olduğu fikriyle, ister evrimle açıklayın netice aynı olacaktır.
Gerçek anlamda adaletin olmaması bizi şekli yani insan aklıyla ortaya konan, zaman ve mekana göre değişen, bazen hiç olmayan, bazen var olduğuna inanılan, çokluk belli kişiler için olan, hukukun temel varlık sebebi olan, yapılan/yapılmaya çalışılan bir çok devrimde zikredilen bir adalet idesine inanmaya zorlar.