Saray tartışmaları gittikçe yoğunlaşıyor. Kaçak mı ruhsatlı mı, gereklimi gereksiz mi, 1 milyar liraya mı 5 milyar liraya mı mal oldu, bin odamı iki bin odamı, altın varaklı bardaklar bin liraya mı alındı, peyzaj için ne kadar para harcandı, yurt dışından tanesi binlerce liralara ağaçlar alındımı, devlete mi yaptırıldı, Erdoğan ailesi için mi yaptırıldı, bu ve benzeri tartışmalar artarak devam ediyor. Sanıyoruz bir özenti var, hani derler ya, “at ölür kalır semeri, yiğit ölür kalır eseri” saray da herhalde bunun için yapıldı.
Devletimizin kurucusu Atatürk’ün oturduğu Çankaya Köşkü’ne ne oldu da Ak Saray yaptırıldı. Saraya verilen isim de manidar. ABD de Beyaz Saray Türkiye’de Ak Saray, bu saray tutkunluğu nedir anlayamadık. Acaba saltanat zamanında Osmanlı Padişahlarının yaptırdığı saraylar aklımıza geliyor da, onlardan ne eksiğim var düşüncesi mi hakim oldu, bilemiyoruz. Nedenini en iyi bu sarayı yaptıran bilir. Savunması da enteresan alıp götürmeyeceğiz devletin malı deniyor. Biliyoruz kefenin cebi yok. Üzülmeyin zaten hiç kimse hiçbir şey götüremedi. Yarın bir iktidar yine değişir, sizin zamanınızda olduğu gibi, bakarsınız eski zenginlerden eser kalmamış yeni zenginler türemiş. Koyunlar da çobanlarda bitmez.
Yedi yüz milyar dolara yakın borcu olan bir ekonomiye böyle bir saray gerçekten lazım mıdır. Kanaatimce önemli olan nokta burasıdır. Ancak bizim Milletimizin kültürüne uygun bir davranış olduğunu düşünüyorum. Bakıyorsunuz kamu kesimine şube müdürlerinde bile makam arabası var. Bir makam arabası, bir sekreter, bir odacı ve büyük makam odası, sonra ilçe müdürleri, il müdürleri, il müdür yardımcıları, merkez müdürleri, daire başkanları, genel müdür yardımcıları, genel müdürler, müsteşar yardımcıları, müsteşarlar ardından özerk kurul üyeleri, yargı mensupları falan vesaire herkeste artarak devam eden bir saltanat merakı, bakıyorsunuz karşı savunmaya; devleti temsil ediyorlar. Tamam da millet de devleti temsil ediyor. Yöneten her zaman güçlü olursa yönetileni yani halkı ezmez mi, nasıl halkın hizmetkarı olacak ki?
Durum özü başka sözü başkaya oturmuş vaziyette, yani herkes 3 maymunu oynuyor. Herkeste bir saltanat merakı var. Bu merak normal olabilir ancak kamu erkini yönetenler bunlara izin vermemelidirler. Savunma şu; efendim bu adamlar özel sektörde görev yapsa maaşlarının kaç katını alıyorlar. İstihdam için adam bulamayız deniyor. Madem öyle ise herkes neden kamuda bir memurluk kapmak için arayışta. Zaten kamuda liyakat esası filan kalmadı. Adam kayırmacı uygulamalarla düz memurlar 8, 10 senede genel müdür yapıldı, bu bahane değil yani. Şimdi hükümetten bir babayiğit çıkıp kamuda ki makam aracı sayısını, sekreter sayısını ve özel hizmetli sayısını, ortalama makam odası büyüklüğünü ve ısınma aydınlatma masraflarını açıklasın. Bakalım bu özel statü harcamalarına devletin kaç parası gidiyor. Rüşvet ve yolsuzluğun başını alıp gitti iddiaları var. Özellikle son zamanlar da bunun bayağı arttığı iddia ediliyor. Demek ki ihtirasın, hırsın ve hırsızlığın sonu yoktur. Bu durum huy haline gelmiş durumda. Yoksa bir adam, bir aile, bir sülale bir milyar doları kaç yüz yılda yer ki deniyor.
Ak Saray tartışmaları şöyle durusun, diğer taraftan toplum mühendisleri tarafından bir çok proje hayata geçirilmeye başlandı. Ahmet Davutoğlu’nun lider yapılması gerekiyor. AKP’ de kongre takvimi başladı. Kongrelerde izlediğimiz kadarı ile Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile kişisel polemikler oluşturma derdinde. Maksatlı geliştirilen bir takım tartışmalarla toplum tarafından kabullenip sahiplenilmeyen Ahmet Davutoğlu’na milleti alıştırma ve bilinç altına yerleştirme programları uygulanıyor. MHP liderine şuraya gidebilir misin buraya gidebilir misin gibi laflar ediyor, Sayın MHP lideri de bu laflara karşılık vererek Tunceli’ne gidiyor. Bence gereksiz bir ziyaretti. Bu tartışmada Ahmet Bey için yapılan psikolojik bir operasyondu. Ancak şunu hemen belirtelim Eyy Ahmet Hoca; Türk Milliyetçilerinin Lideri Sayın Devlet Bahçeli Türkiye’nin Milli Sınırları içerisinde ve Türk’ün yaşadığı her yere kimseden izin almadan her zaman her yere gider. Bu laflar devleti yöneten sorumluluk ve otorite sahibi kişilere hiç yakışmamıştır. Bu güne kadar her seferinde dışladığınız insanlara ne oldu da sıcak mesajlar vermeye başladınız. Türkiye de herkes birbirini tanıyor. Aleviler de Sünniler de herkes birbirini tanıyor. Kimin ayrım yapıp kimin yapmadığını da herkes biliyor. Önüne gelen herkes Cumhuriyeti suçlamak için bahaneler arıyor. Kahramanlık, üç oy uğruna Tunceli’ye Dersim demek değil, Devlet adına özür dilemek değil, unutmayın ki sizden sonra Başbakan olacak bir Türk Yiğidi de sizin bu tür davranışlarınız için, tarih önünde Türk Milleti’nden özür dileyecektir.
Çözüm süreci denilen rezalet devam ediyor. PeKaKa güneyde ki illerde vali yardımcısını, kurduğu mahkemeye ifade vermeye çağırıyor. Kendi emniyet güçlerini kurup denetim yapmaya başlamışlar. Hastane kurmuşlar yaralı tedavi ediyorlar. Yollarda trafik denetimi yapıyorlar. Başbakan’ın baş danışmanı bebek katiline övgüler yağdırmış lider diye, şu utanç verici duruma bakar mısınız. Devlet resmen bölünmenin eşiğine gelmiş veya fiilen bölünmüş de resmi olarak bölünmesi için kılıflar hazırlanıyor. Geçenlerde de başpapaz geldi Devlet Töreni ile Ak Saray da karşılandı. Sarayın kimler için yaptırıldığı da ortaya çıkmaya başlandı. Siz şimdi bunca rezaletin içerisinden utanmadan, devletin bölünmesinden sıkıntı duymadan kalkacaksınız daha önce bastırılan bir isyankar asi için özür dileyeceksiniz. Buna kargalar bile güler.