Gazetemizin kuruluşunda yer alan ve uzun yıllar Erzincan Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini sürdüren ve geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Halit Çelik’in anısını yaşatmak adına kendisinin Erzincan ile ilgili yazmış olduğu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Gazetemize uzun yıllar emek vermiş olan Halit Çelik abimize bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarını başsağlığı diliyorum.
xxx
Şehirden şehire, ülkeden ülkeye dağılmış
Erzincanlılar bilmez.
Ben bilirim köy meydanına gelmiş o eski
minibüsün kapısını penceresini
Ben bilirim benzinin üzerime sinen ayrılık
kokusunu...
Üç kafa va dı o köy evimdeki camda...
Biri inip biri çıkıyordu.
Ben gidiyordum yalnızlığa...
Üç kafadan birini gördüm camda ağlıyordu...
Ben Erzincan'ı terk ediyordum...
Üç kafa idi o pencerede...
Birinin saçlarında okul tokaları vardı...
Birinin sırma saçları at kuyruğu örmeliydi...
En küçüğü kahküllüydü...
En çok da o ağlıyordu...
Ben gidiyordum...
O kerpiç evimizin camındaydı yavrularım...
Biri bakıyor....
Diğeri bakıp bakıp eğiliyordu...
En küçüğüm saklambaç oynar gibi yalancılıktan saklanıyordu...
Ben giderken o köyümden üç can vardı
o pencerede...
Biri bakıp ağlıyordu...
Gözyaşları kurumadan...
Yerini bir başka kardeşine terk ediyordu...
Ben Erzincan'ı terk ederken...
O camda üç çocuğum vardı...
Fırat kudurmuş kan istiyordu...
Ergan başına çaputlar bağlamış ağıtlar
yakıyordu...
Ben o ayrılık minibüsüne binerken
Bir canım perdeyi başına gelinlik tacı
etmiş ağlıyordu...
Bir diğeri sanki "Erzincan'ı terk etme" diye
ağıtları yakıyordu...
"Sıla ne yanda gurbet ne yana düşer" dedim"
Sağır oldu da duymadı beni Erzincan...
Ben o köy evimin ayvanlarını inerken
il kez yalnız...
Sağ elimde tahta bavulum...
İçinde tumanım...
Yakasız düğmesiz gece giydiğim işliğim vardı..
O köyümüze iyi bak olur mu?.
Bir akşam güneş yarını doğurmaya
gittiğinde...
Ay'a "cılız ışığınla yarına kadar idare ettir"
dediğinde...
Sen köyümüzdeki evinden çık...
Harman yerine düşsün yolun...
Var gücünle bağır kanlıklara...
Buğday başakları der tarlalardan benim için...
Erzincan değirmenlerinde öğüt ikimizi unufak..
Ciğerlerin soluklanmaya hasret kaldığında...
Öksürük nöbetlerin olmaz bir yerde
yakaladığında...
Ergan'a dön yüzünü...
Susuzluğunu Fırat'ta gider...
Bir banka otur soluklan Erzincan meydanında...
Ne zaman ki Erzincan düştüğünde
benim akılsız başıma...
Yazamıyorum anlayın işte...
Arayıp sual ediyorum...
Gelsin şu bahtı kara şehri biri yazsın diye...
Herkes deliklere kaçıyor kimseyi bulamıyorum.
"Hadi gel köyümüze geri dönelim" desem şimdi...
Diyeceksin ki "Abi abi arabesk takılma"
o zaman gel youtubeye girelim...
Ali Ekber Çiçek'i yadedelim
"Mektup selam söyle benden sılaya" desin...
Hala Erzincanlılığın varsa bir yerlerinde...
Sen orada ben burada ağlayalım...