Böyle mi yazsam acaba
Sevda denizine ilk düştüğümde ben
Ergan’da kaya idim.
Fırat’a yuvarlandım taş oldum.
Erzincan ovasında çakıltaşı koydular adımı.
Kemaliye’de kum oldum.
İliç’te inşaatlara harç yaptılar.
Kürek kürek kum oldum ben
Refahiye’de temellere gömdüler beni.
Yoksa bu mu daha iyi
Ben seni “Yak mumları, Ergan üşüyor” dediğin gün sevdim.
Hatırlarsan mevsim kıştı.
Hava ayaza çalmış soğuktu.
Elim tutmadı mızrağı vuramadım sazın tellerine.
Çalamadım senin en sevdiğin “Yarınımsın” türküsünü.
Hasret şiirleri mırırlandım sana Erzincan...
Bu da olabilir mesela
Terk edip gitsekte seni çok uzaklara
Erzincanlıydık en kral alemlerde
Desturumuzdu adam gibi oturup adam gibi kalkmak.
Ne zarları kahve fincanlarına koyup salladık
Ne kağıt çaldık pişti dörtlüsünde
Yüzümüzü kapatmasak da
Papaz valesinin üzerine sinek kızı atmadık
Ayıptır der utanırdık...
Ya da şu yazılabilir Erzincan sevdasına
Biz adam olduk, adam kalalım dedik.
Karanlık sokaklarda ön kesmedik
Ondandır alem buysa kral beni yaşayamadık...
Ne bir falçatamız oldu yüz çizen
Ne ne yandan çıkma sustalımız
Jiletimiz bile olmadı.
Ondandır Müslümün konserine gidemedik
Sigara içtik fosor fosur da
Sigaralık sarmadık.
Baliyi ucu açılmış ayakkabımız için aldık
Losyonumuz olmadı sokağa çıkarken sıkmaya
Ama elbiselerimize bali kokusunun sinmesini de kendimize yakıştıramadık.
Yoksa Erzincan için biraz duygusal mı takılıp şöyle mi desek ne...
“Ayrılık neden üşütür insanı" diye sorma.
Tembel öğrenciler gibi mazeretim çok benim.
Sen bilmezsin gurbetteki gecelerin uzunluğunu.
Sen görmedin ki hiç her gece gözyaşlarınının nasıl sicim olup aktığını.
Ben senden ilk ayrıldığımda
Canım çok acıdı.
Bıçaklar saplandı bedenimin derinliklerine sanki.
İçim yandı çok susadım.
Göğüste bitmek bilmez bir ağrı başladı kıvrandım.
Ağızımda akşamdan kalma acı bir tat vardı kustum.
Şöyle desek af eder mi Erzincan
Ben seni ilk sevdiğim de.
Gözlerim hep dolu doluydu.
Nefesin kesilir, yüreğin sıkılır, aklın karışırdı.
Caddelerine sığmazdım ben.
Sokakların dar gelirdi.
Kamyonlar altında kalır paramparça olurdum.
Kanım akardı kıpkırmızı.
Üzerime gazete kağıtları örterlerdi.
Ben ölürdüm.
Ben seni ilk sevdiğimde uykular haramdı.
Bütün şarkılar seni söylerdi.
Can acıtırdı o şarkılar.
Bir limana sığınmak isterken bir dalga kıyıya vururdu beni.
Ağzını son kez açıp kapatıp oksijen arayan balığa dönerdim ben.
Kalem kırar bize Erzincan
Ne dersen diyeyim.
Sabahlara kadar diller dökeyim.
Dizlerine kapanıp ben ettim sen etme diye yalvarayım
Biliyorum ki yine de affetmez Erzincan.
Madem ki diyecek.
Terk ettiniz beni bölük bölük
Madem ki heybeyle çuvalla sırtlayıp götürdünüz
Kes selamı anma adımı...
Şöyle desek af eder mi Erzincan
Ne demiş Erzincanlı şair
İlim Erzincan Kemahta doğdum...
İşte o dağların çocuğuyum ben...
Bir başkası da şöyle buyurmuş.
Bir evim var idi taştan çamurdan
Salladın başıma gülüm Erzincan...
Sana küsemedim gülüm Erzincan...
Bende Tüm Erzincanfm ve Erzincan gazetesi çalışanları adına diyorum ki.
Büyükler bağışlayıcıdır ellerinden öperiz Erzincan.