Sürpriz bir gelişme oldu Adalet ve Kalkınma Partisi’nde  22 Mayıs 2016 da Genel Başkan ve Başbakan seçimi için kongre kararı alındı. Okurlarım hatırlayacaklardır; Nisan ayı sayısında Eylül/2012 tarihli Erzincan Gazetesi’ndeki yayımlanan makalemi aynen paylaşmıştım. O yazımda; Sayın Ahmet Davutoğlu’nun stratejik derinlik kitabı, kendi kişisel görüşü ve istihbarat teşkilatımızın da katkıları ile Suriye politikamız eleştirilmiş ve bu politika yüzünden devletimizin karşılaşabileceği sıkıntılar ve sorumlularını kaleme almıştım. Geçen ayki Erzincan Gazetesi’nin Nisan/2016 sayısında ise muhtemelen başbakanın değişeceğini ve projeler bakanı olarak bilinen, hemşerimiz gurur kaynağımız Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakan olacağını ve üçüncü Erzincanlı Başbakan olarak tarihe geçeceğini ifade etmiştim.

Suriye politikasında ki endişelerimi ve kişisel tahminimin doğru çıkmasını üzülerek, Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakan olacağı noktasında ki tahminimin gerçekleşme ihtimalini ise sevinçle karşılıyorum.

Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakan olarak görev almasını hem hemşehrisi hem de yakından tanıyan birisi olarak sevinçle karşılıyor olmakla birlikte; Sayın Binali Yıldırım’ın Cumhuriyetimizin kazanımlarına ve  Devletimizin ve Milletimizin kırmızı çizgilerine sahip çıkması, çalışkan olması, mütevazi şahsiyeti, bilgisi, üstün zekası bütünleştirici kimliği ve devlet yönetmedeki becerisi de ayrı bir sevinç kaynağıdır.

Suriye’de yıllardır devam eden iç savaş ülkemizi tehdit eder hale gelmiştir. Sınır ilimize roketlerle saldırılar gerçekleşmektedir. Ayrıca bölücü hainler ve siyasi uzantıları devletimizin başına bela olmaya devam etmektedirler. Bu nedenle devletimizin topyekun olarak birlik ve beraberlik içerisinde bu belalarla mücadele etmesi gerekmektedir. Bu mücadele Sayın Ahmet Davutoğlu ile mümkün olamıyordu. Başbakan değişikliğinin perde arkası burada da bulunmaktadır. Avrupa Birliği ile ilişkiler ve terörle mücadele konusu da devletin tepesinde ki görüş ayrılıkları arasındadır. Sayın Davutoğlu Suriye politikası ve görüş ayrılıklarının siyasi sorumluluğunu görevi bırakarak ödemiş olacak mı bilemiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Haziran 2015 ten beri terörle mücadele, Suriye meselesi ve Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda ki görüş ve tutumu takdire şayandır. Sayın Cumhurbaşkanı milli bir hükümetten bahsetmektedir. Karşılaşılan sorunların üstesinden gelmek için milli bir hükümet lazımdır. Cumhurbaşkanı’nın bu düşüncesi MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’den destek görmektedir. Bu yönü ile Sayın Bahçeli’nin tutumu da takdire şayandır. Bu durum MHP’nin devletimiz ve milletimiz için ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermektedir. Devlet Bey’den ülkemiz için gösterdiği bu hassasiyeti, MHP içinde de göstermesi gerektiğini ve kongre çağrısına olumlu cevap vermesini her ülkücü ve MHP li beklemektedir. MHP de ki kongrenin yapılıyor olması, MHP’nin devletin yanında olması gerçeğine aykırı bir durum oluşturamaz. Seçilebilecek her genel başkan adayı aynı hassasiyeti gösterecek şuura sahiptir. Devlet Bey’in görmesi gereken gerçek şudur; ülkücü hareketin yüzed 95’i MHP liderinin değişmesini istemektedir. Bu iradeye saygı göstermeye herkesin mecbur olduğunu düşünüyorum. Bir takım hukuki ve diğer eylemlerle kongrenin engellenmesi MHP ye aşırı derecede zarar vereceği gibi, aynı şekilde devletimizede zarar verebileceği göz ardı edilemez bir gerçektir.

Değerli okurlarım; önümüzde ki günlerde önce MHP’de sorunsuz bir kongre yapılarak, önce parti tüzüğü değişikliğinin, arkasından yeni genel başkan seçimin yapılmasın bekliyor ve umuyorum. Aynı şekil de 22 Mayıs 2016 da  Adalet ve Kalkınma Partisi’n de yapılacak kongrede sayın Binali Yıldırım’ın genel başkan ve başbakan olarak seçileceğini bekliyor ve umuyorum. Yeni hükümette MHP li bakanlarında görev alabileceğini tahmin ediyorum. Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakanlığın’da  yeni kurulacak hükümetin ilk icraatları arasında 29 Mayıs 2016 da İstanbul’un fetih yıldönümünde Ayasofya Camiinin ibadete açılması süper bir başlangıç olacaktır diye umuyorum.

Yüce Allah(cc) Türkü Korusun ve Yüceltsin.