Bölünmeye giden yoldaki gelişmeleri esefle seyrediyoruz. Bugüne kadar adına terör dendi, bölgesel geri  kalmışlık dendi, demokrasi sorunu dendi, Kürt sorunu dendi veya başka tanımlamalar yapıldı. Ancak gelinen nokta bazılarına göre barış getiriyor, bize göre ise bölünmenin yol ayrımına gidiliyor. 1980'li yıllarda materyalist düşüncelerle kurulan bir terör çetesi gelişti veya geliştirildi, ekonomik olarak güçlendirildi, silahlı güç haline getirildi ve Devletimizin başına bela edildi. Beş binden fazla Mehmetçiğimiz şehit oldu. Binlerce gazimiz var. Otuz binden fazla vatandaşımız öldürüldü. Yüz milyarlarca dolar ülke tasarrufu harcandı şimdi barış yapacağız diyerek Anayasa yapıyoruz denilerek devleti yeniden kurma çalışmalarını izliyoruz. Komisyonlar kuruluyor, heyetler oluşturuluyor, devlette akıllı adam kalmamışçasına dışarıdan akıllı insanlar aranıyor. Devletin mahkumuna heyetler gidiyor, talimatlar alınıyor, reçeteler alınıyor, yol haritası alınıyor. Daha önce bebek katili denilen adam neredeyse barışın mimarı haline getirildi. Devleti yöneten idare ne yapıyor, bunu ballandıra ballandıra sorunu çözeceğim diyor. Gülüyoruz ağlanacak halimize.  

2003'ten itibaren devleti yöneten siyasi irade, güneydoğuda ki oyların yüzde 80' ini temsil ettiğini söyleyerek bu günlere geldi. Kürtleri AK Parti temsil ediyor dediler. Bir avuç hain in başını ezeceğiz dediler. Kürtlere siyasi alandan dışlarsanız dağa kaçar dediler. O yüzden Kürtleri kendi siyasi hareketlerinin içersine aldılar. Her dönem 90 civarında AK Parti’de Kürt kökenli milletvekili oldu. Milletimizden bu söylemlerle oy aldılar. Şimdi ise Kürtlerin temsilcileri BDP oldu ve talimatlarda İmralı'daki hainden alınıyor. Bunların hepsinin bir plan program dahilinde yapıldığını söylüyorduk kimse inanmıyordu. Şimdi ise  ayyuka çıktı. Artık herkesin bu planları düzenleri görmesi gerekiyor. Bunların planlarının içerisinde Milleti her şeye ikna etmekte var. Onu da çok güzel kullanıyorlar. Bu heyetler aklı üstün denilen adamlar bu işe yarayacak millet bölünmeye ikna edilecek. Bunun adı da yeni Anayasa ve yeni devlet olacak.

Kürtlerin demokratik haklara kavuşturulması lazım denilerek Avrupa Birliğinin demokratikleşmeyle ilgili tüm normları yasalaştırıldı.  Artık kimsenin demokrasi diye bir bahanesinin olmaması gerekiyor. Cumhurbaşkanı bile oldular, devletin her kademesinde görev aldılar, en çok paraları kazanıp seçkin işadamı oldular. Peki bu adamlar ne istiyorlar. Milletimin evlatlarına tanınan hakların hangisi bunlara verilmedi ne istiyorlar? Türk adı ve Türk kimliği bu insanlara bin yıldır sorun olmadı da son elli yılda mı sorun oldu. Ne olacak yani Anayasa da Türk Vatandaşı değil de Türkiye Vatandaşı yazarsa bunların boyumu uzayacak. Nedir bu mücadele, nedir bu telaş?

Bütün bunlar hepsi bir plan ve programın parçası olarak yerine getiriliyor. Birden bire İmralı canisinin iki dudağı kıymete bindi. Sorun çözülecek, İsrail özür diledi, peki ne oldu kim yapıyor bunları?  Bütün gelişmelerin ABD, İsrail ve Türkiye'nin lehine olacağı yönünde Amerikalı düşünürler tarafından makaleler yazılıyor. Peki öyle ise bu gelişmeler kimin aleyhine olacak. Türkiye'nin Nato' ya üye olmasıyla başlayan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) la ne yapılmak isteniyor. Projenin eş başkanlık görevini bana verdiler diyen siyasi irade bu konuyla ilgili bir açıklama yapmıyor.  Başlangıçta Türkiye' nin Osmanlı toprakları üzerindeki coğrafyada yaşayan ülkeler topluluğu haline getirilmesini amaçladığı iddia edilen BOP, daha sonra bu coğrafyada Türkiye'nin liderliğini hedeflediği, bu yüzden Türkiye'nin İslam dünyasına yakınlaştırılıp liderliği büyük bir süre gündemde tutulurken, şimdi ise BOP sadece İsrail'i korumak amaçlı hale geldiği iddia edilmektedir. İddia edilen BOP'un yeni haline göre, Kuzey Iraktaki Kürtler, Suriye' de ki Kürtler önce birleştirilecek, bölgede Türkiye himayesinde devlet organizasyonları kurulacak İsrail'in çevresinde Kürtler den oluşan bir tampon bölge meydan getirilecek. Daha sonra bu devlet tanınacak ve Kürdistan kurulacak. Kürdistan ABD'nin Ortadoğu'da ki üssü olacak. İran ve Irak'ıda ABD kontrol edebilir hale gelecek. ABD ile birlikte Türkiye'de burada hak ve söz sahibi olacak İsrail'in korunmasına destek verecek. İçerimizde ise Milli devlet İlkesinden vazgeçilecek çok halklı bir topluluğun oluşturduğu bir devlet yapısı meydana getirilecek. Selahattin Demirtaş' ın söylediği gibi Kürt halkı isterse Birleşmiş Milletler nezdinde oylama yapılarak Türkiye' de ki Kürtlerde Kürdistan'a katılabilecek.  İşte bu gün Milletimizin önüne konulan barış senaryosunun arkasında ki gerçekler bunlar. Kimse bunları söylemiyor.  

Şimdi dönüp yaşadıklarımıza bir bakalım. Türkiye'de 1950’li yıllardan itibaren siyaseti belirleyen, yönlendiren, ihtilaller yaptıran, sol sağ çatışması, mezhep tartışmaları, etnik kimlik tartışmaları ile onlarca yıl milletimizi huzursuz eden olaylar ve PeKaKa belası birileri tarafından BOP için ülkemizde planlanan olaylar mıdır ? diye düşünmemiz gerekmiyor mu? Bunların hepsi ABD’nin plan ve programı sayesinde mi gerçekleşiyor?  Bütün bunları ne zaman sorgulayacağız.  Ülke bölündükten sonra mı?