Değerli hemşehrilerim;
Öncelikle gazetemizin bu köşesinde bana yer ayırarak sizlerle buluşma fırsatı veren  çok değerli büyüklerime teşekkür ederim. Burada sizlerle hukuk sistemimizi, kanunlarımızı ve kanunlarımızın bizlere tanımış olduğu haklarımızı paylaşmaya gayret edeceğim.

Medya organlarından takıp ettiğimiz ve duyduğumuzda şaşırdığımız bir çok hatalı tıbbı müdahale vakası vardır. Toplum olarak bu haberleri dinlerken veya bir başkasının basına geldiğini duyduğumuzda sanki bizim basımıza bu tur bir olay hiç gelmeyecek gibi davranıyoruz. Hâlbuki hukukumuzda hasta hakları kanunlarımızla güvence altına alınmıştır. Bundan sonraki yazılarımda da bu konu üzerinde ki bilgileri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Bilmemiz gerekir ki tıbbı vakalar hasta, hekim ve sağlık kuruluşu arasında arasında kurulur.  Öncelikle incelememiz gereken durum hastane ile hasta arasındaki kurulan ilişkidir. Özel hastane ile hasta arasında sözleşme ilişkisi mevcuttur ki bu durumda özel hukuk kuralları uygulanır. Kamu hastaneleri ile hasta arasında ise kamu hizmeti mevcut olduğundan idare hukuku kuralları uygulanır. Özel hastanelerde gerçekleştirilen tıbbı müdahalelerde hastane işletmesi sorumlu olduğu gibi kamu hastanelerinde gerçekleştirilen tıbbı müdahalelerde ise idare sorumlu olacaktır. İdare hukuku esaslarına göre yanlış tıbbı müdahalede bulunulan kişi öncelikle zararının tazmini için ilgili kuruma başvuracak bunun sonucunda kurumun ret kararı vermesi veya zimmi ret yapması sonucu idare mahkemesine başvurarak zararını talep edecektir. Ayrıca Kamu hastanelerinde yapılan hatalı tıbbı müdahaleler anayasamızca da güvence altına alınmıştır.

Nitekim Anayasa’nın 129/5. Maddesine göre;
"memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak , ancak idare aleyhine açılabilir."
Keza Anayasa’nın 40/3. Maddesine göre;
"kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zararda, kanuna göre devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

Görüldüğü üzere yanlış tıbbi müdahaleye uğrayan kişinin hakları anayasal olarakta güvence altına alınmıştır. Bütün bunlar hekim ve diğer sağlık personelinin şahsi sorumluluğunu engelleyici nitelikte değildir. Ceza hukuku açısından, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince, suç oluşturan eylemi gerçekleştiren sağlık personeli bizzat sorumlu tutulacaktır.

Özel hastanelerde ise yapılan hatalı tıbbı müdahaleler de hastane yönetimi sorumlu olacaktır. Açılacak olan tazminat davalarında hastane yönetimi sorumlu olup daha sonra hekime rücu hakkına sahiptir.Sonuç olarak hekimin tıbbı müdahale esnasında ki kusurundan dolayı açılacak tazminat davalarında hastane yönetimi veya idare tazminatı ödeyecek ve hekimden bunu rücu edebilecektir.

Fakat bu noktada çeşitli ayrımlara dikkat etmemiz gerekmektedir;
Kamu hastanelerinde özel ücret karşılığı yapılan tıbbi müdahalelerde sorumluluğun kime ait olacağıdır. Burada da genel kurallar gereğince sorumluluk hekimin değil idarenindir. Özel ücret karşılığında da olsa bir kamu hizmetinden yararlanma söz konusudur. Diğer bir sorunda kamu hastanelerinde tıbbi müdahale hakkına sahip olan hastaların, özel hastanelere başvurma olanağı tanınmasıyla özel hastanelerde yapılan tıbbi müdahalelerden oluşan zarardan idarenin sorumlu olup olmayacağıdır. Esasen genel kurallara göre müdahaleyi yapan hekimin idare kamu görevlisi olmaması ve müdahalenin yapıldığı yerin kamu hastanesi olmaması sebebi ile özel hastanenin sorumlu olacağı söylense de idare hukuku öğretisinde hizmetin asıl sahibinin idare olması ve idarenin özel hukuk kişilerinden hizmet satın alması nedeni ile kamu hizmeti ile idarenin arasında ki ilişkinin devam ettiği ve özel hastanenin idare adına faaliyette bulunduğu bu durumda sorumluluğun yine idare ait olacağı savunulmaktadır.

Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere herkese selam ve saygılarımla.