MHP’deki muhaliflerin temsilcisi olarak bilinen üç genel başkan aday adayı, 543 üst kurul delegesinin imzalarını alarak, avukatları vasıtası ile olağanüstü kongrenin toplanması için MHP Genel Başkanlığı’na başvuruda bulundular. Konu hakkında herkes konuştu, konuşmaya devam ediyor. Başlangıçta Sayın Devlet Bahçeli, kongre kararını almayacaklarını ve yargı yolunun açık olduğunu kamuoyuna duyurdu. Bundan sonraki süreçte imzalar toplanarak Genel Merkeze verildi ve dava açması süresi beklenerek olağanüstü kongre kararı alınması için mahkemeye başvuruldu.
Ne olup bittiğini anlamak, tabanın bu konuya nasıl baktığı hakkında ki izlenimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Tabanın büyük bir bölümünün değişimden yana olduğu gözlemleniyor. Bunlar ikiye ayrılıyor. Bir kısım ülkücüler değişim olsun, ancak Genel Başkanlığa Ülkücü kökenli birisi gelsin diyor. Bu görüşü savunanlar MHP’nin ideoloji partisi olduğunu, başka siyasi partilerde boy gösteren kişilerden özellikle de Meral Akşener’den Genel Başkan olmayacağını, ideoloji temelli partilerde erkek genel başkan olması gerektiğini, MHP’nin aldığı oyların da zaten erkek oylarından oluştuğunu söylüyorlar. Bu nedenle mevcutların içerisinde yıpranmayan isimlerden genç ve tutarlı olması nedeniyle Sinan Oğan’ın uygun olduğunu söylüyorlar. Bu görüşte olanların bir kısmı da Koray Aydın taraftarları, bunlarda geçmiş deneyimi ve mücadelesi sonucu, Koray Aydın’ın uygun olduğu düşüncesi içerisindeler.
Tabanın özellikle de teşkilatta halen görevli olanların büyük bir bölümü Genel Başkan değişikliğine ihtiyaç olmadığını, Devlet Bahçeli’nin görüş ve politikalarının doğru olduğunu yapılan hareketin ve kongre isteğinin yanlış olduğunu, bu durumun harekete çok zarar verdiğini ifade ediyorlar. Bu grupta yer alanların bir kısmı da Devlet Bey’in kendisinin değişimi yapacağını ve Genel Başkanlık yapacak bir kişiyi önümüzdeki olağan kongrede Genel Başkan olarak işaret edeceğini söylüyorlar.
Tabanda Meral Akşener taraftarı olan kesim ise, MHP’nin iktidar olması gerektiğini, Meral Akşener’in tabanda karşılığı olduğunu ve MHP’yi iktidara taşıyacağına inandıklarını söylüyorlar. O nedenle iktidar isteniyorsa ki, buna mecburuz deniliyor, toplumda karşılığı olan Meral Hanımın isabetli bir seçim olduğunu ifade ediyorlar. Meral Hanım’a destek veren ve halen görevde olan bir kısım ise, Meral Akşener isminin ortaya çıkmasından sonra partiye üye olmak ve MHP’de siyaset yapmak isteyenlerin çoğaldığını ve yeniden bir canlanmanın meydana geldiğini söylüyorlar.
Bütün bunların bir ihtiyaçtan kaynaklandığını ifade edenler neredeyse tabanın tamamına yakın bölümünü oluşturuyor. Devlet Bey’in halk tarafından özellikle de milliyetçi muhafazakar kesim tarafından sevilmediği ve bu nedenle MHP’ye oy verilmediği düşüncesi hakim olduğu iddia ediliyor. Ayrıca şu anda Genel Merkez’de iletişim kurulacak taban tarafından tanınan üç beş kişiden başka kimse bulunmadığını, Devlet Bey’in ülkücüler üzerinde etkili isimlerden ziyade, kendisine çalışma arkadaşları seçtiğini, seçilen ve atanan kişileri belirlerken Devlet Bey’in seçme şekli ve usulünü kimsenin anlamadığını ve bu nedenle başarısızlığının temellerinin atıldığını ifade ediyorlar.
Peki bütün bunların yanında siz ne düşünüyorsunuz, diyen okuyucularımız olabilir. Benim tavrım zaten netti değişimden yanayım. İki önceki kongrede üst kurul delegesiydim ve Devlet Bey’e oy vermedim. Kanaatimce Devlet Bey Türkiye’de siyaseti ve devletin yapısını en iyi bilen kişidir. Yaptıkları ve sözleri ülke geleceğine yön veriyor. Kendisine şu sorulmalı, neden en yakınındakiler kendisine muhalif oluyor? Ülkücülere sahip çıkmıyor. Teşkilatlar ekonomik olarak zor ayakta duruyor. Çileyi çeken ülkücüler, sefayı süren Devlet Bey’in arkadaşları oluyor. Bunlarda kendisine muhalif oluyor. Yanındakilere alın tabanda bir sorgulama yaptırın bakalım kaç tanesi ülkücülerden vize alacak. İnsan yıpratma da, harcama da, küstürme de çok başarılı olduğunu söylemek istiyorum. Lafı uzatmadan yapılması gereken şey şudur, Devlet Bey kendisinin aday olmayacağı Genel Kurulu toplamalıdır. Başka adayların çıkmasına da zemin hazırlayarak ülkücülerin yeni liderlerini seçmelerine katkı sağlamalıdır. Ülkücü harekete yapacağı en büyük katkı budur. Ne Mutlu Türküm Diyene.