Aylardan beri Suriye’de ki iç savaş devam ediyor. Türkiye aktif olarak krizin ortasında duruyor. Bir önceki yazımda Suriye hakkında bilinmeyenleri kaleme almaya çalıştım. Ancak gelinen bir aylık süreç içersin de fotoğraf belirginleşmeye başladı. Beklenen son gerçekleşmeye başladı. Ancak, bizde dahil tüm diğer aktörlerin bekledikleri sonlar farklı. Tüm soru şu: Esad gidince ne olacak? Efendim işte yeni karma bir hükümet projemiz var. Bu proje tutmadı kardeşim. Birleşmiş Milletler temsilcisi istifa etti ve çalışması durdu. Kamu oyunu yönlendirdikleri gibi Suriye deki sorun koltuğa kimin oturacağı değildir.  Sorun Suriye’nin toprak bütünlüğünün ne olacağı sorunudur. Ve cevabı ürkütücü hal almaya başlamıştır. Bu cevaba giden yolda, kendim ettim kendim buldum durumuna ülkemizi hiç kimsenin düşürmeye hakkı yoktur.

Büyük Orta Doğu projesinin en önemli hedefi gerçekleşmeye başlamıştır. Eş başkanım, as başkanım lafları güneyimizde kurulacak bir devleti engellemeye yetmiyor. Bel ki de bu başkanlık kapsamında bu devleti kurdurma görevi demi var? Endişe ile seyrediyoruz. BOP devlet projesi ise, bizim devletimiz yıllardır neye hizmet ediyor anlamıyoruz. Ürküyoruz. Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan bir TV programında gelişmeleri değerlendirirken, ülkemizde iktidar ve muhalefet tutsaktır, ABD ipine sarılarak politika yaparak Devletimizi yöneltmeye çalışıyorlar, Ülkemiz siyaseten işgal altında, uyanın kardeşim Kuvayi Milliye Ruhunu yeniden başlatalım diyor. Daha ileri gidiyor Meclis olağanüstü toplantı ile açılsın mı sorusuna Son Osmanlı Mebusan Meclisin aldığı Misak-ı Milli Sınırlarını çizen kararlarını anlatıyor ve bu meclisinde bu görevi tekrar yapması gerektiğini ima eden laflar söylüyor.

Başka bir şey daha söyledi; Özel Yetkili Mahkemeler in kapatılması nedenini ise soruşturmaların Başbakana gideceği için kapatıldığını söylüyor.

İşin enteresan tarafı İçişleri Bakanlı yapmış ve şu anda bir siyasi partinin genel başkanı olan bir kişiyi önemseyerek söylediklerinin tartışıldığını ne yazılı nede görsel basında gördük. Acaba Sadettin Tantan bu açıklamaları bizim bilmediğimiz ancak devletimizin planına uygun bir amaca hizmet için mi yapıyor veya sadece siyaset yapmak için mi kullanıyor da kimse ciddiye almıyor! Bilemiyoruz. Yada herkes olanın bitenin farkında da korkusundan mı susuyor yada tek cesur adam Sadettin Bey mi bilmiyoruz. Sadettin Bey’in yaptığı değerlendirmelere benzer toplum mühendisleri tarafından veya yazar çizer insanlarımızdan benzer değerlendirmeler duyuyoruz. Ancak bunlar eski içişleri bakanı değiller. Ben devlette görev yapmış herkesin saygın olduğunu düşünüyorum. Sadettin Beyde dahil bakanlık koltuğuna oturan hiçbir millet evladımıza güvensizlik duymuyorum. Devletimizin hangi hesabı olursa olsun, vatan toprağımızdan kimseye 1 santimere dahi vereceğine inanmıyorum. Ancak şunu göz ardı etmeyelim. Haçlı seferleri bitmedi. Bitmeyecek. Hazırlıklı olmalıyız. Tatlı dile, gülen yüze, verilen vaatlere inanmamalıyız. En büyük müttefikimiz dediğimiz ABD nin Mehmetçiğin başına çuval geçirdiğini unutmayalım. Her an bir sürpriz yapabilirler, her şeyi oldu bittiye getirmelerine izin vermeyelim. Bu sorumluluk, devleti yönetenlerindir. Devletimizi yönetenlerin Güneydoğu’da meydana gelen terörist saldırıların zamanlamasına ve ne anlama geldiğine iyi dikkat etmeleri gerekir. İranlıların söyledikleri gibi sıra Türkiye’ye gelemez. Bu devlette hiç kimse dışlanmış değildir. Herkes birinci sınıf vatandaştır. Hiç kimse boş hayallere ve vaatlere kapılmasın. Bu necip millet daha çok haçlı seferlerini mağlup eder, tüm ilgililere duyurulur.

Mübarek Ramazan Ayını geride bıraktığımız bu zamanda hep beraber Dua edelim; “Allah(cc)’ ım Vatanımızı ve Milletimizi koru, rahmetini ve yardımını esirgeme üzerimizden, eğer gaflet ve delalet içersin de olanlarımız var ise bizleri uyandır. Birliğimizi ve dirliğimizi daim eyle. Amin’’ Tüm okurlarımın Mübarek Ramazan Bayramını kutluyorum.