Erzincanımızın gururu, Türk Sanayisinin duayeni, Organize Sanayi bölgelerinin mimarı, düşünür, gazeteci yazar, işverenlerin agabeyi, memleket sevdalısı, Cumhuriyet aşığı, dik duruşu, merhabetli ve sevecen sert bakışlarıyla bir güven abidesi, kısacası delikanlı, Erzincanlı, adam gibi adam değerli büyüğümüz Sayın Refik Baydur 17 Eylül 2016 günü saat 23.35 te hakka yürüdü. Cenazesi 20 Eylül 2016 Salı günü Teşvikiye Camiinden kılınan öğle namazına müteakiben Zincirli Kuyu Mezarlığın da toprağa verildi. Allah(cc) gani gani rahmet eylesin. Cenazesine Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz, Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, eski bakanlardan Yaşar Okuyan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu,iş dünyası STK başkanları, sanayiciler, sendikacılar, yakın dostları katıldı. Cenazeye katılanlar Teşvikiye Camii alanına zor sığdı.
Kendisini seksenli, doksanlı ve iki binli yılların başlarında televizyonlardan çok dinlemiştim. Patronlar kulübünün başkanıydı. Konuşmasına ve mücadele azmine imrenirdim. Erzincanlı olduğunu sonradan öğrendim. Kendisi ile Ahmet İder isimli meslektaşım ve hemşerimiz vasıtasıyla 2005 yılında tanıştım. Derin bilgisinden ve nezaketinden çok etkilendim. Refik Baydur, 1970 li yıllarda ses tellerinden ameliyat olan, azmi ve gayreti ile ses telleri olmadan konuşmayı başarmış bir örnek şahsiyetti. Kendisi bu durumundan hiç etkilenmeyerek üniversite yıllarından sonra başladığı hayat mücadelesine yılmadan devam etmiş, kişisel gayreti ve başarıları ile Türk Kamuoyunun önemli simalarından biri haline gelmişti. Adeta Erzincanlının gücünü ispat etmişti. Onunla tanışmaktan çok mutlu olmuştum. Sonra bana mesleki konularımızda ki güncel gelişmelerle ilgili olarak Kiplas’ta bir konferans verdirdi. Kendisini daha yakından tanıma fırsatı buldum. Organize Sanayi bölgesi danışmanlığını benim yapmamı istedi. Bilgiyi, işini iyi yapanı ve mücadele eden güçlü insanları seviyordu. Uzatmayacam beni şirketlerinin yeminli mali müşaviri olarak seçti. İnsana değer veren saygı duyan büyük otoriteydi. Ona bakınca kendi aile büyüklerimizi görürdüm. Bizimle alakalı bir düşünce olduğunda hemen sorumluluk alır ve sahip çıkardı.
Yaklaşık bir yıl önce tekrar hastalandı. Sonra tedavi oldu ve iç organlarında olan bu hastalığı tekrar yendi. Son zamanlarda tekrar hastalandı. Kendisini Kurban Bayramından beş gün önce, müdürü Ayhan Sözbir’ le ziyaret ettim. Erzincan’a babamla bayramlaşmaya gideceğimi söyledim. İyi dileklerini iletti. Fakat Refik Abi sessizdi. Abi sen bunu kaç kez yendin yine başaracaksın dedim. Bu sefer ümitli değilim dedi. Vedalaştık. Her zaman ki nezaketini hastalığında da bırakmamıştı. Bizi kapıya kadar geçirdi. Ellerinden öptük. Arkamızdan balkondan el salladı. Sonra bayram sonrası hakkın rahmetine kavuştu. Bana gıyabımda ‘’bizim çocuk’’ derdi. Hala çok üzgünüm. Allah(cc) nur içinde yatırsın.
Refik Baydur’u bilmeyen, tanımayan hemşerilerimiz için aşağıda özetmeye çalıştım. Daha sonra kendi kaleminden kendi anlatımını aktardım. İşveren sendikacılığının duayen ismi Refik Baydur 1929 yılında Erzincan, Tercan'da doğdu. İlkokulu Tercan ve Kırşehir'de ortaokulu Kars'ta liseyi de Erzurum'da Erzurum Lisesinde bitirdi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 1953-1957 yılları arasında Akbank ve Pamukbank'ta çalıştı. 1957 yılından itibaren özel sektörde muhtelif şirketlerde müdür, genel müdür ve murahhas azalık yaptı.1982 yılında TİMSAN şirketini kurdu.2016 yılına kadar TİMSAN şirketler grubunda Başkanlık yaptı.
İstanbul Hava Yollarının kurucuları arasında yer aldı. Timsan Şirketler Grubu'nun kurucu ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1963'ten bu yana Türkiye Kimya Petrol Lastik ve Plastik Sanayii İşverenleri Sendikası (KİPLAS) Yönetim Kurulu Üyeliği, İcra Komitesi Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı, GEBKİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Refik Baydur bu görevlerini Yönetim Kurulu Başkanı olarak vefat ettiği güne kadar devam ettirdi.
1964'ten itibaren Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nda (TİSK) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevi yapan Baydur, 1989'dan itibaren 3 dönem üst üste, 15 yıl boyunca sürdürdüğü Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden 26 Aralık 2004 tarihinde yapılan başkanlık seçiminde kendi isteği ile aday olmayarak ayrıldı. TİSK'in Onursal Başkanları arasında yer almaktadır.
İş Hukuku ve Sendikacılık konularında muhtelif makale ve yazıları ile "Ayran Aşı", "Bizim Çete" "İş Güvencesi Tartışmaları" "Zirvede 15 Yıl" "Bir Yürek Bin Sevgi" "Anılar ve Öneriler" "Türk Sendikacılığı" "Terörist Sendikacı" "Mucizeyi Yaratan Adam Mustafa Kemal" "Politika Dehası Atatürk" "Küllerinden Doğan Ülke ve Mustafa Kemal" "Türkler ve İslamiyet" "Bu Benim İşte" isimli kitapları neşredilmiştir. Eşi Zühal Baydur uzun yıllar KİPLAS'ın Genel Sekreterliği'ni ve Baş Hukuk Danışmanlığı'nı yapmış bir hukukçu olup, Türkiye'nin ilk kadın sendika yöneticisidir. Refik Baydur’un kızı Nilgün Hanım, babasının kızı denen türden çok kıymetli bir ablamızdır. Damadı Haldun Bey başarılı bir iş adamıdır. Torunu Ugur Sezin rahmetli büyüğümüzün çok değerli varlığıdır. Türk Çalışma hayatına ve bir dönemin siyasetine de damga vuran bir isim olan Refik Baydur, yaşamı boyunca işçi-işveren ilişkilerinin en kritik anlarında da önemli roller üstlendi. Tarihe geçen BEREC Grevi, İş Kanunları, Hür Teşebbüs Konseyi, Milli Prodüktivite Merkezi, 1987 Grevleri, TİSK ve 28 Şubat Süreci günlerinde adından sıkça söz ettirdi. Refik Baydur, Türkiye'de işçi kesimiyle işveren kesimi arasında uzun yıllara yayılan kalıcı barışın da mimarı olarak anılmaktadır.
KENDİ KALEMİNDEN REFİK BAYDUR
Refik Baydur'u anlatmak için çok şey yazılacak çok şey söylenecek. Ancak hakkında yazılan en etkili satırlar yine kendi kaleminden dökülen şu cümleler olacak şüphesiz…
Ben Kimim?
Ben bir köylü çocuğuyum…
Yemeğimi ortadaki bir tencereden, sofradaki insanlarla paylaştım. Onun için paylaşmayı ve zamanında sofrayı terk ederek yeniden yola koyulmayı büyüklerimden öğrendim. Bu memleket bana çok şeyler verdi. Öncelikle onurlu yaşamanın sırlarını köyümden ve Türk insanından öğrendim.
Laik parlamenter demokrasiyi ve Atatürk ilkelerini değerli öğretmenlerim ve idealist dostlarımla geliştirdik.
Sanayici olmanın tüm zorluklarını biliyorum. Zengin olmak için elime geçen fırsatları reklam yapmadan layık olanlarla paylaştım.
Aldığım her görevin altına, o sorumluluğu taşıyabileceğim zaman girdim. İnanmadığım hiçbir şeye hatır ve olanaklarım için "evet" demedim. Çalıştırdığım hiçbir kişinin bilerek hakkını yemedim.
Çalıştığım hiçbir kurum ve kuruluşa bilerek zarar vermedim. Babamın öğütlerine hep sadık kaldım. Rahmetli babam Hasan Baydur ölümünden önce bana şu öğütleri yazmıştı:
Devlet memuru olma.
Politikaya girme.
Emanete ihanet etme.
Doğru yanlış bilemem ama ben böyle yaşadım. Saygılarımla,
Mekanın Cennet Olsun Refik Abi.