Ülkede herşeyin adeta çivisi çıktı. Gezi parkı Eylemleri adı altında gösterilen toplumsal tepki ve meydana gelen olaylar ülke gündemini adeta sarsmıştı.
Biz de dahil, herkes bir şey söylemeye çalıştı ve söyledi de. Bir taraftan sosyal medyayı kullanan etkin bir grup adeta fitili ateşledi millet sokaklara döküldü. Siyasi iradenin başında bulunan Sayın Başbakan anlayamadığımız bir şekilde olayları gerdi. Dimdik ayaktayız dedi. Surda gedik açtırmak istemiyor diye yorumladık. Acaba ne oluyor ülkede isyan mı çıktı diyenler oldu, ihtilale zemin hazırlanıyor diyenler oldu v.s. Ancak bir kesim acaba sonrasında ne olacak diyerek bekleyelim görelim havasına girdi. Henüz sıcaklığını koruduğu için, bu olaylardan fazla bahsetmeye gerek duymuyorum.
Ancak ne olup bittiğini iyi anlamamız gerekiyor. Yaklaşık bir sene önce sanayici bir işadamı ile sohbet ettiğimizde kendisinin şöyle dediğini hatırlıyorum. ''Üstadım toplum geriliyor. Sayın Başbakan'ın toplumun diğer kesimini oluşturan insanları da düşünmesi lazım. Böyle giderse toplumun bu bölümü bir yerde patlar sokağa dökülür'' Bu sözün üstünden yaklaşık bir sene geçti ve gezi parkı olayları ile toplumun bir bölümünde hareketlilik oldu. Anlatmaya çalıştığım şey şu; yani toplumda bir gerginliğin olduğu yıllar önceden belliymiş. Bunu görenler var bende şahit oldum. Peki normal vatandaşlar bunu görüyor da Devletin tepesi, istihbaratı, toplum mühendisleri, güvenlik örgütleri görmüyor mu? Anlaşılması zor bir durumdur.
Şeytanın avukatlığını yapar isek; 3. Boğaz Köprüsüne Yavuz Sultan Selim Han'ın adı verilmese, Topçu Kışlası gündeme alınmasa Taksim de Gezi Parkı olaylarına meydan verilmeyebilirdi. Peki Devletin tepesi bunları göremedi mi? Yada şeytanca bir düşüce ile birisi bunlar tesadüf değildir der ise durumu nasıl açıklayacaklar. Sayın Başbakan'ın da surda gedik açtırmam ben yüzde 51 in oyunu aldım onları dinlerim sizi değil demesi de bu düşünceyi destekler nitelikte olabilir mi acaba. Kişisel kanaatim Devletin tepesinin daha önceden istihbaratı ve tahmini olsaydı bahsedilen iki bahane ortaya çıkamazdı. Peki ne oluyor. Yine birileri komplo teorisi diyecek: Ancak fikrimi söyleyeceğim. Bu olaylar iyi niyetli bir tepki ile çıkmıştır kabul, ancak körüklenmiştir. Körükleyenler kimlerdir? Buradan tekrar soruyoruz. Kim ne için bu olayları körüklemiştir. Hem göstericiler için hem siyasi irade için? Devletimizde her 20 yılda 30 yılda ortaya çıkan bu körükçüler kimlerdir. Bu körükçülerin amacı nedir? Bunun bilinmesi gerekiyor. Kanaatimce bu körükçülerin amacı sadece Recep Tayyip Erdoğan ve partisini iktidardan uzaklaştırmak değildir. Bunların derdi, ülkeyi kimin yönettiği değil ki? Bunların derdi; ülkenin nasıl yönetildiğidir. Gezi parkı olaylarına, ülkemiz insanıyla ilgisiz olan başta ABD ve AB Ülkeleri olmak üzere bir çok ülke, enteresan bir şekilde tepki göstermiştir. Neden yaptıklarını anlayamamıştık. Birazdan anlamaya çalışacağız.
“Memlekette alt kimlik üst kimlik var. Türkiye bir mozaiktir. Herkesin kendi kimliğini ifade etme özgürlüğü vardır. Türkiye'de Kürt sorunu vardır. Sen Türküm dersen o da ben kürdüm der. Analar ağlamasın. Laz'ı Kürdü Türk'ü Çerkez'i, Arnavut'u diye başlayan konuşmalar. Kürtleri ben temsil ediyorum. Biz de 80 civarında kürt milletvekili var. Kürtleri çok ihmal etmişiz. insan hakları var. Ortadoğu projesinin eş başkanıyız. Komşularla sıfır sorun. Bürokratlar Paşalar da neymiş ki burada millet var millet. Milletin dediği olacak. Kürt açılımı. Barış süreci. Apo ile görüşmeler. Apo ile pazarlık. Apo'nun direktifleri. Akil İnsanlar saçmalaması. Teröristler çekiliyor. Çekilme Eylül’ü bulacak. v.s'' şimdi herkes bu söylenenleri yapılanları bir kez daha düşünsün. Ne dir bunlar? Gelinen durumla bunların bir hazırlayıcılığı var mı? İki gün önce Taksim'e PeKaKa paçavraları ile yürüyenlere polis neden hemen müdahale etmedi. Lice de olan olaylar, Diyarbakır'da olan olaylarla yapılmak istenenler nedir. Şimdi geriye dönün Gezi Parkında ki olayları gözünüzün önüne getirin.
Yukarı da ki söylem ve uygulamalarla öyle bir hava estirildi ki; Sanki Türkiye Cumhuriyeti işgal altındaymışda işgalciler çekiliyormuş gibi bir hava oluştu. Hem de çekilme aylar sürüyor. ABD düzenli ordusunu 15 günde Irak tan çekti. Bizde 4 tane çapulcu aylarca çekiliyormuş! Nereden çekiliyorlar. Nereye girdiler ki çekiliyorlar. Zaten bu süreçten önce bu teröristlerin yüzde 90’ı imha edilmişti. Kalan yarısı Suriyeli ve Ermeni bin 500 terörist de Suriye de Esat a karşı savaşıyor. Burada kim var bilmiyoruz. Kim mi var? Cevap yukarı da PKK yı siyasallaştırdılar. Bütün Kürtleri yukarı da ki söz ve eylemlerle ayrılıkçı yaptılar.
Şimdi Devletin tepesinin uyumaması lazım. Son 10 yılda ki Siyasi iradenin uygulaması ile Kürt milliyetçiliğinin ve ayrılıkçılığının geldiği boyutları görmezden gelmesinler. Bakın bunlar uyandı. Gezi parkı olayları onlar için prova oldu. Şimdi düşünün; Kürtler Güneydoğuda bu türden bir eylemlere başlarlarsa ABD ve AB Ülkeleri başta olmak üzere burunlarının getirip ağzımızın içersine sokmazlar mı?
Self Determinasyon da Meclisten AK Parti tarafından çoktan geçirildi. Ne olacak şimdi Ülkeyi mi böldüreceğiz. Bu sefer Barzani ile nerede saz çalıp türkü söyleyecekler.
ABD Irak'ı bölerek Kürdistan'ın bir ayağını oluşturdu. Buna en büyük desteği de ülke olarak Türkiye verdi. Şimdi ikinci ayak Suriye de, üçüncü ayakta Türkiye de öylemi? Gezi Parkı olaylarını körükleyenler acaba bu günlere hazırlık mı yaptılar.
Şimdi, siyasal ayrışım yapmadan Ak Partili, MHPli, CHPli, BBPli ve SPli herkese sesleniyorum. Bu gidişat iyi değil. Herkes hangi pozisyonda olursa olsun. İster Milletvekili ister sade vatandaş olsun herkes bir kez daha düşünsün! Bir kez daha! Herkes düşündükten sonra yerini alsın. Millet ve devlet için bir araya gelelim. ABD’nin ve israil'in oyuncağı olmayalım. Her tür milliyetçiliği ayaklar altına almayan bir Türk Milliyetçisi olarak diyorum ki; Bu Devleti böldürtmeyeceğiz.