Sivil toplum Kuruluşları deyince aklımıza dernekler, vakıflar, sendikalar ve meslek odaları gelmektedir. Sivil toplum kuruluşları demokratik sistemler içinde önemli bir görevi yerine getirmektedir. Kısaca dernekler ve vakıflar sosyal ve ekonomik hayatın, meslek odaları ve sendikalar ise çalışma hayatımızın vazgeçilmez taşlarıdır. Devlet düzeni içerisinde ki durumu basit bir şekilde tarif etmek istersek; bir tarafta pozitif hukuk ve uygulayıcıları yani kamu erkinin uygulayıcıları yani devlet kuruluşları, diğer tarafta ekonomik amaç için kurulmuş bulunan özel sektör ve özel sektörün oluşturduğu gerçek ve tüzel kişiler, bir diğer tarafta ise gönüllü ve yardımsever vatandaşların oluşturdukları sivil toplum kuruluşları yer almaktadır. Birey-devlet ilişkileri içerisinde cereyan eden ilişkiler bütünün de sivil toplum kuruluşları önemli görevler üstlenmektedirler.   

Sivil toplum kuruluşlar kendi içinde aynı duygu ve düşünceyi paylaşan insanların bir araya gelmesiyle oluşturdukları tüzel kişiliklerdir. Bu kuruluşlar her ne kadar gönüllü bir dayanışma ve yardımlaşma özelliği gösterseler de kendi faaliyet alanlarında önemli güç oluşturmaktadırlar. Bunlardan meslek odalar ve sendikalar yasal mevzuat ile kuruluş şartları ve amaçları belirlenen sivil toplum örgütleridir. Diğer taraftan vakıflar ve dernekler ise sadece kuruluş şartları yasal mevzuatla belirlenmiştir. Bunların amaçları ve faaliyetleri kendi kuruluş amaçlarına göre farklılık oluşturabilir. Farklı amaç ve anlayış altında çalışan sivil toplum örgütleri,  bir şehirde, bölgede ya da ülke bütününde bir demet oluşturmaktadır. Bu da çeşitlilik ve zenginlik olarak değerlendirilmelidir. Toplumda sosyal dokuyu koruyan bölgesel özelliklere ve güzelliklere sahip çıkan ve yaşatan kuruluşlardır. Bu örgütler toplum düşüncesinin özgürleşmesine ve siyasi kalitenin yükselmesine büyük katkı sağlamaktadır. Sivil toplum örgütleri özgür düşünce ve özgür teşebbüsle beslenir. Bu yapılardan dolayı sivil bir gücü temsil etmekte ve kamu ve özel sektörün yanında üçüncü sektör olarak isimlendirilmektedir.

Sivil toplum kuruluşları, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. Yöneticileri siyasi yatırım yapmadıkları sürece yaşam koşullarının yükseltilmesinde olumlu rol oynayacak kuruluşlardır. Sivil toplum kuruluşları, toplum için sürdürdükleri faaliyetlerin toplumun farkında olmasını sağlamak ve kuruluşun algısını olumlu yönde değiştirmek için bazı adımlar atmalıdır. Bu, bütün sivil toplum kuruluşlarının ve üyelerinin ortak sorumluluğudur. Çünkü, sivil toplum kuruluşlarının temel amacı, toplumun yararı için çalışmalar yapmak ve toplumun bu faaliyetlere katılımını sağlayarak maksimum düzeyde sonuç elde etmektir.

Sivil toplum kuruluşlarının, mevzuatla kurulan sendika ve meslek odaları dışında kalan dernek ve vakıflar gönüllü insanlar tarafından kurulan ve masraflarını ve ekonomisini, vakıflarda vakfedilen para ve mallardan, derneklerde ise aidat ve bağışlardan oluşmaktadır. Özellikle İstanbul’ da kurulu bulunan ve hemşeri dayanışmasına dayanan hemen her ilden onlarca yüzlerce dernekler mevcuttur. Bu dernekler il, ilçe ve köy isimleri ile kurulu bulunan genelde eğitim ve kültür dernekleridir. Ayrıca iş adamlarının oluşturdukları siad lar da bu türden dernekler arasındadır. Sülale, kişi, bir yöre veya kent ismi ile kurulan vakıflarda etken olarak İstanbul’ da kurulmuştur. Üniversite ve hastane işletmek üzere iktisadi amaçlı kurulan konumuz dışındadır.

Vakıflar; bir vakıf senedine bağlı olarak kurucuları tarafından bağışlanan veya vakfedilen mal ve gelirlerden kimlere veya nerelere bağış yapılacağı vakıf senediyle belirlenen sivil toplum kuruluşlarıdır. İktisaden belli bir para veya değeri ihtiva etmesi bakımından vakıflar, diğer derneklerden önemli bir şekilde farklılık göstermektedirler. Günümüz de vakıf adı altında kurulan ve bir dernekten öte faaliyeti bulunmayan bir çok vakıf bulunmaktadır. Örneğin vakıf adı altındaki bir sivil toplum kuruluşunun bir takım insanlardan topladığı paraları öğrencilere burs olarak dağıtması bir vakıf faaliyetini değil dernek faaliyetini andırmaktadır. Vakıfla dernek arasında ki en büyük farklılık buradan oluşmaktadır. Dernekler gelirlerini bağış ve aidatlardan oluştururken, vakıflar gelirlerini vakfın kurucusu veya kurucuları tarafından bağışlanan mal ve paralardan oluşturmaktadır. Bu haliyle bakıyoruz ki, günümüzde faaliyet açısından dernek ancak isim olarak vakıf unvanını kullanan bir çok sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır.

Unvanında siad bulunan iş adamları dernekleri, bir bölge dayanışması veya sektör dayanışması şeklinde kurulmaktadırlar. Bu derneklerin gayelerinin üyelerinin ekonomik ve sosyal yönde ki ihtiyaç, dayanışma ve tanıtımını yapmak ve üyelerine katkı sağlamayı, üyeleri arasındaki ticareti ve işbirliğini artırmayı  amaç edinen sivil toplum kuruluşlarıdır. Ancak bakıyoruz ki, günümüzde bir çok siad şeklinde kurulu bulunan derneklerin faaliyetleri, üyelerinden aidat toplayıp temsil kabiliyetini amaç edinmiş ve eğitim ve kültür derneği kadar bile faaliyet gösteremeyecek hale gelmiştir. Özellikle sıkı iletişim ve dayanışma içerisinde olması gereken bölgesel siad derneklerinin, üyelerini nicelik ve nitelik olarak tanıması, sektörel olarak gruplandırdığı üye profillerinden birbirleriyle alış veriş yapabileceklerinin tespit edilerek ticarete teşvik etmesi, üye iş verenler için hemşeri pazarı oluşturulmasının teşviki, üyelerin kurumlarla ve üçüncü kişilerle olan ilişkilerine yardımcı olunarak katkı sağlanması, üyeler arasında koordinasyon sağlanarak yeni oluşumların önünün açılması, yasal mevzuatta meydana gelebilecek değişikliklerin ve teşviklerin uzmanları tarafından üyelere aktarılmasının sağlanması ve en azından üyelerini ihtiva eden bir almanak ın oluşturularak üyelerin hem birbirleriyle hem hedef pazarla iletişim ve pazarlama kabiliyetlerinin artırılması gerekir.

Bakıyoruz birçok dernek ve vakıf, kuruluş şart ve amacında uzak bir şekilde faaliyet gösteriyor. Her alanda olduğu gibi sivil toplum örgütleri konusunda da kavram kargaşası var. Hiçbir dernek veya vakıf amacına uygun hareket etmiyor. Peki sebep nedir? Orta yerde bulunan kavram kargaşası mı? Yoksa insanların yeni kimlik ve kariyer elde etme çalışmaları mı? Yoksa bu dernek ve vakıflar vasıtası ile belli siyasi kişilere destek ve güç oluşturmak mı? Yoksa siyaseten bir yere gelmiş kişilere yakınlaşmak için dernek ve vakıfları basamak olarak kullanmak mı? Bunlar gibi bir çok nedenler olabilir. İsteğimiz şu olmalıdır; bu güne kadar böyle gelmiş, ancak bundan sonra böyle gitmemelidir.