Şehirden şehire, ülkeden ülkeye dağılmış Erzincanlılar bilmez.
Ben bilirim köy meydanına gelmiş o eski minibüsün kapısını penceresini
Ben bilirim benzin kokusunun üzerime sinen ayrılık kokusunu...
Üç kafa idi o köy evimdeki camda...
Biri inip biri çıkıyordu.
Ben gidiyordum yalnızlığa...
Üç kafadan birini gördüm camda ağlıyordu...
Ben Erzincan'ı terk ediyordum...

Üç kafa idi o pencerede...
Birinin saçlarında okul tokaları vardı...
Birinin sırma saçları at kuyruğu örmeliydi...
En küçüğü kahküllüydü...
En çok da o ağlıyordu...
Ben gidiyordum...

O kerpiç evimizin camındaydı yavrularım...
Biri bakıyor....
Diğeri bakıp bakıp eğiliyordu...
En küçüğüm saklambaç oynar gibi yalancılıktan saklanıyordu...

Ben giderken o köyümden üç can vardı o pencerede...
Biri bakıp ağlıyordu...
Gözyaşları kurumadan...
Yerini bir başka kardeşine terk ediyordu...
Ben Erzincan'ı terk ederken...
O camda üç çocuğum vardı...
Fırat kudurmuş kan istiyordu...
Ergan başına çaputlar bağlamış ağıtlar yakıyordu...

Ben o ayrılık minibüsüne binerken
Bir canım perdeyi başına gelinlik tacı etmiş ağlıyordu...
Bir diğeri sanki "Erzincan'ı terk etme" diye ağıtları yakıyordu...
"Sıla ne yanda gurbet ne yana düşer" dedim"
Sağır oldu da duymadı beni Erzincan...
Ben o köy evimin ayvanlarını inerken il kez yalnız...
Sağ elimde tahta bavulum...
İçinde tumanım...
Yakasız düğmesiz gece giydiğim işliğim vardı..

xxx
O köyümüze iyi bak olur mu?.
Bir akşam güneş yarını doğurmaya gittiğinde...
Ay'a “cılız ışığınla yarına kadar idare ettir” dediğinde...
Sen köyümüzdeki evinden çık...
Harman yerine düşsün yolun...
Var gücünle bağır kanlıklara...
Buğday başakları der tarlalardan benim için...
Erzincan değirmenlerinde öğüt ikimizi unufak...

Ciğerlerin soluklanmaya hasret kaldığında...
Öksürük nöbetlerin olmaz bir yerde yakaladığında...
Ergan'a dön yüzünü...
Susuzluğunu Fırat'ta gider...
Bir banka otur soluklan Erzincan meydanında...

xxx
Ne zaman ki Erzincan düştüğünde benim akılsız başıma...
Yazamıyorum anlayın işte...
Arayıp sual ediyorum...
Gelsin şu bahtı kara şehri biri yazsın diye...
Herkes deliklere kaçıyor kimseyi bulamıyorum...
xxx
Bizimkiler gazetenin manşetine yazmışlar...
Erzincan 8 yılda 13 sıra mı ne atlamış diye...
Bane ne,sana ne...

XXX
Nerede yeryüzüne dağılmış bir milyon küsür Erzincanlı...
Erzincan'ın taşını toprağını sek sek yaparak kaçan sizler...
Sözde “Erzincanlıyım” diyerek edebiyat parçalayanlar...

xxx
Erzincan 8 yılda 13 sıra mı ne atlamış...
13 yetmez bize...
Bize bir olmak gerekmez mi...
O zaman haydi Talha, Ahmet Kara oğullar...
Al Erzincan bayrağını eline koş Erzincan'a
Gamze Nur kızla halaya dur...

xxx
"Hadi gel köyümüze geri dönelim" desem şimdi...
Diyeceksin ki “Abi abi arabesk takılma”
o zaman gel youtubeye girelim...
Ali Ekber Çiçek'i yadedelim
“Mektup selam söyle benden sılaya” desin...
Hala Erzincanlılığın varsa bir yerlerinde...
Sen orada ben burada ağlayalım...