Anadolu’nun en güçlü ve kuvvetli olduğu dönemleri araştırdığınızda karşınıza Anadolu’nun kalbi Erzincan çıkacaktır. Tarih yazan Erzincan’ın kudreti ve azameti ile Anadolu’yu şahlandırdığına şahitlik edeceksiniz. Erzincan asla kendisi için istemeyeceğini tarihler haykırsa da sır küpüdür.  Anadolu’nun geride kalmasındandır aslında Erzincan’ın hüznü, içten içe dertlenmesi… Şunu asla aklınızdan çıkarmayın yapacağınız her yatırımı Erzincan misliyle Anadolu’ya, özyurduna, Türkiye’ye geri verecektir.

Dünyayı karış karış gezen eski zaman gezginleri ve arkeologların çalışmalarını incelediğinizde aslında yaşadığınız coğrafyaya yapılması gereken yatırımlar gün yüzüne çıkıyor.

12. yüzyıl  ünlü kaşif ve tüccar Niccolo Polo’nun oğlu olan Marco Polo’nun ticari ve araştırma amaçlı dünyayı seyahati ile yazılmış olan bu önemli yapıtın ipek yolu, Türklerin anayurdu, Orta Asya'da yaşayan Türkler konularında pek çok bilgiyi içermesi bakımından Erzincan için özel bir yeri ve önemi de var. Eserinde, Erzincan’ın bölgenin en soylu ve metropol şehri olduğuna dikkat çekmiştir. Erzincan yerlilerinin farklı meslekleri ustalıkla icra ettiklerini ve dünyanın en iyi dokuma sanayisi ve bakır işlemesine sahip olduğuna değinmiştir. Ayrıca yeraltı su kaynaklarının zenginliği ve şifa kaynağı olduğunu tüm dünyaya duyurmuştur.

Yine çok ünlü seyyahlardan İbni Batuta 14. yüzyılda, Erzincan çarşılarının çok muntazam olduğunu, dokumacılığın ve bakır eşya yapımının deha düzeye ulaştığını ve üretilen birçok ürünün diğer bölgelere ticaretini yaptığını yazarlar.  

Evliya Çelebi’ye göre 17. yüzyıl ortalarında Erzincan’ın alçak duvarlı kalesi dışında 500 dükkânın varlığından bahsetmesi ilde ticaretin gelişmiş olduğunu göstermektedir.

Erzincan’a yapılacak yatırmaları değerlendirdiğinizde hangi politika ve planlama ile yola çıkarsanız çıkın sonuç değişmeyecektir. Yüzyıllar boyunca dokuma, bakır işlemesi ve zanaatkarların eşsiz ürünleriyle Anadolu ticaret merkezi ve metropol şehir olma özelliğine sahip Erzincan, tarih yazmıştır. Urartu dönemine ait, günümüzden yaklaşık 3 bin yıl önceki birçok geleneğin halen bölgede devam ettiğini de göstermiştir. Erzincan ve ilçelerinde yapılan keşif gezilerindeki bazı gözlemler sayesinde Altıntepe buluntularının işlevi konusunda bilgi sahibi olunmuştur. Bu gözlemler bilimsel olarak çok eski dönemlerde dahi Erzincan’ın bölgede ayrı bir öneme sahip olduğunu ve günümüzde oluşan demiryolu ağının çok eskiye dayandığının kanıtı niteliğindedir.

Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Erzincan, tarih öncesi dönemlerde; doğu-batı, güney, güneybatı yol güzergahlarının üzerinde bulunan stratejik bir bölgedir. Doğu-batı dünya ticaretinin odaklandığı bir konumda olması nedeniyle, doğu-batı ticaret merkezinin Erzincan’da olması güvenlik, dağıtım, lojistik ve benzeri kritik alanlarda avantaj sağlayacağı tarihi bir gerçektir. Bu bağlamda, faaliyetler arasında daha yoğun bir uyum ve koordinasyonun tesisi için esnek bir ticari strateji öngörülmesi gerekmektedir. Bu girişim tüm bölgenin ortak çıkarlarına dayanmaktadır.
Erzincan tarihinde ulaştığı ekonomik gelişmişliğe ivmelenen bir hızla yeniden ulaşması kaçınılmazdır. Yatırımları yapay olarak farklı noktalara yönlendirmenin toprağa uygun olmayan tohumu ekmenize benzer sonuçlara sebep olacağı düşünüldüğünde yapılan yatırımların doğru yapılması o derece önemlidir. Erzincan’a yapılacak yatırımların gündemde olması bu bölgeye yönelik yeni bir işbirliği girişimini ortaya koyuyor. Erzincan’a yapılması gereken yatırımlardan söz edildiğinde Erzincan için en önemli yatırımın ticaret odaklı ürünlerin Türkiye’nin Erzincan üzerinden dağıtım ve satış ağını oluşturulması gerektiği stratejik bir nokta olduğu gerçeğidir.
Tarihi olarak dikkatimizi bölgesel düzeyde yoğunlaştırmak Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Anadolu ortaklarımızla işbirliği için yeni bir alan açarak devam etmekte olan işbirliği süreçlerini canlandırmanın artık zamanı gelmiştir. Bu yazımla Erzincan bölgesinin ticaret merkezi olması yönünde yatırımların bölgeye daha iyi katkı sağlayacağına inanıyorum.
Sanayi odaklı yatırımlarda tekstil, dokuma sanayi, el işçiliği bakımından zengin ve kalıcı olacağını düşünüyorum. Bu yönde yapılacak yatırımların Türkiye için sürdürülebilirlik, operasyonel anlamda güç katacağı son derece önemlidir. Hayvancılığın devam ettiği ilçelerde yaygınlaştırılması, zenginleştirilmesi eski çağlardan günümüze bölgenin vazgeçilmez ekonomik dayanağıdır. Bu alanda elde edilen çıktıların dokuma sanayisine yapılacak yatırımlarla desteklenmesi yerel marka değer zinciri ile küresel pazarlamayı koordine etmeliyiz. Günümüzde, dünyanın en büyük ve en değerli şirketleri arasında olan içecek firmaları gerçeğine karşın, Erzincan doğal mineralli sularını bu markaların arasına katmak zorundayız. Erzincan doğal sularının eşsiz ve insanın en temel ihtiyacı olan su ile Asya ülkelerinin potansiyel pazar payı birleştiğinde sudan öte sağlığa faydası tartışılmazdır. Neslimizin, yapay ve sağlığı tehdit eden ürünlerin yerine memleketimizin doğal ürünlerini kullanmasını alışkanlık haline getirmeliyiz. Ülkemizin ürünlerine öncelik vermeyi öğrenmeliyiz. Erzincan üzümü, dünyanın en değerli elmasıdır. Elmasla mukayese ettiğinizde Erzincan üzümünün insana daha öte fayda sağladığı fikrindeyim. Anadolu topraklarında yetişen ve değerini bilmediğimiz paha biçilmez zenginliklerin ilaca dönüşümünü ve daha fazla bedel ödeyerek kullanmaya mecbur kalışımızı seyrediyoruz. Bu zenginlikleri doğal olarak tüketmeyi, ilaç sanayi ile üretimini ve küresel satışını hedeflemeliyiz.