“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almak” Yeni Anayasa yapma hazırlıkları, PeKaKa nın tasfiye süreci, siyasi sürem doluyor ne yapsam da tahtta bir dönem daha kalsam arayışları yazının başında belirtilen lafı insana demek ki söyletebiliyor. Hem de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na söyletiyor. O lafın söylendiği günden beri şuurlu her Türk’ün canı yanıyor. Yani söylenmek istenen aslında daha ilerisi mi, Türk Milliyetçiliği esaslı Türk İslam sentezi ideolojisi üzerine kurulan devletimizin kuruluş felsefesine mi dil uzatmak maksat, yoksa maksat devletimizin kuruluş felsefesini mi değiştirmek. Her iki maksadın da kabul edilebilecek bir tarafı yoktur. Bu söz siyasi tarihimize kara leke olarak geçmiştir.
Türk İslam sentezinin kime ne zararı var, kimin işini bozuyor ki Cumhuriyetin ilanından itibaren dışarıdan ve içeriden bir kısım Türk İslam sentezinin İslam bölümünü kopartarak milletimizi İslam’dan uzaklaştırmak, bir kısım Türk İslam sentezinin Türk’lük bölümünü kopartarak Milletimizi ümmetleştirmek peşinde koşuyor. Peki bu arayış neden kaynaklanıyor ve bunu kimler yapıyor diye düşünelim. Herkes tarafından da kabul ediliyor ki İslam’ın dünyada en iyi yaşandığı ülke Türkiye. Yine herkes tarafından da kabul ediliyor ki dünyada Türklüğün liderliğini de Türkiye Cumhuriyeti yapıyor. Bu durumda İslam dünyasının ve Türklük dünyasının ki, büyük bölümü zaten örtüşüyor, Türk İslam sentezi ile probleminin olmaması gerekir. Kanaatimce de yoktur. Tarih boyunca emperyalist siyonistler kendilerine içerden işbirlikçiler bularak Türk İslam sentezine kin kusmuşlardır. Hala da bu kin kusmaya devam etmektedirler. Peki bu korku nedir. Müslüman Türk’ten korkmanın alemi nedir diye bakıp düşündüğümüzde tarihimizi gözümüzde canlandıralım. Yüce Peygamberimiz (SAV)’in övgüsüne mazhar olan padişahın ve askerlerinin torunlarıyız. Dünya tarihinde çağ açıp çağ kapayan üç kıtaya 600 yıldan fazla hükmeden insanlık tarihinin en büyük imparatorluğunun torunlarıyız. Kimdi bunlar Müslüman Türk’lerdi.
Bugün üzerinde yaşamakta olduğumuz topraklar, bin yıla yakın bir süredir TÜRK ve İSLAM kavramlarının bir bütün içinde filizlenip büyüdüğü topraklardır. Selçuklular’dan bu yana birçok devlet ve toplum, TÜRK Bayrağı altında ve İSLAM kültürü çerçevesinde bu topraklar üzerinde yaşamıştır ve yaşamaya devam etmektedir. İnsanların bunca yıl düzen içerisinde yaşayabilmelerindeki en büyük etmen; toplumsal olarak milli bilinç ve Türk Milliyetçiliğine sahip olmalarıdır. Tarihin en büyük haçlı saldırısı olan dünyanın en büyük savaşını kazanmamıza vesile olan, kurtuluş savaşını kazanmamıza vesile olanda Türk Milliyetçiliği fikridir.
Uzak ve yakın tarihimizde hiçbir dönemde Türk Milliyetçiliği ırka bağlanan bir kavram olarak kendisini göstermemiştir. Türk Milliyetçiliği, kurduğu ve yaşattığı devleti yüceltme koruma ve bu devlet adı altında İslam’ın bayraktarlığını yapmak ve İslam’ın adaletini bütün insanlara göstermeyi amaç edinen bir ülküye sahiptir. Tarihimizde ve günümüzde Türk Milliyetçiliği kavramı, bulunduğu dönemde ki devletin hedefleriyle bütünleşen, milletin örf adet ve maneviyatının savunuculuğunu yapan ırkı temellere dayanmayan, kafa tasçı olmayan İslam’ın Sancağını en geniş coğrafyalarda dalgalandırmayı hedef alan birliktelikler olarak ortaya çıkmıştır.
Hiçbir kimse Türk Milliyetçilerine ırkçı diyemez. Büyük Atatürk Türk Milletini tarif ederken vatan içersin de yaşayan Müslüman unsurları Türk olarak tanımlayarak, ayrıca “Ne Mutlu Türk Olana” demiyerek, “Ne Mutlu Türküm Diyerek” Türk Milliyetçiliğinin ırkı temele dayanmadığının altını çizmiştir. Büyük Önder, bu gün be Kürdüm, Gürcüyüm, Çerkezim (vb) gibi diyenlere, devletimizi kurarken kucak açarak milletimizin evladı kabul etmiştir. Anlaşılıyor ki bu gün kendilerini ırkı manada farklı görenler Büyük Önder’in iltifatına mazhar olamayanlardır. Bu gün bu düşünce içersin de olanlar devletin hangi kademsinde olursa olsunlar unutmasınlar ki; Misak-ı Milli Sınırları içerisinde ki her karış toprak Tük Yurdudur. Ve Türklerindir. Türkiye Türklerindir. Çanakkale Savaşın da, dünyayı mağlup eden Türk Milliyetçileri, üç beş tane soysuz çetesine mi haddini bildiremeyecek. Kimse hayale kapılıp, kimse bu durumu fırsat bilip, kimse kendi menfaatleri için devletimizin kırmızı çizgilerine dokunmaya kalkmasın.