Ülkemiz kritik bir dönemden geçiyor. Geçen ay ki yazımda paylaştığım, Eylül/2012 tarihli gazetemizde ki yazıyı okuyanlar, bu günlere neden gelindiğini daha iyi anlayacaklardır.

Bölgesinde Milli ve Güçlü Devlet olarak İslam’ın en güçlü temsilcisi de Türkiye Cumhuriyetidir. Atalarımızın Anadolu’ya gelmesinden itibaren başlayan haçlı seferleri de halen devam etmektedir. Bölgesel coğrafya, Türk Dünyası ve İslam Dünyasının olmazsa olmazı Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Hem nefes aldığımız yer vatan olarak, hem soydaşlarımızın ümidi, hem tarihsel konumumuz hem de İslam Dünyasının varlığı için Devletimizin varlığı, birliği ve güçlülüğü hayati önem taşımaktadır. Devletimizin orasını burasını çekiştirmek yerine, milli devlet ilkesine ve cumhuriyetin değerlerine her zamandan daha fazla sahip çıkmalıyız. Siyaset yapılacak, politika üretilecek bir zamanda değiliz. Acemi politikalar ile başımıza büyük dert ettiğimiz, adını da koyarak devletin en tepesinden kürt sorunu dediğimiz terör örgütü sorunu Devletin başına büyük bela olmuştur. Her gün şehit haberleri ile yıkılıyoruz. Peki böyle olmak zorunda mıydı diye düşünenler haklılar. Böyle olmak zorunda değildi. Terör örgütü hainlerini bitirme noktasına gelen İç İşleri Bakanı İdris Nami Şahin’i görevden aldılar, ABD’nin planlarına uyarak bu hainleri Suriye ile mücadelede kullanılmak üzere görmezlikten gelenler elbette bu günlerin hazırlayıcısı oldular. Çözüm süreci diyerek, yalandan yere milleti oyalayıp, bu hainlerin şehir merkezlerinde yapılanmalarına göz yumuldu. Ayrıca da plan tutmadı ve Suriye’de de bu hainler bir işe yaramadığı gibi, Suriye’de ki YPG de ivmeyi ve çıtayı yükseltti. Sonuçta elde var sıfırda değil, eldeki sıfırın altındadır. Şimdi ne olacak dediğimizin cevabı; başlangıç cümlelerinde belirtilmiştir. Kabahatli ve yanlış aramakla vakit geçirmek yerine top yekun olarak içte ve dıştaki hainlerle mücadele etmektir.

Ülkemiz güvenlik endişesi yaşandığı, korku duyulan, her an nerede ve ne zaman bomba patlayacak diye beklenen bir görüntü vermekten derhal çıkmalıdır. Sivil vatandaşlara zarar vermeden, yıkılacaksa yıkılmalı, yakılacaksa yakılmalıdır. Devlet’in karşısında bir tek silahlı unsur bile kalmayıncaya kadar bu terörle mücadele devam etmelidir. Silahlı kuvvetlerimiz karşısında pes eder hale gelmek üzere olana hainlerin sözcülerinin ifade ettiği gibi, çözüm süreci saçmalığına artık kimse inanmamalı ve dillendirmemelidir. Son zaman ki uygulama ve söylemleri ile Sayın Cumhurbaşkanı’nın tehlikeyi gördüğü ve yapılması gerekenleri çok iyi analiz ederek uygulamaya koyduğu anlaşılıyor. Cumhurbaşkan’ı tarafından dillendirilen terörle mücadele konuları devletin bütün unsurları ile yerine getirilmelidir.

Son zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Başbakan arasında görüş ayrılıkları olduğu kamuoyu tarafından dikkatle izlenmektedir. Terör gibi top yekun bir mücadeleyi gerektiren bir konuda devletin tepesinde görüş ayrılığı olmamalıdır. Anlaşıldığı kadarı ile devletin tepesi farklı kurumlardan bilgi ve öneri almaktadırlar. Kanaatimce görüş ayrılıkları da bu yüzden kaynaklanıyor olabilir. Bu durumun çözülmesine Cumhurbaşkanının müdahil olarak devlet içerisinde ki sivil ve silahlı unsurlarımızın istihbaratlarının ve önerilerinin siyasi idare tarafından tek elden dinlenilmeli ve değerlendirilmelidir. Eğer bunlar yapıldığı halde halen görüş ayrılıkları var ise o zaman en uygun çözümün aranması gerekmektedir. İlkemiz, kırımızı çizgilerimiz Anayasamızda belirtilmiştir. Tek Devlet, Tek Millet, Tek Vatan, Tek Bayrak, Tek Dil olmazsa olmazımız olmalıdır. Son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı ve bir çok AKP yöneticisinin Cumhuriyetin temel değerleri ve Atamız hakkında ki olumlu bakış açılarını memnuniyetle izliyoruz. İnanmak istiyoruz ki aklı selim hakim oldu ve herkes tarafından Cumhuriyetimiz ilelebet sahiplendi.

AKP içerisinde Milletimizin kırımızı çizgilerini ilk önce İzmir’de hemşerimiz Sayın Binali Yıldırım ifade etmiştir. Çözüm sürecinin konuşulduğu ve Başbakanın değiştiği dönemde en kararlı sözün İlimizin evlatlarından biri tarafından söylenmesi gurur vesilesi olmuştur. Ayrıca Vekilimiz Serkan Bayram’ın mecliste yaptığı konuşmada “ …… milletvekili değil teröristin ta kendisidir’’ şeklinde ki ifadesi de aynı mahiyette önemlidir. Yakın gelecek te devletin tepesinde ki görüş ayrılıklarının devam edeceği görülüyor. Bu durumda ülke lehine olmayacaktır. Yapılması geciken bir durumun değişmesinde yarar var. İki defa başbakan olarak görev alacakken, son anda vazgeçilen Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakan olarak görev alması ülke yararına olacaktır diye düşünüyorum. Bu görev; hem terörle mücadelede, hem iç ve dış politikada, hem yatırımların koordinasyonu ve iş bilirlik, hem de devletle uyumlu çalışma açısından ülke lehine olacaktır. Aynı zamanda da ilimizin yetiştirdiği 3. Başbakan olarak tarihe geçecek ve hepimizi gururlandıracaktır. Yüce Allah(cc) birliğimizi ve dirliğimizi bozmasın, devletimizi ve milletimizi her türlü kötülükten korusun.
Ne Mutlu Türküm Diyene!