Seçimlerin sonucun da itibaren 2 aylık bir süre geçti, hükümet kurma çalışmaları hala sonuçlanmış değil. AKP tek başına iktidar olma şansını kaybetti, 13 yıldır iktidar da kalan AKP nin tek başına iktidarını necip milletimiz sonlandırdı. Öyle ilginç bir sonuç ortaya çıktı ki çözebilene aşk olsun. 13 yıl önce 3 Y ile yasaklarla, yolsuzlukla, yoksullukla mücadele edeceğiz diyerek milletin desteği ile iktidar olan AKP nin tek başına iktidar dönemi bitti. Geldiğimiz noktadan geriye baktığımızda,
Yasaklarla mücadelede ne oldu; devlete ve Cumhuriyete sövmek serbest oldu, zina suç olmaktan çıktı, tek din İslam’dır yazısı camilerimizden kaldırıldı, bölücü başı katil apo ya sayın Öcalan dendi. Bunların hepsi yasaktı serbest oldu. İyi şeylerde oldu; devlet milletle yakınlaştı, türban sorunu çözüldü, kamu tesislerinin faydalanılması tüm halkımıza açıldı, polis müdahalesi ve tutuklama geçtiğimiz yıla kadar Avrupa standartlarına ulaştı ve benzer iyi gelişmelerle millet kendisini daha özgüvende hissetti. Yoksulluk ve yolsuzluğa gelince bir yorum yapmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Milletimiz bunu kendisi yaşayarak görüyor. Ancak ülkemizin seçmen tercihlerinde iş yapma, iyi yönetme kabiliyetinden ziyade oy verilecek kişinin bireysel ibadet ve inanç şekli etkili olduğunu bu dönemde yapılan seçimlerde iyice anlamış bulunuyoruz.
Dünyada ki siyasi akımların ve bilimsel tespitlerin aksine, sol ideolojileri temsil eden partilere ekonomik olarak üst gelir grupları destek verirken, alt gelir grupları ve kısaca varoş diye tabir edilen oy depoları ise sağ partilere oy veriyor. Buradan çıkan sonuç şudur, seçmenimiz oy kullanırken bilimsellikten uzak bir şekilde duygularıyla hareket ederek tercihini yapıyor.
Ülkemizde 1940 ve 1950 yıllarında uygulanan sosyal politikalar sonucunda seçmenimizin bilinçaltına yerleşmiş bir olgu ile bireysel ibadet ve inanç özgürlüğünü savunan partilere sebepsiz ve nedensiz destek verildiği görülmektedir. Özellikle gerginlik politikalarının izlendiği dönemlerde durum kendini daha iyi göstermektedir. Bu durum Milli Devlet İlkesinin millet tarafından tam olarak kabullenilmemesi, Cumhuriyetimizin kurucu fikrinin sorgulanması gibi nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak demokrasinin tam olarak işlediğinden ve milletin egemenliğinin temsil edildiğinden çok kuvvetle bahsedilecek bir durumda değiliz. Siyasi partiler yasası halkın kendi vekilini seçmesini engellemektedir. Lider sultası halen devam etmektedir. Son seçimlerde CHP dışında hiçbir parti ön seçim yapmamıştır. AKP ve MHP de liderlerin yakınları milletvekili olmuşlardır. Ülkemizde esasen yanlış olan durum budur. Demokrasinin önünde ki en büyük engel Siyasi Partiler Yasası ve seçim kanunudur. Hatırladığım kadarı ile Tayyip Erdoğan AKP nin ilk günlerinde bu iki yasayı değiştireceğine dair millet huzurunda söz vermişti. Ancak her nedense gelinen durumda hiçbir şey yapılmadığı görülüyor. Bunun nedeni ülkemizde cereyan eden kontrollü siyasettir. Perde arkasında olan ve ülke siyasetini yönlendiren veya belirleyen aktörler lider sultası ile ülkeyi daha kolay yönetebilmektedirler.
AKP son yıllara kadar Cemaatle kol kola girerek iktidarını yürütmüş ve devletin en kritik noktalarına cemaat kökenli insanları atamıştır. Daha sonra bunlara hain damgasını vurmuştur. Suriye de Esad la kardeşiz diyen AKP lideri daha sonra onları düşman ilan etmiş ve ülkemizi içinden çıkılmaz bir durum içerisine sokmuştur. Alt kimlik üst kimlik tartışmalarıyla ben türküm diyemeyen lider, Kürt sorunu var çözüm sürecini başlatıyoruz diyerek, hainlere meydanı boş bırakmış; bölücülerin örgütlenmelerine, şehirlere sızmalarına, silahlanmalarına izin verilmiştir. Şimdi ise Kürt sorunu yoktur diyerek Ülke kaos içerisine sokulmuştur. Her gün gelen şehit haberleri yüreklerimizi dağlamaktadır. Şimdi önümüzde büyük bir sorun vardır. Çözüm sorunu? Ülkücü hareketin dışında herkes bu geçen dönemde çözüm sürecinden yana olmuştur. Milletimizin çoğunluğu çözüm sürecinden yana oy kullanmıştır. Şimdi bu süreci MHP’ye tamamlatmak isteyenler MHP liderini anlamakta güçlük çekiyorlar. Biraz düşünen akıllı olan her insan, MHP liderinin hem Meclis Başkanlığı seçiminde hem de hükümet kurma döneminde ki tutumunu anlayabilecektir. Doğru olan Meclis başkanının MHP den seçilmesiydi. Milletimizin evlatları da bu güne kadar çözüm sürecine destek verenlere oy verdiklerini unutmasınlar. Daha sonra mevcut liderlerin söylediği gibi milletimizin evlatları da kandırıldık, aldatıldık diyerek yakınmasınlar. Sonra pişman olmak hiçbir şeyi telafi etmeyecektir.
Yüce Allah(cc) Devletimizi Korusun ve Yüceltsin. Ne Mutlu Türküm Diyene.