2016 yılının Yüce Türk Milletine hayırlar getirmesini, milletimin mensuplarına sağlık, mutluluk ve başarılı getirmesini diliyorum.

Ortadoğu da dengelerin yeniden kurulmaya çalışılıyor. Yeni kurulacak dengede Batı, Doğu Bloku ve ABD daha fazla fayda sağlamak için adeta satranç oynuyorlar. Bu durum ülkemizi ve Türk Milletinin geleceğini çok yakından ilgilendirmektedir. Bu dengelerin ağırlık merkezi Suriye etrafında dönüyor. Suriye Ortadoğu ile aramızda kalan ve Sünni İslamcılar tarafından yönetilmediği için Arap dünyası ile sıkı ilişkileri bulunmayan bir ülke. Yıllardır iç savaş devam ediyor. Esat rejimi ile muhalifler arasında devam eden savaşa İşid ve PYD’nin katılması ile Suriye sorunu ve Ortadoğu denklemi iplik yumağı gibi karmaşık hale geldi. Bu karmaşa içerisinde ülkemizde çok kritik roller üstlenen her an bir sıcak çatışmanın olabileceği bir durumda beklemektedir. Lozan Barış Antlaşmasının 100 yıllık bir çözümü içermesi ve bu tarihin bittiği 2023 yılına yaklaşılması uluslararası hukuku ve yeni belirlemeler öncesi süreci yaşıyoruz. Haklı olarak Büyük Türkiye Cumhuriyeti Lozan Barış Anlaşması ile çevre ülkelerde bulunan Türk Milletinin evlatlarına sahip çıkmak zorundadır. Bu nedenle hem coğrafik, hem siyasi, hem dini ve mezhepsel, hem tarihi, hem ırki bağlantıları durumu ile bölgede sorunların içerisine dahil olan ve geleceğimizi belirleme noktasında mücadele eden bir durumdadır. Bölgede yıllardır istihbarat örgütleri cirit atmaktadır.

1952 yılında ülkemizin NATO ittifakına katılması ile ta o zamandan planlanan ve 12 Eylül 1980 ihtilali ile şartları ve hareket esasları yeniden belirlenen BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) olarak adlandırılan projede, hedeflerden ve esaslardan sapmalar ve bir çok sıkıntılar meydana geldiği için hedeflerin gerçekleşmekten uzak karmaşık bir hal aldığı konuşulmaktadır. BOP kapsamında desteklenen ve büyük bir etkiye sahip edilen cemaat ile birlikte tasarlanan Ilım İslam projesi ile birlikte başlayan Arap baharı senaryoları önce Suriye’de başarılı olamamış, sonra ise Mısırda çökmüştür. Bu proje ile Türkiye Cumhuriyeti modeli örnek alınarak tasarlanan Arap Ülkeleri, Türkiye liderliğinde daha kontrollü ve batı ve ABD’nin başını ağrıtmayan ve menfaatlerini maksimize eden, İsrail’i Büyük İsrail haline getirilmesi tasarlanmıştır. Bu projenin gerekçesi olarak terör faaliyetlerinin İslam dünyasından çıkması, İslam ile terörün özleştirmesi dayatması, sürekli Arap ülkelerinin birbirleri ile didişmesi, batı ve İsrail için tehdit oluşturacak hal alması gibi sübjektif esaslara dayanmaktadır. Ancak herkes tarafından bilinmektedir ki amaç temel olarak petrol ve doğal kaynak rezervleridir. Kim daha fazla pay alacak durumudur.

Türkiye’siz bir Ortadoğu kurulmasının mümkün görülmediği için planlanan projede Sayın Cumhur Reisimizin dediği gibi BOP’un eş başkanlığı Türkiye’ye yani Tayyip Erdoğan’a verilmiştir. Bu kişisel bir hukuk değil devleti yöneten irade anlamını taşımaktadır. Ilımlı İslam modelinin Ortadoğu da başarılı olmaması nedeni ve amacını aşarak devlette belirleyici olma gayreti içerisinde olduğu ve çeteleştiği iddia edilen hizmet hareketi tasfiye sürecine girmiştir.
Yalnız 1980’li yıllardan itibaren örgütlenen ve devlet ve ABD tarafından desteklenen bir hareketin tasfiyesi de uzun yıllar alacak gibi görülmektedir. Diğer taraftan devletin Ortadoğu planlarına ters hareket eden ve fırsatı değerlendirip daha etkin bir güç halini almak isteyen PeKaKa, siyasilerimizin zaafı ile çözüm süreci adı altına sürdürülen projeden faydalanarak kentlere silah yığınağı yaparak adeta devletimize savaş açmıştır.  Gelinen noktada devletimiz PeKaKa’nın belini kırmış, bu hainler sorun olmaktan çıkarak kendileri sorunlu hale gelmeye başlamışlardır. Tükenmekte olan hainler son hamle olarak siyasi uzantılarını kullanarak özerk ilan etme dertlerindedirler. BOP kapsamında iki temel unsurun ülkemiz aleyhine dönemsi Ortadoğu’da ki Türkiye’nin pozisyonunu planlananın çok ötesine götürmüş olduğu iddiaları mevcuttur.

Yapılması düşünülen yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışmaları; Ortadoğu’da yakın tarihte olabilecek sınır değişikliği ve yeniden yapılanmalar için devletin organizasyon yapısının siyasi ve askeri şeklinin uyumlu hale getirmesini içermektedir. Millet Devlet İlkesinden uzaklaşarak yapılan bu çalışmaları Yeni Türkiye diye adlandıranlara biz de Büyük Türkiye demek istiyoruz. Yüce Allah(cc) Türkü korusun ve yüceltsin. Ne Mutlu Türküm Diyene.