2011 Yılı yoğun ve haraketli geçmeye devam ediyor. Genel seçimler yapıldı. Yeni Meclis oluştu. Yeni Hükümet kuruldu. Ak Parti Hükümetleriyle kabinede 3 bakanla temsil edilen Erzincanlılar artık 1 Bakanla Sayın Binali Yıldırım’la temsil ediliyor. Hayırlısı olsun. Gönlümüz bütün bakanların ve başbakanında Erzincanlı olmasından yana. Elbette ki bu hislerimizde hemşeri duygularımız etkin. Ancak, yapılan çalışmaları da göz ardı etmeyelim. Her şeyin en iyisini Erzincanlılar yapar. Erzincanlılar; Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Bakanlık görevlerini başarı ile yapmışlardır. Bakanlık sayısının azalması Erzincanlıları üzmüştür. Ancak hemşerilerimizin yakından tanıdığı İsmet Yılmaz’ın Milli Savunma Bakanlığı’na atanması adeta teselli ikramiyesi olmuştur. Bakanlarımızı tebrik ediyor çalışmalarında başarılar diliyorum. Erzincan’a ve Erzincanlıya destek ve hizmetlerinin artarak devam etmesini bekliyoruz. Bürokraside de Erzincanlıların etkin bir şekilde görev almaları konusunda da aynı desteği kendilerinden bekliyoruz.
Meclis hararetli açıldı. Meclise gelmeyenler ve yemin etmeyenler. Meclise gelip yemin etmeyenler derken, CHP li vekiller yemin etti. Sorun bir nebze çözülmüş oldu. Ancak bölücü hainlerin saldırıları ve verilen şehitler yüreğimize kor gibi düştü. Üstüne demokratik özerklik zırvası, üstüne İmralı’ da ki hainden tehditler, uyarılar derken, futbolda şike soruşturması gündeme bomba gibi düştü, her şeyi gölgeledi. En önemli gündem haline geldi. Planlımı yapıldı bilmiyoruz. Ancak zamanlaması harika oldu. Neredeyse çığırından çıkmak üzere olan ayrılıkçılık ateşinin üzerine su serpti.
Yüksek Askeri Şura toplantısında tutuklu generallerin ne olacağı merakla beklenirken, Genel Kurmay Başkanı ve 3 kuvvet komutanı emekliliğini istedi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk olarak tarihe geçen olay oldu. Arkasından köşk devreye girdi. Cumhurbaşkanı hadiseyi yatıştırdı. Uzlaşma sağlanmış oldu gibi resim verildi. Yapılan pazarlık sonucu tutukluluk halleri devam eden amiral ve generallerin görev süreleri 1 yıl uzatıldı. Sanki görünmeyen bir el, önce ortamı geriyor, kişisel hamleler yapılıyor veya yaptırılıyor, sonra uzlaşma sağlanıyor filan gibi manasız görüntüler milletin kafasına kazınıyor. Kimse farkında değil ama bütün bu hamleler toplumu çok geriyor. Gereksiz yer kutuplaşmaya neden oluyor. Bu senaryoyu yönetenler ve uygulayanların umarız bu gerginliği daha fazla körükleyecek başkaca planları olmaz. Çünkü bir taraftan dünyanın en büyük savaşını kazanmış ve İslam Peygamberi (S.A.V.)nin övgüsünü kazanmış kahraman Türk Ordusu, diğer tarafta Aziz Türk Milleti. Karşı karşıya getirilmek istenen bunlar. Kanaatimizce bu senaryoyu yönetenler Türk Milletini tanımıyorlar. Bizim Milletimiz Asker, Askerimizde Milletimizin Öz evladıdır. Duygusallıktan uzak bakanlara şunu hatırlatmak gerekir; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dış dünyada gördüğü itibarın 1 numaralı nedeni Türk Silahlı Kuvvetleridir.
Yaptığımız her şeyi elimize yüzümüze bulaştırıyoruz veya birileri bilinçli olarak böyle olmasını istiyor. Şike soruşturmasında bakıyoruz Fenerbahçe Başkanı na yapılan muamele şike soruşturmasının önüne geçiyor. İnsanlık onuru zedeleniyor. Unutmayalım ki bu adam Türk Futboluna para harcamış emek vermiş bir isim. Adama zarar vereceğiz diye futbola zarar vermeyelim. Spora zarar vermeyelim.
Bir takım planlar ve darbe hazırlıkları yapma eğilimine girmişler diyerek birkaç kişiye zarar vermek yerine Türk Ordusuna zarar vermeyelim. Sorgulayacağız diyerek, tutuklayarak belki de masum olan insanlarımızı yıllarca boşu boşuna mahkum etmeyelim. Türk ordusunda orgenerallik yapmış kişilere hınçla ve kinle saldırmayalım. Sonradan pişman oluruz. Hukuku çalıştıralım. Ancak asla keyfiyete ve siyasi yansımalara yer vermeyelim. Kuvvetler ayrılığı ilkeleri üzerine kurulmuş demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devletini, kuvvetleri birleştirerek monarşiye ve saltanata dönüştürmeyelim. Kendi generalimize terör suçlaması yaparken, gerçek teröristlere göz yummayalım. Demokratik özerklik ilan edenlere göz yummayalım. Bunun açıkça devlete başkaldırı olduğunu görmezden gelmeyelim. Hukuku bunlar için çalıştıralım. En büyük baş belamız olan teröre odaklanalım. Terörün kökünü kazımak için ne lazımsa onları yapalım. Yapay gündem yaratarak bu sorunun üzerini örtüp öteleyerek terörü sonlandıramayız. Unutmayalım ki Kandili temizlemeden terörü temizleyemeyiz.