Sen yorgundun
Çöpe vermeye kıyamadığın koltuğunda umutlarına uyurdun
Düşler kurardın Kaf Dağı ardındaki olmayacak hayallerine.
Kâbuslârâ yatar karabasanlara uyanırdın.
Bismillah’larla sıçrardın yatağından.
Gözlerini kapardın.
Sağa sola sallanırdın.
Dudakların duaya dururdu.
Yaşadığına sevinsende.
Öksürük nöbetlerine üzülürdün.
Fazla yaşamam deyişlerine bir yudum su içerdin.
Bilirdin ki yüreğin bir serçe kuşu gibi ürkekti.
Sen uyurken.
İçki masalarından konsomatrisler kaldırılırdı.
Nefesinde bin bir acı tat
Koltuk altı ter, ğöğsü ucuz parfüm kokardı.
Umutsuzluklara sürüklenirdi tekme tokat.
Saçlarında bir el can acıtırdı.
Uyurken sen.
35 ekran televizyon yalınız kalırdı.
Duvara pili bitti bitecek bir el feneri gibi soluk ışık verirdi.
Bir Yeşilçam filmi oynardı.
Asıl kız Fatma Girik aşık olurdu.
Fabrikatör Hulisi Kentmen Avrupa’ya giderdi.
Asıl oğlan Ferit yalıda partiler verirdi en pahalısından.
Genç kızlar tecavüzcü Coşkun'dan ne çok korkardı.
Bakanı olmayınca eski televizyonunun küserdi.
Soluk renklerini siyah beyaza çevirirdi.
Senin haberin olmazdı.
Sen uyurdun.
Ben gecelerin nöbetine çıkardım.
Karanlıkları yorgan yapardım üstüne
Hasretleri yastık yapıp koyardım başın altına.
Sen titirerdin kavuşamadığımız sevdalarımıza.
Ben çaresizliğime ağlardım.
Sen uyarken sen gelirdin aklıma.
Hani umutsuzluklara kapılırdın güneşin gitme vakti geldiğinde.
Dağlara kızardın en çok da.
Dağlar sakladı güneşi, ışığımı aldı derdin.
Gözlerini dikip gökyüzüne bakardın.
Kör karanlıklarda ışık arardın.
Binlerce yıldıza bakar “Bir güneş etmez” derdin.
Yarın da kar yağar mı? soruna
Yağarsa güneş doğar mı yı eklerdin.
Gözlerimi gözlerinden kaçırırdım.
Sorunu yanıtsız bıraktığım için mi ne.
Ayaz gecelerde donardım.
Başımı öne eğer susardım.
Sen uyurken.
Ben ağustos sıcağı olurdum senin şehrinde
Korkaklık ter olurdu sanki yüzümde
Utancım damla damla düşerdi de toprağa
Ben sana çaresizliğimi anlatamazdım.
Al götür beni deme bir daha
Ne gelmeye gücüm var oraya.
Ne de seni görmeye gücüm.
Bir dere suyuna verdim kendimi
Belki alıp görürür dipsiz denizlere diye.
Sen uyurken
Başım dik, anlım ak yürüdüm hayat yolunda
Ne faişenin bekçisi...
Ne de pezevenklerin tetikçisi oldum...
Çaresizlikler ok gibi saplansa da yüreğime.
Ne virgül oldum bitmeyen cümlelerde.
Ne dediklerimin arkasına soru işaretleri koydum.
Kum tanesi kadar da olsa noktaydım.
Nokta koymaya mutlu oldum ben.
Sen uyurken.
Sıçrayarak uyanmalarından korkardım.
Birde benim için "Korktu" denilmesinden.
Gölgeler beni gizlemesin diye.
Her seferinde kafa tuttum karanlık canavarına.
En harbisinden tetikler düşürürdüm kaç kez...
Sen uyurken
Her akşam son kadehleri altın vuruşlar yapardım.
internetlerde kadınların umutlarının söndürülmesine içerdim en çok da.
Ben İğrençliklere kusardım hatırla.
Sen içki den sanırdın.
Bana pis ayyaş der bir kenera iterdin.
Sen uyurken ben düşler ülkesine giderdim
Umutlara ladesler tutardım.
Sevilen kadın nasıl olmalı(lara) fallar açardım.
En çok da papatya falları üzerdi beni.
Seviyor-Sevmiyor’larda, sevmiyor çıkardı hep.
Dalı yoktu ki kırayım papatyanın kollarını.
Bende “sevmiyor’ çıkma intikamlarımı...
Papatyanın filizini ezerek alırdım.
Sen uyanırdın.
Ben yalan olurdum.
Usulca çeker giderdim.